kara yılan der ki harbe oturak
kilis yollarından kelle getirek
nerde düşman varsa orda bitirek
vurun antepliler namus günüdür.
22 Ekim 2013 Salı
Ahmet Kaya - Kara Yazı
Geçmedi yare sözümüz
Yollarda kaldı gözümüz
Yere sürüldü yüzümüz
Böyleymiş karayazımız.
Çiçekler açılmaz oldu
Pınarlar içilmez oldu
Yar bize gülmez oldu
Böyleymiş kara yazımız.
Yalnız ona yar demiştik
Onda bir şey var demiştik
O bizi anlar demiştik
Böyleymiş kara yazımız.
Hey gönül gene bu gece
Kederim geceden yüce
Gel susalım beraberce
Böyleymiş kara yazımız
Yollarda kaldı gözümüz
Yere sürüldü yüzümüz
Böyleymiş karayazımız.
Çiçekler açılmaz oldu
Pınarlar içilmez oldu
Yar bize gülmez oldu
Böyleymiş kara yazımız.
Yalnız ona yar demiştik
Onda bir şey var demiştik
O bizi anlar demiştik
Böyleymiş kara yazımız.
Hey gönül gene bu gece
Kederim geceden yüce
Gel susalım beraberce
Böyleymiş kara yazımız
Ahmet Kaya - Kalan Kalır (Vur Sırtına)
Vur sırtına vur sırtına
Dostun olam vur sırtına
Madem ki ben kaldıramam
Derdimi al vur sırtına
Duman kalır duman kalır
Ocak tüter duman kalır
Ben yanarım hiç tükenmem
Benden sonra kalan kalır
Kalan kalır kalan kalır
Giden gider kalan kalır
Ben giderim geri gelmem
Benden sonra kalan kalır
Ah ne fayda ah ne fayda
Kefen beyaz ah ne fayda
Bir hayına yaş dökersin
Kadrin bilmez ah ne fayda
Meydan kalır meydan kalır
Yiğit ölmez meydan kalır
Yere vurma hatırımı
Sana kahpe meydan kalır
Kalan kalır kalan kalır
Giden gider kalan kalır
Ben giderim geri gelmem
Benden sonra kalan kalır.
Dostun olam vur sırtına
Madem ki ben kaldıramam
Derdimi al vur sırtına
Duman kalır duman kalır
Ocak tüter duman kalır
Ben yanarım hiç tükenmem
Benden sonra kalan kalır
Kalan kalır kalan kalır
Giden gider kalan kalır
Ben giderim geri gelmem
Benden sonra kalan kalır
Ah ne fayda ah ne fayda
Kefen beyaz ah ne fayda
Bir hayına yaş dökersin
Kadrin bilmez ah ne fayda
Meydan kalır meydan kalır
Yiğit ölmez meydan kalır
Yere vurma hatırımı
Sana kahpe meydan kalır
Kalan kalır kalan kalır
Giden gider kalan kalır
Ben giderim geri gelmem
Benden sonra kalan kalır.
Ahmet Kaya - Kafama Sıkar Giderim
Artık seninle duramam.
Bu akşam çıkar giderim.
Hesabım kalsın Mahşere.
Elimi yıkar giderim.
Sen zahmet etme yerinden.
Gürültü yapmam derinden.
Parmaklarım üzerinden.
Su gibi akar giderim.
Artık sürersin bir sefa.
Ne cismim kaldı ne cefa.
Şikayet etmem bu defa.
Dişimi sıkar giderim.
Bozar mı sandın acılar.
Belaya atlar giderim.
Kurşun gibi, mavzer gibi.
Dağ gibi patlar giderim.
Bozar mı sandın acılar.
Belaya atlar giderim.
Kurşun gibi, mavzer gibi.
Dağ gibi patlar giderim.
Bu akşam çıkar giderim.
Hesabım kalsın Mahşere.
Elimi yıkar giderim.
Sen zahmet etme yerinden.
Gürültü yapmam derinden.
Parmaklarım üzerinden.
Su gibi akar giderim.
Artık sürersin bir sefa.
Ne cismim kaldı ne cefa.
Şikayet etmem bu defa.
Dişimi sıkar giderim.
Bozar mı sandın acılar.
Belaya atlar giderim.
Kurşun gibi, mavzer gibi.
Dağ gibi patlar giderim.
Bozar mı sandın acılar.
Belaya atlar giderim.
Kurşun gibi, mavzer gibi.
Dağ gibi patlar giderim.
Ahmet Kaya - Kadınlar
Üç etekli ak pusulu türkü bakışlı
Kadınlar yürüyor dağlara doğru
Leylak moru gül kurusu dağlara dogru
Özlemlerle acılarla bir Anadolu
Sivas'lımı Urfa'lımı bilemem gayri
Kadınlar kadınlar dağlara doğru
Çalı çırpı sıla gurbet dağlara doğru
Sarı sıcak ak cibinlik dağlara dogru
Ordu ordu çekip gider ay çiçekleri
Bakma Turaç bakma bana bakma el gibi
Bilemezler avcının kim olduğunu
Sezmişler düşmanın kokusunu
Kadınlar kadınlar dağlara dogru
Özlemlerle acılarla bir Anadolu
Bu sıtmalı gecelere bu beşikleri,
Bakma Turaç bakma bana bakma el gibi.
Kadınlar yürüyor dağlara doğru
Leylak moru gül kurusu dağlara dogru
Özlemlerle acılarla bir Anadolu
Sivas'lımı Urfa'lımı bilemem gayri
Kadınlar kadınlar dağlara doğru
Çalı çırpı sıla gurbet dağlara doğru
Sarı sıcak ak cibinlik dağlara dogru
Ordu ordu çekip gider ay çiçekleri
Bakma Turaç bakma bana bakma el gibi
Bilemezler avcının kim olduğunu
Sezmişler düşmanın kokusunu
Kadınlar kadınlar dağlara dogru
Özlemlerle acılarla bir Anadolu
Bu sıtmalı gecelere bu beşikleri,
Bakma Turaç bakma bana bakma el gibi.
Ahmet Kaya - Kaçakçı Kurban
Lele kurban ben olayım
Ah göğsünde ben olayım
Senin yerin sıcak kalsın
Ah yine giden ben olayım.
Lele kurban zor gelir
Dağlara giden zor gelir
Avcı yaralar kekliği
Altum' a giden zor gelir.
Lele kurban boşa gider
Ne söylersen boşa gider
Çiğnenir ektiğin güller
Ah emeklerin boşa gider.
Lele kurban gülü verin,
Dönemsem de gülü verin,
Mayın tarlasına düştüm,
Kan kırmızı gül verin.
Ah göğsünde ben olayım
Senin yerin sıcak kalsın
Ah yine giden ben olayım.
Lele kurban zor gelir
Dağlara giden zor gelir
Avcı yaralar kekliği
Altum' a giden zor gelir.
Lele kurban boşa gider
Ne söylersen boşa gider
Çiğnenir ektiğin güller
Ah emeklerin boşa gider.
Lele kurban gülü verin,
Dönemsem de gülü verin,
Mayın tarlasına düştüm,
Kan kırmızı gül verin.
Ahmet Kaya - Kaçak ve Annem
Uçtum ateş üstüne
Dağlansın diye sızım
Sorma halim ne olur
Yoruldum anlamsızım.
Yağmur doldu içime
Açım sigarasızım
Uyuyor musun anne
Ben geldim; vefasızın.
Suç oldu suç üstüne
Her şarkım her yazım
Vuruştum türkülerle
Kanla beslendi sazım.
Bir rüzgarın önünde
Kaçağım kuralsızım
Duyuyor musun anne
Yalnızım çok yalnızım.
Ah dalsam dizinde
Uyusam doymaksızın
Sabah olmasa gece
Kaçmasam dermansızım.
Sür beni gül yüzüne
Gitsem de kalsın sızım.
Ağlıyor musun anne,
Gidiyor hayırsızın.
Dağlansın diye sızım
Sorma halim ne olur
Yoruldum anlamsızım.
Yağmur doldu içime
Açım sigarasızım
Uyuyor musun anne
Ben geldim; vefasızın.
Suç oldu suç üstüne
Her şarkım her yazım
Vuruştum türkülerle
Kanla beslendi sazım.
Bir rüzgarın önünde
Kaçağım kuralsızım
Duyuyor musun anne
Yalnızım çok yalnızım.
Ah dalsam dizinde
Uyusam doymaksızın
Sabah olmasa gece
Kaçmasam dermansızım.
Sür beni gül yüzüne
Gitsem de kalsın sızım.
Ağlıyor musun anne,
Gidiyor hayırsızın.
Ahmet Kaya - Jilet Yiyen Kız
O kızı nerede nasıl görsem
Aklımı başımdan alır ağzı
Saçları şıra köpüğü desem
Kaşları bıçak izi kırmızı
Yakut pulları mı&bu ne görkem
Kanlı gözbebeklerindeki yazı
Beni nasıl büyüledi bilmem
Kirpikleri örümcek kırmızı
Kızıl demirden bir ünlem
Salınması yangın yalnızı
Korkmasam öpmeye eğilsem
Dişleri elektrik kırmızı
Çarpılmışım başım sersem
Sevdim jilet yiyen kızı
Aklımı başımdan alır ağzı
Saçları şıra köpüğü desem
Kaşları bıçak izi kırmızı
Yakut pulları mı&bu ne görkem
Kanlı gözbebeklerindeki yazı
Beni nasıl büyüledi bilmem
Kirpikleri örümcek kırmızı
Kızıl demirden bir ünlem
Salınması yangın yalnızı
Korkmasam öpmeye eğilsem
Dişleri elektrik kırmızı
Çarpılmışım başım sersem
Sevdim jilet yiyen kızı
Ahmet Kaya - İyimser Bir Gül
Uyandım seni düşündüm
Birden bire duvar birden bire gece yarısı
Uyandım seni düşündüm hadi yar
Ay göğsümün ay göğsümün sol yarısı.
Su bulanınca
Meydanlarda sesin, sesin, sesin yırtılınca
Hiç dostun kalmayınca
Sarsılmış bir ömrün basamaklarından
Görüşmeye gel ne olur
İyimser bir gül olsun dudaklarında
İyimser bir gül olsun dudaklarında
İyimser bir gül olsun dudaklarında
Dert etme iyiyim ben
Ara sıra mahşer ara sıra yaşama hırsı
Dert etme iyiyim hadi yar
Ay hüznümün ay hüznümün tütün sarısı
Kan bulaşınca
Yangınlarda yüzün, yüzün, yüzün parlaşınca
Saçların tutuşunca
Zorlanmış bir hükmün tutanakların
Görüşmeye gel ne olur
İyimser bir gül açsın yanaklarında
İyimser bir gül açsın yanaklarında.
İyimser bir gül açsın yanaklarında.
Birden bire duvar birden bire gece yarısı
Uyandım seni düşündüm hadi yar
Ay göğsümün ay göğsümün sol yarısı.
Su bulanınca
Meydanlarda sesin, sesin, sesin yırtılınca
Hiç dostun kalmayınca
Sarsılmış bir ömrün basamaklarından
Görüşmeye gel ne olur
İyimser bir gül olsun dudaklarında
İyimser bir gül olsun dudaklarında
İyimser bir gül olsun dudaklarında
Dert etme iyiyim ben
Ara sıra mahşer ara sıra yaşama hırsı
Dert etme iyiyim hadi yar
Ay hüznümün ay hüznümün tütün sarısı
Kan bulaşınca
Yangınlarda yüzün, yüzün, yüzün parlaşınca
Saçların tutuşunca
Zorlanmış bir hükmün tutanakların
Görüşmeye gel ne olur
İyimser bir gül açsın yanaklarında
İyimser bir gül açsın yanaklarında.
İyimser bir gül açsın yanaklarında.
Ahmet Kaya - İçimde Ölen Biri Var
Bana birşeyler anlat, canım çok sıkılıyor
Bana birşeyler anlat anlat, içim içimden geçiyor
Yanımdasın susuyorsun, susuyor konuşmuyorsun
Bakıyor görmüyorsun
Dokunsan donacağım, içimde intihar korkusu var
Bir gülsen ağlayacağım bir gülsen kendimi bulacağım
Depremler oluyor beynimde dışarıda siren sesi var
Her yanımda susmuş insanlar susmuş
İçimde ölen biri var
Vayyyy vayyyy vayyyy vayyyy vayyyy vayyyy
Hadi birşeyler söyle, çocuk gözlerim dolsun
İçinden git diyorsun, duyuyorum gülüm
Gideceğim son olsun
Yanımdasın susuyorsun, susuyor konuşmuyorsun
Bakıyor görmüyorsun
Dokunsan donacağım, içimde intihar korkusu var
Bir gülsen ağlayacağım bir gülsen kendimi bulacağım
İçimde soluyorsun, iki can var içimde
Korkular salıyorsun üstüme korkular heran başka biçimde
Depremler oluyor beynimde dışarıda siren sesi var
Her yanımda susmuş insanlar susmuş
İçimde ölen biri var
Vayyyy vayyyy vayyyy vayyyy vayyyy vayyyy...
Bana birşeyler anlat anlat, içim içimden geçiyor
Yanımdasın susuyorsun, susuyor konuşmuyorsun
Bakıyor görmüyorsun
Dokunsan donacağım, içimde intihar korkusu var
Bir gülsen ağlayacağım bir gülsen kendimi bulacağım
Depremler oluyor beynimde dışarıda siren sesi var
Her yanımda susmuş insanlar susmuş
İçimde ölen biri var
Vayyyy vayyyy vayyyy vayyyy vayyyy vayyyy
Hadi birşeyler söyle, çocuk gözlerim dolsun
İçinden git diyorsun, duyuyorum gülüm
Gideceğim son olsun
Yanımdasın susuyorsun, susuyor konuşmuyorsun
Bakıyor görmüyorsun
Dokunsan donacağım, içimde intihar korkusu var
Bir gülsen ağlayacağım bir gülsen kendimi bulacağım
İçimde soluyorsun, iki can var içimde
Korkular salıyorsun üstüme korkular heran başka biçimde
Depremler oluyor beynimde dışarıda siren sesi var
Her yanımda susmuş insanlar susmuş
İçimde ölen biri var
Vayyyy vayyyy vayyyy vayyyy vayyyy vayyyy...
Ahmet Kaya - İçerden Çıkacak Birazdan Adam
İçerden çıkacak birazdan adam
Yılların tortusu çökmüş yüzüyle
Alnını güneşe serecek adam
Uykusuz ranzalar suskun voltalar
Geride kalacak ve ah hüzünle
Bir kül gibi savrulup gülecek adam
Kar yağmştır sardunyanın üstüne
Anılar toza toza bulanmıştır
Kitaplar sobada yanmış,
Ah sazlar duvarda kalmış
Güzelim şarkılar yağmalanmıştır
Kitaplar sobada yanmış,
Ah sazlar duvarda kalmış
Güzelim şarkılar yağmalanmıştır.
İçerden çıkacak birazdan adam
Yıpranmış bavulu hantal sesiyle
Kendini yollara vuracak adam
Yüz çeviren dostlar sinsi tavırlar
Açığı cıkacak ve ah kendiyle
Bir ince hasabı görecek adam
Susamıştır tebessümün seyrine
Sacları hiçbir gün okşanmamıştır,
Bir ihtilal kadar yalnız,
Ah vefanız kadar yanlış
Mümkünse farzedin yaşamamıştır.
Bir ihtilal kadar yalnız,
Ah vefanız kadar yanlış
Mümkünse farzedin yaşamamıştır.
Bir ihtilal kadar yalnız,
Ah vefanız kadar yanlış,
Mümkünse farzedin yaşamamıştır.
Yılların tortusu çökmüş yüzüyle
Alnını güneşe serecek adam
Uykusuz ranzalar suskun voltalar
Geride kalacak ve ah hüzünle
Bir kül gibi savrulup gülecek adam
Kar yağmştır sardunyanın üstüne
Anılar toza toza bulanmıştır
Kitaplar sobada yanmış,
Ah sazlar duvarda kalmış
Güzelim şarkılar yağmalanmıştır
Kitaplar sobada yanmış,
Ah sazlar duvarda kalmış
Güzelim şarkılar yağmalanmıştır.
İçerden çıkacak birazdan adam
Yıpranmış bavulu hantal sesiyle
Kendini yollara vuracak adam
Yüz çeviren dostlar sinsi tavırlar
Açığı cıkacak ve ah kendiyle
Bir ince hasabı görecek adam
Susamıştır tebessümün seyrine
Sacları hiçbir gün okşanmamıştır,
Bir ihtilal kadar yalnız,
Ah vefanız kadar yanlış
Mümkünse farzedin yaşamamıştır.
Bir ihtilal kadar yalnız,
Ah vefanız kadar yanlış
Mümkünse farzedin yaşamamıştır.
Bir ihtilal kadar yalnız,
Ah vefanız kadar yanlış,
Mümkünse farzedin yaşamamıştır.
Ahmet Kaya - Hoşçakalın Gözüm
Nedir bu başımdaki felaket
Kırk yıldır sefalette bu ahmet
Kefenimi alın dikin bir zahmet
Gömün beni, gömün beni bir başıma
Susamıyorum, susamıyorum
Elimde değil susamıyorum
-şiir-
Hele bir ışıklar sönsün
Hele bir kapansın kapılar
Sular durulsun
Bıçak atacağım daha 12'den
Kısa devre yapsın kalbim
Ellerim inatla dökülsün cigaraya
Dağlarda ay büyüsün
Sular köpürsün
Sen beni o zaman gör
Hele küssün meydanlar
Dehşetin oğlu gülsün
Ağır bir köpek karanlığı
Ve tüm mayınlar patlasın
Sen beni o zaman gör
Kaldırımlara yağmur dökülsün
Dağılsın dişlerimde gülüşler
Kaybettiklerim bir dönsün
Sen beni o zaman gör
-2-
Yalnızlık ne demek
Kül olsun uykular
Kuşlar silinsin gözlerimden
Sen beni o zaman gör
Saçlarımda kırılsın kar
Baştan çizilsin uçurumlar
Kırılsın camlar
Sen beni o zaman gör.
Kırk yıldır sefalette bu ahmet
Kefenimi alın dikin bir zahmet
Gömün beni, gömün beni bir başıma
Susamıyorum, susamıyorum
Elimde değil susamıyorum
-şiir-
Hele bir ışıklar sönsün
Hele bir kapansın kapılar
Sular durulsun
Bıçak atacağım daha 12'den
Kısa devre yapsın kalbim
Ellerim inatla dökülsün cigaraya
Dağlarda ay büyüsün
Sular köpürsün
Sen beni o zaman gör
Hele küssün meydanlar
Dehşetin oğlu gülsün
Ağır bir köpek karanlığı
Ve tüm mayınlar patlasın
Sen beni o zaman gör
Kaldırımlara yağmur dökülsün
Dağılsın dişlerimde gülüşler
Kaybettiklerim bir dönsün
Sen beni o zaman gör
-2-
Yalnızlık ne demek
Kül olsun uykular
Kuşlar silinsin gözlerimden
Sen beni o zaman gör
Saçlarımda kırılsın kar
Baştan çizilsin uçurumlar
Kırılsın camlar
Sen beni o zaman gör.
Ahmet Kaya - Hikayemiz (Bir Güneşti)
Bir güneşti gördüğüm dağlar ardında
Uzanıp gittiğim yollar ateşti sanki
Tuttuğum ellerde dostluk saklı bağrımda
Yürüyüp gittiğim yollar ateşti sanki
Bir volkandı içimizde coşan nehirler
Costukça umutlar hep taşardı sanki
Ne oldu bizim güneşe neden doğmuyor
Uzun uzak gecelerde sabah olmuyor
İşte bizim hikayemiz hep böyle gider
Umutlar hep gecelerde yol olur gider
İşte bizim hikayemiz burda biter
Aydınlıklar karanlıkta yol olur gider.
Uzanıp gittiğim yollar ateşti sanki
Tuttuğum ellerde dostluk saklı bağrımda
Yürüyüp gittiğim yollar ateşti sanki
Bir volkandı içimizde coşan nehirler
Costukça umutlar hep taşardı sanki
Ne oldu bizim güneşe neden doğmuyor
Uzun uzak gecelerde sabah olmuyor
İşte bizim hikayemiz hep böyle gider
Umutlar hep gecelerde yol olur gider
İşte bizim hikayemiz burda biter
Aydınlıklar karanlıkta yol olur gider.
Ahmet Kaya - Hiçbir Şeyimsin
Sen benim hiç bir şeyimsin
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbir şeyimsin
Varlığın anlaşılmaz
Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde
Sen benim hiçbir şeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Ne çok cığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde
Sen benim hiçbir şeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Uykum arasında cağırdığım
Çocukluk sesimle ağlayarak,
Sen benim hiçbir şeyimsin.
Yazdıklarımdan çok daha az
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Lüzumundan fazla beyaz
Sen benim hiçbir şeyimsin
Varlığın anlaşılmaz
Galiba eski liman üzerindesin
Nasıl karanlığıma bir yıldız olmak
Dudaklarınla cama çizdiğin
En fazla sonbahar otellerinde
Üniversiteli bir kız uykusu bulmak
Yalnızlığı öldüresiye çirkin
Sabaha karşı öldüresiye korkak
Kulağı çabucak telefon zillerinde
Sen benim hiçbir şeyimsin
Hiçbir sevişmek yaşamışlığım
Henüz boş bir roman sahifesinde
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Ne çok cığlıkların silemediği
Zaten yok bir tren penceresinde
Sen benim hiçbir şeyimsin
Yabancı bir şarkı gibi yarım
Yağmurlu bir ağaç gibi ıslak
Hiç kimse misin bilmem ki nesin
Uykum arasında cağırdığım
Çocukluk sesimle ağlayarak,
Sen benim hiçbir şeyimsin.
Ahmet Kaya - Herkes Kendi İşine
Dağlar bize düz olur lo
Yar gelmezse ne olur
Bir yar gider bin yar gelir
Düşmanlar görür kör olur
Hadi sen git işine de
Herkes kendi işine
Dağlarımda zulüm var lo
Düşemem yar peşine
Güle baykuş kondurmayın
Küstürüp soldurmayın
Yare birşeyler söyleyip
Kafamı bozdurmayın
Hadi sen&çek işine de
Herkes kendi işine
Dağlarımda zulüm&ölüm var lo
Düşemem yar peşine.
Yar gelmezse ne olur
Bir yar gider bin yar gelir
Düşmanlar görür kör olur
Hadi sen git işine de
Herkes kendi işine
Dağlarımda zulüm var lo
Düşemem yar peşine
Güle baykuş kondurmayın
Küstürüp soldurmayın
Yare birşeyler söyleyip
Kafamı bozdurmayın
Hadi sen&çek işine de
Herkes kendi işine
Dağlarımda zulüm&ölüm var lo
Düşemem yar peşine.
Ahmet Kaya - Hep Sonradan
Ne sen leyla' sın ne de ben mecnun
Ne sen yorgun ne de ben yorgun
Kederli bir akşam içmişiz sarhoşuz hepsi bu
Hep sonradan gelir aklım başıma hep sonradan sonradan
Hep sonradan gelir aklım başıma hep sonradan
Hep sonradan gelir aklıma hep sonradan, sonradan
Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan
Ne sen bulutsun ne de ben yağmur
Ne sen mağrur ne de ben mağrur
Hüzünlü bir akşam susmuşuz durgunuz hepsi bu
Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan, sonradan
Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan
Hep sonradan gelir aklıma, hep sonradan, sonradan
Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan.
Ne sen yorgun ne de ben yorgun
Kederli bir akşam içmişiz sarhoşuz hepsi bu
Hep sonradan gelir aklım başıma hep sonradan sonradan
Hep sonradan gelir aklım başıma hep sonradan
Hep sonradan gelir aklıma hep sonradan, sonradan
Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan
Ne sen bulutsun ne de ben yağmur
Ne sen mağrur ne de ben mağrur
Hüzünlü bir akşam susmuşuz durgunuz hepsi bu
Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan, sonradan
Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan
Hep sonradan gelir aklıma, hep sonradan, sonradan
Hep sonradan gelir aklım başıma, hep sonradan.
Ahmet Kaya - Haydi Git
Haydi git güle güle
Güle güle sana
Acılara yeten gücüm
Mektuplara yetmedi
Demirlere yeten gücüm
Mektuplara yetmedi
Bu ne biçim sevgi
Nasıl kardeşlik
Bu nasıl dostluk
Bu ne beter sevda
Benim aklım ermedi
Haydi git güle güle
Güle güle sana
İçli mektuplar gelmesin
Kavuşmaz uzaklardan
Yanık mektuplar gelmesin
Kavuşmaz dostluklardan
Haydi git güle güle
Güle güle sana
Zincirlere yeten gücüm
Mektuplara yetmedi
Demirlere yeten gücüm
Mektuplara yetmedi.
Güle güle sana
Acılara yeten gücüm
Mektuplara yetmedi
Demirlere yeten gücüm
Mektuplara yetmedi
Bu ne biçim sevgi
Nasıl kardeşlik
Bu nasıl dostluk
Bu ne beter sevda
Benim aklım ermedi
Haydi git güle güle
Güle güle sana
İçli mektuplar gelmesin
Kavuşmaz uzaklardan
Yanık mektuplar gelmesin
Kavuşmaz dostluklardan
Haydi git güle güle
Güle güle sana
Zincirlere yeten gücüm
Mektuplara yetmedi
Demirlere yeten gücüm
Mektuplara yetmedi.
Ahmet Kaya - Hasretinden Prangalar Eskittim
Ard-arda bilmem kaç zemheri geçti
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
Dışarıda gürül gürül akan bir dünya
Bir ben uyumadım, kaç bahar leylim
Hasretinden prangalar eskittim
Karanlık gecelerde kendimden geçtim
Saçlarına kan gülleri takayım
Bir o yandan bir bu yandan
Elma yanaktan.
Açar kan kırmızı yedi verenler
Kar yağıyor bir yandan
Savrulur karaca dağı savrulur zozan
Bak bıyığım buz tuttu, üşüyorum ben
Zemheri de uzadıkça uzadı
Seni baharmışsın gibi düşünüyorum
Seni diyarbekir gibi düşünüyorum.
Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu
Dışarıda gürül gürül akan bir dünya
Bir ben uyumadım, kaç bahar leylim
Hasretinden prangalar eskittim
Karanlık gecelerde kendimden geçtim
Saçlarına kan gülleri takayım
Bir o yandan bir bu yandan
Elma yanaktan.
Açar kan kırmızı yedi verenler
Kar yağıyor bir yandan
Savrulur karaca dağı savrulur zozan
Bak bıyığım buz tuttu, üşüyorum ben
Zemheri de uzadıkça uzadı
Seni baharmışsın gibi düşünüyorum
Seni diyarbekir gibi düşünüyorum.
Ahmet Kaya - Haramiler
Yel eser yücelerden
Türküler hecelerden
Göz değil yaylım ateş
Sürmesi gecelerden
Olta attım ipi yok
Balta tuttum sapı yok
Nere gitmiş bu evler
Pencere var kapı yok.
Oy bahçeler bahçeler
Bahçede kuzu meler
Vura vura götürdü
Yavrumu haramiler
Gelen gitti
Gelen gitti
Ağlayan gülen gitti
Yerle yeri
Toprak bozuk
Gül ektim diken bitti.
Soba kurdum tütüyor
Tütün gül tütüyor
Düştü düşman nalına
Taş zindanda yatıyor.
Türküler hecelerden
Göz değil yaylım ateş
Sürmesi gecelerden
Olta attım ipi yok
Balta tuttum sapı yok
Nere gitmiş bu evler
Pencere var kapı yok.
Oy bahçeler bahçeler
Bahçede kuzu meler
Vura vura götürdü
Yavrumu haramiler
Gelen gitti
Gelen gitti
Ağlayan gülen gitti
Yerle yeri
Toprak bozuk
Gül ektim diken bitti.
Soba kurdum tütüyor
Tütün gül tütüyor
Düştü düşman nalına
Taş zindanda yatıyor.
Ahmet Kaya - Hani Benim Gençliğim
Hani benim sevincim nerde
Bilyelerim topacım
Kiraz ağacında yırtılan gömleğim
Çaldılar çocukluğumu habersiz
Penceresiz kaldım anne
Uçurtmam tel örgülere takıldı
Hani benim gençliğim anne
Penceresiz kaldım anne
Uçurtmam tellere takıldı
Hani benim gençliğim nerde
Ne varsa buğusu genzi yakan
Ekmek gibi aşk gibi
Ah ne varsa güzellikten yana
Bölüştüm büyümüştüm
Bu ne yaman çelişki anne (x2)
Kurtlar sofrasına düştüm
Hani benim gençliğim anne
(x2)
Hani benim sevincim nerde
Akvaryumum kanaryam
Üstüne titrediğim kaktüs çiçeği
Aldılar kitaplarımı sorgusuz
Duvarlar konuşmuyor anne (x2)
Açık kalmıyor hiç bir kapı
Hani benim gençliğim anne & nerde
(x2)
Yağmurları biriktir anne (x2)
Çağ yangınında tutuştum
Hani benim gençliğim anne
Bilyelerim topacım
Kiraz ağacında yırtılan gömleğim
Çaldılar çocukluğumu habersiz
Penceresiz kaldım anne
Uçurtmam tel örgülere takıldı
Hani benim gençliğim anne
Penceresiz kaldım anne
Uçurtmam tellere takıldı
Hani benim gençliğim nerde
Ne varsa buğusu genzi yakan
Ekmek gibi aşk gibi
Ah ne varsa güzellikten yana
Bölüştüm büyümüştüm
Bu ne yaman çelişki anne (x2)
Kurtlar sofrasına düştüm
Hani benim gençliğim anne
(x2)
Hani benim sevincim nerde
Akvaryumum kanaryam
Üstüne titrediğim kaktüs çiçeği
Aldılar kitaplarımı sorgusuz
Duvarlar konuşmuyor anne (x2)
Açık kalmıyor hiç bir kapı
Hani benim gençliğim anne & nerde
(x2)
Yağmurları biriktir anne (x2)
Çağ yangınında tutuştum
Hani benim gençliğim anne
Ahmet Kaya - Hadi Sen Git İşine
Dağlar dizi dize düz olur mu?
Yar gelmesize ne olur
Bir yar gider bin yar gelir
Düşmanlar görür kor olur
Hadi sen git isine de herkes kendi isine
Dağlarımda zulüm var mı düşemem yar peşine
Hadi sen git işi nede herkes kendi isine
Dağlarım da zulüm var mı düşemem yar peşine
Güle baykuş kondurmayın
Küstürüp soldurmayın
Yare bir şeyler söyleyip
Kafamı bozdurmayın
Hadi sen git isine de herkes kendi isine
Dağlarımda zulüm var mı düşemem yar peşine.
Hadi sen git isine de herkes kendi isine
Dağlarımda zulüm var mı düşemem yar peşine.
Hadi çek git isine de herkes kendi isine
Dağlarımda zulüm var mı düşemem yar peşine.
Yar gelmesize ne olur
Bir yar gider bin yar gelir
Düşmanlar görür kor olur
Hadi sen git isine de herkes kendi isine
Dağlarımda zulüm var mı düşemem yar peşine
Hadi sen git işi nede herkes kendi isine
Dağlarım da zulüm var mı düşemem yar peşine
Güle baykuş kondurmayın
Küstürüp soldurmayın
Yare bir şeyler söyleyip
Kafamı bozdurmayın
Hadi sen git isine de herkes kendi isine
Dağlarımda zulüm var mı düşemem yar peşine.
Hadi sen git isine de herkes kendi isine
Dağlarımda zulüm var mı düşemem yar peşine.
Hadi çek git isine de herkes kendi isine
Dağlarımda zulüm var mı düşemem yar peşine.
Ahmet Kaya - Hadi Bize Gidelim
Yapma bana bu nazı
Kırarım Şimdi sazı
Suratını asıp ta
Cehennem etme yazı
Hadi bize gidelim yar
Şişeleri dizelim yar olmazsa
İçelim içelim ölümüne içelim
Karakola düşelim yar
Bakma öyle gözüme
İnanmadım sözüne
Ben ne hatunlar gördüm
Güvenilmez sözüne
Gecelere gidelim yar
Ödülleri alalım yar
İçelim içelim ölümüne içelim
Karakola düşelim yar.
Kırarım Şimdi sazı
Suratını asıp ta
Cehennem etme yazı
Hadi bize gidelim yar
Şişeleri dizelim yar olmazsa
İçelim içelim ölümüne içelim
Karakola düşelim yar
Bakma öyle gözüme
İnanmadım sözüne
Ben ne hatunlar gördüm
Güvenilmez sözüne
Gecelere gidelim yar
Ödülleri alalım yar
İçelim içelim ölümüne içelim
Karakola düşelim yar.
Ahmet Kaya - Gül Dikeni
Uçakları nedeyim
Gökkuşağı gönder bana
Senin olsun süngülerin
Gül dikeni yeter bana.
Kan kurşundan silinince
Kardeş olur, kardeş olur eller bana
Kan kurşundan silinince
Kardeş olur, kardeş olur, kardeş olur eller bana.
Silahları nedeyim
Benim sevgim mavzer bana
Suya attığım çiçekler
Bir gün olur döner bana.
Kan kurşundan silinince
Kardeş olur, kardeş olur eller bana
Kan kurşundan silinince
Kardeş olur, kardeş olur, kardeş olur eller bana.
Gökkuşağı gönder bana
Senin olsun süngülerin
Gül dikeni yeter bana.
Kan kurşundan silinince
Kardeş olur, kardeş olur eller bana
Kan kurşundan silinince
Kardeş olur, kardeş olur, kardeş olur eller bana.
Silahları nedeyim
Benim sevgim mavzer bana
Suya attığım çiçekler
Bir gün olur döner bana.
Kan kurşundan silinince
Kardeş olur, kardeş olur eller bana
Kan kurşundan silinince
Kardeş olur, kardeş olur, kardeş olur eller bana.
Ahmet Kaya - Gül Dikeni
Uçakları nedeyim?
Gökkuşağı gönder bana
Senin olsun süngülerin
Gül dikeni yeter bana
Kan Kurşundan silinince
Kardeş olur kardeş olur eller bana
Kan Kurşundan silinince
Kardeş olur kardeş olur eller bana
Kan Kurşundan silinince
Kardeş olur kardeş olur eller bana
Kan Kurşundan silinince
Kardeş olur kardeş olur eller bana
Silahları nedeyim?
Benim sevgim mavzer bana
Suya attığım çiçekler
Bir gün olur döner bana
Kan Kurşundan silinince
Kardeş olur kardeş olur eller bana
Kan Kurşundan silinince
Kardeş olur kardeş olur eller bana
Kan Kurşundan silinince
Kardeş olur kardeş olur eller bana
Kan Kurşundan silinince
Kardeş olur kardeş olur eller bana.
Gökkuşağı gönder bana
Senin olsun süngülerin
Gül dikeni yeter bana
Kan Kurşundan silinince
Kardeş olur kardeş olur eller bana
Kan Kurşundan silinince
Kardeş olur kardeş olur eller bana
Kan Kurşundan silinince
Kardeş olur kardeş olur eller bana
Kan Kurşundan silinince
Kardeş olur kardeş olur eller bana
Silahları nedeyim?
Benim sevgim mavzer bana
Suya attığım çiçekler
Bir gün olur döner bana
Kan Kurşundan silinince
Kardeş olur kardeş olur eller bana
Kan Kurşundan silinince
Kardeş olur kardeş olur eller bana
Kan Kurşundan silinince
Kardeş olur kardeş olur eller bana
Kan Kurşundan silinince
Kardeş olur kardeş olur eller bana.
Ahmet Kaya - Gururla Bakıyorum Dünyaya
birer birer biner biner biner ölürüz
yana yana ahh döne döne yine geliriz ay canım
biz dostu da düşmanı da elbet biliriz
vurulup düşenler canım darda kalmasın ay gülüm
çünkü isyan bayrağıdır böğrüme saplanan sancı
çünkü harcımı öfkeyle, imanla karıyorum
ve kederin
ve solgun yüzlü işçilerin üzerine
dağbaşlarının hırçınlığı savruluyor benden.
çünkü beni ateşiyle dimdik tutan kin
çünkü benim gözbebeklerimde tutuşan şafak
miting afişleri
cesur pankartlar
ve binlerce militan
derin denizlerin aydınlığı
zorlu sabahlar
gökyüzü ve lâle
sıkılmış bir yumruk gibi giriyoruz hayata.
çünkü ben sevdiğim kızı
yaşamak gibi
ki şiirini yazamayan
ve türküsünü söyleyemeyen halkım gibi
binlerce ve binlerce kurşunlanan halkım gibi
zincirlere vurulan
savaşlara yollanan
vergilere bağlanan halkım gibi
felç olmuş yalnızlıklara bırakarak
büyük acıların ve gözyaşının içine bırakarak
şiirlerimin bir bıçak gibi ışıldadığı
devrim türkülerini
ve başkaldırmayı öğreten dudaklarını
bir kere olsun öpemeden
bir kere olsun tutamadan kaygısızca
serin bir yaz gecesi gibi ürperen ellerini
hatta boynunu ve ayak bileklerini
bilemeden bilemeden bilemeden
vurdum yüreğimi şanlı kavgaya
barışın ve özgürlüğün dağlarına yürüyorum işte
yiğitsen uslandır beni
ey yasakların
kahpeliğin
ve soygunların koruyucusu
türkü çağıran kızlarımı sustur
ve kahraman oğullarımı,
mezar kaza kaza kederli, kızgın
tohum serpe serpe hünerli
ve sömürüle sömürüle bomboş
ve açlığın
ve zulmün izlerini
derin uçurumlarında taşıyan ellerimi
nacaklara ve tırpanlara sarılan ellerimi
mavzerlere sarılan ellerimi
zincirlere vur gücün yeterse.
ama adına yaşamak dersen
re-zil-ce
çatlayan tomurcuğun
doğan çocuğun çığlığını duymadan
gül benizli sevgilinin
titreyen göğüslerini öpmeden doya doya
korka korka
yana yana
her gün biraz daha derinden
her gün biraz daha kapkara duyarak ölümü
aç ve arkasız
köpekleşerek
yaşamak dersen
bu yürek
çat diye çatlasın be!
kirsiz passız arı duru özümüz
namussuza kanlı hançer sözümüz
çok uzaktır dostlar bizim yolumuz
bulana yürüyene bin selam olsun
gelgelelim parlayan güneşi
emekçi halkların
kahraman halkların güneşini
şehvetle içine dolduran toprak
şimdi sımsıcak
şimdi ulaşılmaz
şimdi olgun meyvalarla dolu
bahar bahçelerini salmaktadır dünyaya,
ve gül benizli sevgililerin dudaklarında hayat
bizi aşka ve kavgaya çağırmaktadır,
bıçak kemiğe dayandığı
ok yaydan fırladığı için değil
bu bezirgan saltanatı
bu zulüm bitsin diye
ağaran günler için
yeni bir dünya uğruna
yüzlerinde cesaretin onuru
ve imanlı gücü dövüşen dünyanın
emperyalizme karşı dövüşen dünyanın
ve ölüme
gülerek koşan genç savaşçıların
al bayrakları dalgalansın
dalgalansın dalgalansın
kinle boğuşan yorgun yüreği
aydınlansın diye anamın.
felaketler geçirmiş anamın
dişleri dökülmüş kederli ağzı
ağlamaya hazır gözleri
safrası
ve sonsuz
ve dağlar eriten sabrı,
merhameti
yani bir bütün halinde insanlığımız
yunsun, arınsın diye duru pınarlarda
alın terinin namusu kurtulsun diye
kurtulsun diye sıcak somun
acı soğan
ve çiçekli basmalar
ahdettik
vefa ettik
kelle koyduk
ölen ölür dostlar
düşmanlar heyy
kalan sağlar.
yana yana ahh döne döne yine geliriz ay canım
biz dostu da düşmanı da elbet biliriz
vurulup düşenler canım darda kalmasın ay gülüm
çünkü isyan bayrağıdır böğrüme saplanan sancı
çünkü harcımı öfkeyle, imanla karıyorum
ve kederin
ve solgun yüzlü işçilerin üzerine
dağbaşlarının hırçınlığı savruluyor benden.
çünkü beni ateşiyle dimdik tutan kin
çünkü benim gözbebeklerimde tutuşan şafak
miting afişleri
cesur pankartlar
ve binlerce militan
derin denizlerin aydınlığı
zorlu sabahlar
gökyüzü ve lâle
sıkılmış bir yumruk gibi giriyoruz hayata.
çünkü ben sevdiğim kızı
yaşamak gibi
ki şiirini yazamayan
ve türküsünü söyleyemeyen halkım gibi
binlerce ve binlerce kurşunlanan halkım gibi
zincirlere vurulan
savaşlara yollanan
vergilere bağlanan halkım gibi
felç olmuş yalnızlıklara bırakarak
büyük acıların ve gözyaşının içine bırakarak
şiirlerimin bir bıçak gibi ışıldadığı
devrim türkülerini
ve başkaldırmayı öğreten dudaklarını
bir kere olsun öpemeden
bir kere olsun tutamadan kaygısızca
serin bir yaz gecesi gibi ürperen ellerini
hatta boynunu ve ayak bileklerini
bilemeden bilemeden bilemeden
vurdum yüreğimi şanlı kavgaya
barışın ve özgürlüğün dağlarına yürüyorum işte
yiğitsen uslandır beni
ey yasakların
kahpeliğin
ve soygunların koruyucusu
türkü çağıran kızlarımı sustur
ve kahraman oğullarımı,
mezar kaza kaza kederli, kızgın
tohum serpe serpe hünerli
ve sömürüle sömürüle bomboş
ve açlığın
ve zulmün izlerini
derin uçurumlarında taşıyan ellerimi
nacaklara ve tırpanlara sarılan ellerimi
mavzerlere sarılan ellerimi
zincirlere vur gücün yeterse.
ama adına yaşamak dersen
re-zil-ce
çatlayan tomurcuğun
doğan çocuğun çığlığını duymadan
gül benizli sevgilinin
titreyen göğüslerini öpmeden doya doya
korka korka
yana yana
her gün biraz daha derinden
her gün biraz daha kapkara duyarak ölümü
aç ve arkasız
köpekleşerek
yaşamak dersen
bu yürek
çat diye çatlasın be!
kirsiz passız arı duru özümüz
namussuza kanlı hançer sözümüz
çok uzaktır dostlar bizim yolumuz
bulana yürüyene bin selam olsun
gelgelelim parlayan güneşi
emekçi halkların
kahraman halkların güneşini
şehvetle içine dolduran toprak
şimdi sımsıcak
şimdi ulaşılmaz
şimdi olgun meyvalarla dolu
bahar bahçelerini salmaktadır dünyaya,
ve gül benizli sevgililerin dudaklarında hayat
bizi aşka ve kavgaya çağırmaktadır,
bıçak kemiğe dayandığı
ok yaydan fırladığı için değil
bu bezirgan saltanatı
bu zulüm bitsin diye
ağaran günler için
yeni bir dünya uğruna
yüzlerinde cesaretin onuru
ve imanlı gücü dövüşen dünyanın
emperyalizme karşı dövüşen dünyanın
ve ölüme
gülerek koşan genç savaşçıların
al bayrakları dalgalansın
dalgalansın dalgalansın
kinle boğuşan yorgun yüreği
aydınlansın diye anamın.
felaketler geçirmiş anamın
dişleri dökülmüş kederli ağzı
ağlamaya hazır gözleri
safrası
ve sonsuz
ve dağlar eriten sabrı,
merhameti
yani bir bütün halinde insanlığımız
yunsun, arınsın diye duru pınarlarda
alın terinin namusu kurtulsun diye
kurtulsun diye sıcak somun
acı soğan
ve çiçekli basmalar
ahdettik
vefa ettik
kelle koyduk
ölen ölür dostlar
düşmanlar heyy
kalan sağlar.
Ahmet Kaya - Gururla Bakıyorum
Birer birer, biner biner ölürüz
Yana yana, döne döne geliriz
Biz dostu'da düşmanıda bilriz
Vurulup düşenler darda kalmasın
Çünkü isyan bayrağıdır böğrüme saplanan sancı
Çünkü harcımı öfkeyle, imanla karıyorum
Ve kederin
Ve solgun yüzlü işçilerin üzerine
Dağ başlarının hırçınlığı savruluyor benden
Çünkü beni ateşiyle dimdik tutan kin
Çünkü benim gözbebeklerimde tutuşan şafak
Miting afişleri cesur pankartlar
Ve binlerce militan
Derin denizlerin aydınlığı
Zorlu sabahlar
Gökyüzü ve lale
Sıkılmış bir yumruk gibi giriyoruz hayata
Çünkü ben sevdigim kızı
Yaşamak gibi halkım gibi sevdiğim kızı ki şiirini yazamayan
Ve türküsünü söyleyemeyen halkım gibi
Binlerce ve binlerce kurşunlanan halkım gibi
Zincire vurulan
Şavaşlara yollanan
Vergilere bağlanan halkım gibi
Felç olmuş yalnızlıklara bırakarak
Büyük acıların ve göz yaşlarının içine bırakarak
Şiirlerimin bir bıçak gibi ışıldadığı
Devrim türkülerini
Ve baş kaldırmayı öğreten dudaklarını
Bir kere olsun öpmeden
Bir kere olsun tutamadan kaygısızca
Serin bir yaz gecesi gibi ürperen ellerini
Hatta boynunu ve ayak bileklerini
Bilemeden , Bilemeden, Bilemeden
Vurdum yüreğimi şanlı kavgaya
Barışın ve özgürlügün dağlarına yürüyorum işte
Yiğitsen uslandır beni
Ey yasakların, kahpeliğin
Ve soygunların koruyucusu
Türkü çağıran kızlarımı sustur
Ve kahraman oğullarımı mezar kaza kaza kederli, kızgın
Tohum serpe serpe hünerli
Ve sömürüle sömürüle bomboş
Ve açlığın ve zulmün izlerini
Derin uçurumlarında taşıyan ellerimi
Naçaklara ve tırpanlara sarılan ellerimi
Mavzerlere sarılan ellerimi
Zincirlere vur gücün yeterse
Ama adına yaşamak dersen
Re-zil-ce
Çatlayan tomurcuğun
Doğan çocugunü çığlığını duymadan
Gül benizli sevgilinin
Titreyen gögüslerini öpmeden doyasıya
Korka korka, yana yana
Hergün biraz daha derinden
Hergün biraz daha kapkara duyarak ölümü
Aç ve arkasız
Köpekleşerek yaşamak dersen
Bu yürek
Çat diye çatlasın be
Kirsiz passız
Arı duru özümüz
Namussuza kanlı hançer sözümüz
Çok uzaktır dostlar bizim yolumuz
Durana yürüyene bin selam olsun.
Gel gelelim parlayan güneşi
Emekçi kalkların
Kahraman halkların güneşini
Şehvetle içine dolduran toprak
Şimdi sımsıcak şimdi ulaşılmaz
Şimdi olgun meyvalarla dolu
Bahar bahçelerini sarmaktadır dünyaya
Ve gülbenizli sevgilinin dudaklarında hayat
Bizi aşka ve kavgaya çağırmaktadır
Bıçak kemiğe dayandıgı
Ok yaydan fırladığı için degil
Bu bezirgan saltanatı
Bu zulüm bitsin diye
Ağaran günler için
Yeni bir dünya uğruna
Yüzlerinde cesaretin onuru
Ve imanlı gücü döğüşen dünyanın
Ve ölüme
Gülerek koşan genç savaşçıların
Albayrakları dalgalansın
Dalgalansın, dalgalansın
Kinle boğuşan yorgun yüregi
Aydınlansın diye anamın
Dişleri sökülmüş kederli ağzı
Ağlamaya hazır gözleri
Safrası, ve sonsuz dağları eriten sabrı
Merhameti
Yani bir bütün halinde insanlığımız
Yunsun arısın diye durgun pınarlarda
Alınterinin namusu kurtulsun diye
Kurtulsun diye sıcak somun
Acı soğan ve çiçekli basmalar
Ahdettik, vefaettik
Kelle koyduk
Ölen ölür dostlar
Düşmanlar heyy,
Kalan sağlar...
Yana yana, döne döne geliriz
Biz dostu'da düşmanıda bilriz
Vurulup düşenler darda kalmasın
Çünkü isyan bayrağıdır böğrüme saplanan sancı
Çünkü harcımı öfkeyle, imanla karıyorum
Ve kederin
Ve solgun yüzlü işçilerin üzerine
Dağ başlarının hırçınlığı savruluyor benden
Çünkü beni ateşiyle dimdik tutan kin
Çünkü benim gözbebeklerimde tutuşan şafak
Miting afişleri cesur pankartlar
Ve binlerce militan
Derin denizlerin aydınlığı
Zorlu sabahlar
Gökyüzü ve lale
Sıkılmış bir yumruk gibi giriyoruz hayata
Çünkü ben sevdigim kızı
Yaşamak gibi halkım gibi sevdiğim kızı ki şiirini yazamayan
Ve türküsünü söyleyemeyen halkım gibi
Binlerce ve binlerce kurşunlanan halkım gibi
Zincire vurulan
Şavaşlara yollanan
Vergilere bağlanan halkım gibi
Felç olmuş yalnızlıklara bırakarak
Büyük acıların ve göz yaşlarının içine bırakarak
Şiirlerimin bir bıçak gibi ışıldadığı
Devrim türkülerini
Ve baş kaldırmayı öğreten dudaklarını
Bir kere olsun öpmeden
Bir kere olsun tutamadan kaygısızca
Serin bir yaz gecesi gibi ürperen ellerini
Hatta boynunu ve ayak bileklerini
Bilemeden , Bilemeden, Bilemeden
Vurdum yüreğimi şanlı kavgaya
Barışın ve özgürlügün dağlarına yürüyorum işte
Yiğitsen uslandır beni
Ey yasakların, kahpeliğin
Ve soygunların koruyucusu
Türkü çağıran kızlarımı sustur
Ve kahraman oğullarımı mezar kaza kaza kederli, kızgın
Tohum serpe serpe hünerli
Ve sömürüle sömürüle bomboş
Ve açlığın ve zulmün izlerini
Derin uçurumlarında taşıyan ellerimi
Naçaklara ve tırpanlara sarılan ellerimi
Mavzerlere sarılan ellerimi
Zincirlere vur gücün yeterse
Ama adına yaşamak dersen
Re-zil-ce
Çatlayan tomurcuğun
Doğan çocugunü çığlığını duymadan
Gül benizli sevgilinin
Titreyen gögüslerini öpmeden doyasıya
Korka korka, yana yana
Hergün biraz daha derinden
Hergün biraz daha kapkara duyarak ölümü
Aç ve arkasız
Köpekleşerek yaşamak dersen
Bu yürek
Çat diye çatlasın be
Kirsiz passız
Arı duru özümüz
Namussuza kanlı hançer sözümüz
Çok uzaktır dostlar bizim yolumuz
Durana yürüyene bin selam olsun.
Gel gelelim parlayan güneşi
Emekçi kalkların
Kahraman halkların güneşini
Şehvetle içine dolduran toprak
Şimdi sımsıcak şimdi ulaşılmaz
Şimdi olgun meyvalarla dolu
Bahar bahçelerini sarmaktadır dünyaya
Ve gülbenizli sevgilinin dudaklarında hayat
Bizi aşka ve kavgaya çağırmaktadır
Bıçak kemiğe dayandıgı
Ok yaydan fırladığı için degil
Bu bezirgan saltanatı
Bu zulüm bitsin diye
Ağaran günler için
Yeni bir dünya uğruna
Yüzlerinde cesaretin onuru
Ve imanlı gücü döğüşen dünyanın
Ve ölüme
Gülerek koşan genç savaşçıların
Albayrakları dalgalansın
Dalgalansın, dalgalansın
Kinle boğuşan yorgun yüregi
Aydınlansın diye anamın
Dişleri sökülmüş kederli ağzı
Ağlamaya hazır gözleri
Safrası, ve sonsuz dağları eriten sabrı
Merhameti
Yani bir bütün halinde insanlığımız
Yunsun arısın diye durgun pınarlarda
Alınterinin namusu kurtulsun diye
Kurtulsun diye sıcak somun
Acı soğan ve çiçekli basmalar
Ahdettik, vefaettik
Kelle koyduk
Ölen ölür dostlar
Düşmanlar heyy,
Kalan sağlar...
Ahmet Kaya - Gökyüzü
Geçiyor önümden sirenler içinde
Ah eller üstünde, çiçekler içinde
Dudağında yarım bir sevdanın hüznü
Aslan gibi göğsü, türküler içinde.
Rastlardım avluda hep volta atarken
Cigara içerken yahut coplanırken
Kimseyle konuşmaz dal gibi titrerdi
Çocukça sevdiği çiçeği sularken
Diyarbakırlıymış, adı Bahtiyar
Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar
Geçiyor önümden gül güzlü Bahtiyar
Yaraldığım yerde kalan sazı kadar.
Beni tez saldılar o kaldı içerde
Çok sonra duydum ki Yozgat' ta sürgünde
Ne yapsa ne etse üstüne gitmişler
Mavi gökyüzünü ona dar etmişler.
Gazete de çıktı üç satır yazıyla
Uzamış sakalı çatlamış sazıyla
Birileri ona, ölmedin, diyordu
Ölüm yanında hüzünle gülüyordu.
Diyarbakırlıymış, adı Bahtiyar
Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar
Geçiyor önümden gül güzlü Bahtiyar
Yaraldığım yerde kalan sazı kadar.
Ah eller üstünde, çiçekler içinde
Dudağında yarım bir sevdanın hüznü
Aslan gibi göğsü, türküler içinde.
Rastlardım avluda hep volta atarken
Cigara içerken yahut coplanırken
Kimseyle konuşmaz dal gibi titrerdi
Çocukça sevdiği çiçeği sularken
Diyarbakırlıymış, adı Bahtiyar
Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar
Geçiyor önümden gül güzlü Bahtiyar
Yaraldığım yerde kalan sazı kadar.
Beni tez saldılar o kaldı içerde
Çok sonra duydum ki Yozgat' ta sürgünde
Ne yapsa ne etse üstüne gitmişler
Mavi gökyüzünü ona dar etmişler.
Gazete de çıktı üç satır yazıyla
Uzamış sakalı çatlamış sazıyla
Birileri ona, ölmedin, diyordu
Ölüm yanında hüzünle gülüyordu.
Diyarbakırlıymış, adı Bahtiyar
Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar
Geçiyor önümden gül güzlü Bahtiyar
Yaraldığım yerde kalan sazı kadar.
Ahmet Kaya - Giderim
Artık seninle duramam,
Bu akşam çıkar giderim
Hesabım kalsın mahşere
Elimi yıkar giderim
Sen zahmet etme yerinden
Gürültü yapmam derinden
Parmaklarımın üzerinden
Su gibi akar giderim
Artık sürersin bir sefa
Ne cismim kaldı ne cefa
Şikayet etmem bu defa
Dişimi sıkar gierim
Bozarmı sandın acılar
Belaya atlar giderim
Kurşun gibi mavzer gibi
Dağ gibi patlar giderim
Kaybetsem bile herşeyi
Bu aşkı yırtar giderim
Sinsice olmaz gidişim
Kapıyı çarpar giderim
Sana yazdığım şarkıyı
Sazımdan söker giderim
Ben ağlayamam bilirsin
Yüzümü döker giderim.
Köpeklerimden kuşumdan
Yavrumdan cayar giderim
Senden aldığım ne varsa
Yerine koyar giderim.
Ezdirmem sana kendimi
Gövdemi yakar giderim
Beddua etmem üzülme,
Kafama sıkar giderim!
Bu akşam çıkar giderim
Hesabım kalsın mahşere
Elimi yıkar giderim
Sen zahmet etme yerinden
Gürültü yapmam derinden
Parmaklarımın üzerinden
Su gibi akar giderim
Artık sürersin bir sefa
Ne cismim kaldı ne cefa
Şikayet etmem bu defa
Dişimi sıkar gierim
Bozarmı sandın acılar
Belaya atlar giderim
Kurşun gibi mavzer gibi
Dağ gibi patlar giderim
Kaybetsem bile herşeyi
Bu aşkı yırtar giderim
Sinsice olmaz gidişim
Kapıyı çarpar giderim
Sana yazdığım şarkıyı
Sazımdan söker giderim
Ben ağlayamam bilirsin
Yüzümü döker giderim.
Köpeklerimden kuşumdan
Yavrumdan cayar giderim
Senden aldığım ne varsa
Yerine koyar giderim.
Ezdirmem sana kendimi
Gövdemi yakar giderim
Beddua etmem üzülme,
Kafama sıkar giderim!
Ahmet Kaya - Gençlik
Hani benim sevincim nerde
Bilyelerim, topacım
Kiraz ağacında yırtılan gömleğim
Çaldılar çocukluğumu habersiz.
Penceresiz kaldım anne
Uçurtmam tel örgülere takıldı
Hani benim gençliğim nerde.
Ne varsa buğusu genzi yakan
Ekmek gibi aşk gibi
Ah... Ne varsa güzellikten yana
Bölüştüm, büyümüştüm.
Bu ne yaman çelişki anne
Kurtlar sofrasına düştüm
Hani benim gençliğim nerde.
Hani benim sevincim nerde
Akvaryumum kanaryam
Üstüne titrediğim kaktüs çiçeği
Aldılar kitaplarımı sorgusuz.
Duvarlar konuşmuyor anne
Açık kalmıyor hiç bir kapı
Hani benim gençliğim nerde
Yağmurları biriktir anne
Çağ yangınında tutuştum.
Hani benim gençliğim nerde.
Bilyelerim, topacım
Kiraz ağacında yırtılan gömleğim
Çaldılar çocukluğumu habersiz.
Penceresiz kaldım anne
Uçurtmam tel örgülere takıldı
Hani benim gençliğim nerde.
Ne varsa buğusu genzi yakan
Ekmek gibi aşk gibi
Ah... Ne varsa güzellikten yana
Bölüştüm, büyümüştüm.
Bu ne yaman çelişki anne
Kurtlar sofrasına düştüm
Hani benim gençliğim nerde.
Hani benim sevincim nerde
Akvaryumum kanaryam
Üstüne titrediğim kaktüs çiçeği
Aldılar kitaplarımı sorgusuz.
Duvarlar konuşmuyor anne
Açık kalmıyor hiç bir kapı
Hani benim gençliğim nerde
Yağmurları biriktir anne
Çağ yangınında tutuştum.
Hani benim gençliğim nerde.
Ahmet Kaya - Geleceğim
Geçici ayrılık benimkisi
Ilkyaz çiçeğine gebeyim
Ağıtlar yakmayın adıma
Ben ölmedim ölmeyeceğim
Sıcak saklayın gecelerimi
Karlar altından çıkıp geleceğim
Düşlerinizin ateşinden
Ilık bir rüzgar gibi eseceğim
Demlice bir çay koyun üstüne
Aç çocuk gibi besleyin sobayı
Nasıl tütüyorsanız gözlerimde
Oylece tütsün buharı
Uzunca serin yatağımı
Boyunca uzansın ayağım
El aman deyince gece
Usulca kıvrılır yatarım
Can canım canlarım
Hazır mı koynunuzdaki yerim
Gün olur gecikmiş çocuk gibi
Bağıra çağıra gelirim.
Ilkyaz çiçeğine gebeyim
Ağıtlar yakmayın adıma
Ben ölmedim ölmeyeceğim
Sıcak saklayın gecelerimi
Karlar altından çıkıp geleceğim
Düşlerinizin ateşinden
Ilık bir rüzgar gibi eseceğim
Demlice bir çay koyun üstüne
Aç çocuk gibi besleyin sobayı
Nasıl tütüyorsanız gözlerimde
Oylece tütsün buharı
Uzunca serin yatağımı
Boyunca uzansın ayağım
El aman deyince gece
Usulca kıvrılır yatarım
Can canım canlarım
Hazır mı koynunuzdaki yerim
Gün olur gecikmiş çocuk gibi
Bağıra çağıra gelirim.
Ahmet Kaya - Gel Haydi Gel
Güller solmadan önce gel
Gecenin yarısında gel
Gizli gizli gel sessiz gel
Ay pencereden aşmadan
Karanlık yoldan şaşmadan
Yavaş yürü koşmadan gel
Kimselere sataşmadan
Ekiplere dalaşmadan
Belaya bulaşmadan gel
Bak ben gelmeden önce gel
Ben sana gel demeden gel
İşte şimdi gel hadi gel
Uykulara karışmadan
Yastığımız buruşmadan
Rakımız mayışmadan gel
Gün sabaha kavuşmadan
Ayaklarım dolaşmadan
Arzular savuşmadan gel
Ay pencereden aşmadan
Karanlık yoldan şaşmadan
Yavaş yürü koşmadan gel
Kimselere sataşmadan
Ekiplere dalaşmadan
Belaya bulaşmadan gel
Ateş sönmeden önce gel
Sabahın serininde gel
Islak ıslak gel titre gel
Ay pencereden aşmadan
Karanlık yoldan şaşmadan
Yavaş yürü koşmadan gel
Kimselere sataşmadan
Ekiplere dalaşmadan
Belaya bulaşmadan gel
Şarkım bitmeden önce gel
Söyleyince gel çabuk gel
Hadi hadi gel şimdi gel
Uykulara karışmadan
Yastığımız buruşmadan
Rakımız mayışmadan gel
Gün sabaha kavuşmadan
Ayaklarım dolaşmadan
Arzular savuşmadan gel
Ay pencereden aşmadan
Karanlık yoldan şaşmadan
Yavaş yürü koşmadan gel.
Kimselere sataşmadan
Ekiplere dalaşmadan
Belaya bulaşmadan gel.
Gecenin yarısında gel
Gizli gizli gel sessiz gel
Ay pencereden aşmadan
Karanlık yoldan şaşmadan
Yavaş yürü koşmadan gel
Kimselere sataşmadan
Ekiplere dalaşmadan
Belaya bulaşmadan gel
Bak ben gelmeden önce gel
Ben sana gel demeden gel
İşte şimdi gel hadi gel
Uykulara karışmadan
Yastığımız buruşmadan
Rakımız mayışmadan gel
Gün sabaha kavuşmadan
Ayaklarım dolaşmadan
Arzular savuşmadan gel
Ay pencereden aşmadan
Karanlık yoldan şaşmadan
Yavaş yürü koşmadan gel
Kimselere sataşmadan
Ekiplere dalaşmadan
Belaya bulaşmadan gel
Ateş sönmeden önce gel
Sabahın serininde gel
Islak ıslak gel titre gel
Ay pencereden aşmadan
Karanlık yoldan şaşmadan
Yavaş yürü koşmadan gel
Kimselere sataşmadan
Ekiplere dalaşmadan
Belaya bulaşmadan gel
Şarkım bitmeden önce gel
Söyleyince gel çabuk gel
Hadi hadi gel şimdi gel
Uykulara karışmadan
Yastığımız buruşmadan
Rakımız mayışmadan gel
Gün sabaha kavuşmadan
Ayaklarım dolaşmadan
Arzular savuşmadan gel
Ay pencereden aşmadan
Karanlık yoldan şaşmadan
Yavaş yürü koşmadan gel.
Kimselere sataşmadan
Ekiplere dalaşmadan
Belaya bulaşmadan gel.
Ahmet Kaya - Geçmiyor Günler
Burda çiçekler açmıyor
Kuşlar süzülüp uçmuyor
Yıldızlar ışık saçmıyor
Geçmiyor günler geçmiyor
Avluda volta vururum
Kah duşünür otururum
Türlü hayaller görürüm
Geçmiyor günler geçmiyor
Dışarıda mevsim baharmış
Gezip dolaşanlar varmış
Günler su gibi akarmış
Geçmiyor günler geçmiyor
Gönülde eski sevdalar
Gözümde dereler bağlar
Aynadan hayalin ağlar
Geçmiyor günler geçmiyor
Yanımda yatan yabancı
Her söz zehir gibi acı
Bütün dertlerin en gücü
Geçmiyor günler geçmiyor.
Kuşlar süzülüp uçmuyor
Yıldızlar ışık saçmıyor
Geçmiyor günler geçmiyor
Avluda volta vururum
Kah duşünür otururum
Türlü hayaller görürüm
Geçmiyor günler geçmiyor
Dışarıda mevsim baharmış
Gezip dolaşanlar varmış
Günler su gibi akarmış
Geçmiyor günler geçmiyor
Gönülde eski sevdalar
Gözümde dereler bağlar
Aynadan hayalin ağlar
Geçmiyor günler geçmiyor
Yanımda yatan yabancı
Her söz zehir gibi acı
Bütün dertlerin en gücü
Geçmiyor günler geçmiyor.
Ahmet Kaya - Gayrı Gider Oldum
Gayrı gider oldum gardaşlar
Ve de kızkardaşlar
Gayrı haram bu can bana
Bu toprak damlar bu yollar bana
Bu sevdalar bu ağaçlar haram bana
Ve de kızkardaşlar
Gayrı haram bu can bana
Bu toprak damlar bu yollar bana
Bu sevdalar bu ağaçlar haram bana
Ahmet Kaya - Gaş Gabah
Gaş gabahın yerle gödir
De görün neylemişem
Yüreğim güp güp edir
De görün neylemişem
Bir mene bak naz eyleme
Gaş gabah tökme böle
De görün neylemişem
Gel mene naz etme böle
De görün neylemişem
Bir günahım yoktur inan
Varsa de olum kurban
Gözlerem bu hala men
Ölürem az kala men.
De görün neylemişem
Yüreğim güp güp edir
De görün neylemişem
Bir mene bak naz eyleme
Gaş gabah tökme böle
De görün neylemişem
Gel mene naz etme böle
De görün neylemişem
Bir günahım yoktur inan
Varsa de olum kurban
Gözlerem bu hala men
Ölürem az kala men.
Ahmet Kaya - Fosso Necdat
Elinde bir buz bağ şişe
Dolanıyor köşe köşe
şimdi karakola düşe
Cop tirina nininom da
Hop tirina nirinam
Sivri burun top yumurta
Nara basar ulu orta
Bekçileri tarta tarta
Tir tinina nininom da
Tara tinina nininom
Gene bir gün böyle zirzop
Gece bekçisi demiş hop
Belinin ortasına cop
Cop tirina nininom
Hop tirina nininom
Geçirmiş bir siyah şalvar
Poz kesiyor gaddar gaddar
Tesbihi sarı kehribar
Şık tirina nininom da
Tık tirina nininom
Gene bir gün böyle yan yan
Hava basarak bir yandan
Karakolun sokağından
Pat tirina nininom da
Pata küte de nininom
Şapkası tam sekiz köşe
Zevkten olmuş dokuz köşe
Güveniyor on kardeşe
Hot tirina nininom da
Zot tirina nininom
Mahelleyi bezmiş ama
Cıkamıyor kimse cama
Adam değil sanki kazma
Hoşt tirina nininom da
Foşt tirina nininom
Gene bir gün böyle çalım
Yürüyorken adim adim
Demişler ki gel bakalım
Şak tirina nininom
Şakaşuka da tirina nininom
Fosso Necdat demis aman
Anlamis vaziyet yaman
Kafasından cıkmış duman
Fos tirina nininom da
Fis tirina nininom.
Dolanıyor köşe köşe
şimdi karakola düşe
Cop tirina nininom da
Hop tirina nirinam
Sivri burun top yumurta
Nara basar ulu orta
Bekçileri tarta tarta
Tir tinina nininom da
Tara tinina nininom
Gene bir gün böyle zirzop
Gece bekçisi demiş hop
Belinin ortasına cop
Cop tirina nininom
Hop tirina nininom
Geçirmiş bir siyah şalvar
Poz kesiyor gaddar gaddar
Tesbihi sarı kehribar
Şık tirina nininom da
Tık tirina nininom
Gene bir gün böyle yan yan
Hava basarak bir yandan
Karakolun sokağından
Pat tirina nininom da
Pata küte de nininom
Şapkası tam sekiz köşe
Zevkten olmuş dokuz köşe
Güveniyor on kardeşe
Hot tirina nininom da
Zot tirina nininom
Mahelleyi bezmiş ama
Cıkamıyor kimse cama
Adam değil sanki kazma
Hoşt tirina nininom da
Foşt tirina nininom
Gene bir gün böyle çalım
Yürüyorken adim adim
Demişler ki gel bakalım
Şak tirina nininom
Şakaşuka da tirina nininom
Fosso Necdat demis aman
Anlamis vaziyet yaman
Kafasından cıkmış duman
Fos tirina nininom da
Fis tirina nininom.
Ahmet Kaya - Fasso Necdat
Elinde bir buz bag sise
Dolaniyor köse köse
Simdi karakola düse
Cop tirina nininom da
Hop tirina nirinam
Sivri burun top yumurta
Nara basar uluorta
Bekcileri tarta tarta
Tir tinina nininom da
Tara tinina nininom
Gene bir gün böyle zirzop
Gece beksi buna demis hop
Belinin ortasina cop
Cop tirina nininom
Hop tirina nininom
Gecirmis bir siyah salvar
Poz kesiyor gaddar gaddar
Tesbihi sari kehribar
Sik tirina nininom da
Tik tirina nininom
Gene bir gün böyle yanya
Dolaniyor köse köse
Simdi karakola düse
Cop tirina nininom da
Hop tirina nirinam
Sivri burun top yumurta
Nara basar uluorta
Bekcileri tarta tarta
Tir tinina nininom da
Tara tinina nininom
Gene bir gün böyle zirzop
Gece beksi buna demis hop
Belinin ortasina cop
Cop tirina nininom
Hop tirina nininom
Gecirmis bir siyah salvar
Poz kesiyor gaddar gaddar
Tesbihi sari kehribar
Sik tirina nininom da
Tik tirina nininom
Gene bir gün böyle yanya
Ahmet Kaya - Eylüle İsyan Gibi
Sen betonlar içinde ben senin özleminde
Sen yangınlar içinde ben mazlumun türküsünde
Aydınlığı aradık karanlıklar içinde
Sen dünün hasretinde ben yarınların derdinde
Sen bir yana ben bir yana dostlarımız bir yana
Bölünsek de çözülsek de başkaldırdık zamana
Güneşte kavrulursun kıraç topraklar gibi
Hazanda savruluruz serseri yapraklar gibi
Yalnızlığı yaşarız geride kalan gibi
Düşer düşer kalkarız eylüle isyan gibi
Sen bir yana ben bir yana dostlarımız bir yana
Bölünsek de çözülsek de başkaldırdık zamana.
Sen yangınlar içinde ben mazlumun türküsünde
Aydınlığı aradık karanlıklar içinde
Sen dünün hasretinde ben yarınların derdinde
Sen bir yana ben bir yana dostlarımız bir yana
Bölünsek de çözülsek de başkaldırdık zamana
Güneşte kavrulursun kıraç topraklar gibi
Hazanda savruluruz serseri yapraklar gibi
Yalnızlığı yaşarız geride kalan gibi
Düşer düşer kalkarız eylüle isyan gibi
Sen bir yana ben bir yana dostlarımız bir yana
Bölünsek de çözülsek de başkaldırdık zamana.
Ahmet Kaya - Evlerinin Önü
Evlerinin önü mersin
Ah sular akmaz gadınım tersin, tersin
Mevlam seni bana versin
Al hançeri gadınım vur ben öleyim
Ah kapınızda bir danem
Kul ben olayım
Hayda efeler of
Evlerinin önü susam
Ah su bulsamda gadinim
Çevremi yusam
Açsam yüzünü baksam doysam
Al hançeri gadinim vur ben öleyim
Ah kapınızda bir danem
Kul ben olayım
Hayda efeler of.
Ah sular akmaz gadınım tersin, tersin
Mevlam seni bana versin
Al hançeri gadınım vur ben öleyim
Ah kapınızda bir danem
Kul ben olayım
Hayda efeler of
Evlerinin önü susam
Ah su bulsamda gadinim
Çevremi yusam
Açsam yüzünü baksam doysam
Al hançeri gadinim vur ben öleyim
Ah kapınızda bir danem
Kul ben olayım
Hayda efeler of.
Ahmet Kaya - Entel Maganda
Piposu agız kenarında Bodrum'un entel barında
Herkesi yargılamaktan Kimse kalmamış yanında
Sakalları şarap tasında Dikilmiş barın ortasında
Tanınsın diye bekliyor Sanırsın dev aynasında
Bir eli televizyonda Öteki eli basında
Birşeylerin tadı kalmış Dişlerinin arasında
Başkalarına hümanist Karısına karşı dayı
Nasil beceriyor bilmem Ikisi birden olmayı
Konuşurken solcusun yaşarken karambolcusun
Oportunizme bulaşmış Tipik bir orta yolcusun
Bir Allahcı bir kulcusun Bir davulcu bir pulcusun
Ne kadar inkar etsen de Hem jigolo hem dulcusun
O yandasın bu yandasın Hovardasın hep bardasın
artık rol yapmayı bırak Sen bir entel magandasın
Behey sanat hırsızı Behey üretme kabızı
Birazcık efendi ol Birak elinden şu sazı...
Herkesi yargılamaktan Kimse kalmamış yanında
Sakalları şarap tasında Dikilmiş barın ortasında
Tanınsın diye bekliyor Sanırsın dev aynasında
Bir eli televizyonda Öteki eli basında
Birşeylerin tadı kalmış Dişlerinin arasında
Başkalarına hümanist Karısına karşı dayı
Nasil beceriyor bilmem Ikisi birden olmayı
Konuşurken solcusun yaşarken karambolcusun
Oportunizme bulaşmış Tipik bir orta yolcusun
Bir Allahcı bir kulcusun Bir davulcu bir pulcusun
Ne kadar inkar etsen de Hem jigolo hem dulcusun
O yandasın bu yandasın Hovardasın hep bardasın
artık rol yapmayı bırak Sen bir entel magandasın
Behey sanat hırsızı Behey üretme kabızı
Birazcık efendi ol Birak elinden şu sazı...
Ahmet Kaya - Dostum Dostum
Öyle bir yerdeyim ki , ne karanfil ne kurba var
Öyle bir yerdeyim ki , öyle bir yerdeyim ki
Bir yanım mavi yosun , dalgalanır sularda
Bir yanım mavi yosun , dalgalanır sularda
Dostum dostum güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe
Öyle bir yerdeyim ki , bir yanım çığlık çığlıkğa
Öyle bir yerdeyim ki , öyle bir yerdeyim ki
Anam gider allah allah , kızım düşmüş sokağa
Anam gider allah allah , dölüm düşmüş sokağa
Dostum dostum güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe.
Öyle bir yerdeyim ki , öyle bir yerdeyim ki
Bir yanım mavi yosun , dalgalanır sularda
Bir yanım mavi yosun , dalgalanır sularda
Dostum dostum güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe
Öyle bir yerdeyim ki , bir yanım çığlık çığlıkğa
Öyle bir yerdeyim ki , öyle bir yerdeyim ki
Anam gider allah allah , kızım düşmüş sokağa
Anam gider allah allah , dölüm düşmüş sokağa
Dostum dostum güzel dostum
Bu ne beter çizgidir bu
Bu ne çıldırtan denge
Yaprak döker bir yanımız
Bir yanımız bahar bahçe.
Ahmet Kaya - Dost Düşmana Karşı
Zindanlardan taşa taşa kar beni
Mamak'lardan metris'lerden sor beni
Diyarbekre kanla bastım mührümü
Ceset ceset kefen kefen sar beni
Bu türkü mor dağların emanetidir
Firari mahpuslara bir avuç su
Bir türkü dilimi içerdekine
Çeyiz sandıgına oyalı yazma
Memeye süt
Ve baharın toprağa bereketidir
Sığmaz dört duvarın yanına, dikenli tele
Cesur mermidir, mavzer yatağında bu
Önü kıtlık kıran, zemheri
Ardı ateş külü, kızılcık
Ve menekşedir
Bir teli asuri vurur, bir keldani
Ve yeşile çalar her mevsim
Petrol mavisini
Kan kızılını
Kavruk dudakların tuzunda tadı
Fırat'ı
Dijle'yi vurur
Heyy bre
Şahin gagasında
Can suretidir
Kara saçlım
Gül benizlim
Sevdiğim
Bu türkü
Mor dağların emanetidir
Gün kar yanığı yüze vuranda
Debreşir gökçe yürek
Kasketi keder gömleği kan
Sevdası bir uçurumdur
Gözleri kor tanesi gözleri hançer
Gözleri cesarettir
Krizantem çiçegidir emegi gülüm
Elleri cesur vede hünerli
Mor dağların ardında
Üç koca destan üç koca dünya
Üç denklem
Üç şifre üç atom çekirdeği ve
Bir çakmak bir kıvılcım birde dinamit
Gün kar yanığı yüze vuranda
Mor dağların türküsü gelir
Onlar güneşin bağrında ateş
Yer yüzünde bir taze çiçektiler
Namluda namusun fişengi
İsyanda yürek kara düşte
Bembeyaz gerçektiler
Ben yılların sevdası
Nazlım
Sabır kıyısında
Kin köpüğü
Al almada
Başaklarda
Gül dudaklarda hasret
Söyle türkünü sen
Erinme nazlı bacım
Ağlamadan
Karalara bağlamadan
Kına gecelerinin sevincinde
Lurke'de Goven'de
Temirağa'da.
Mamak'lardan metris'lerden sor beni
Diyarbekre kanla bastım mührümü
Ceset ceset kefen kefen sar beni
Bu türkü mor dağların emanetidir
Firari mahpuslara bir avuç su
Bir türkü dilimi içerdekine
Çeyiz sandıgına oyalı yazma
Memeye süt
Ve baharın toprağa bereketidir
Sığmaz dört duvarın yanına, dikenli tele
Cesur mermidir, mavzer yatağında bu
Önü kıtlık kıran, zemheri
Ardı ateş külü, kızılcık
Ve menekşedir
Bir teli asuri vurur, bir keldani
Ve yeşile çalar her mevsim
Petrol mavisini
Kan kızılını
Kavruk dudakların tuzunda tadı
Fırat'ı
Dijle'yi vurur
Heyy bre
Şahin gagasında
Can suretidir
Kara saçlım
Gül benizlim
Sevdiğim
Bu türkü
Mor dağların emanetidir
Gün kar yanığı yüze vuranda
Debreşir gökçe yürek
Kasketi keder gömleği kan
Sevdası bir uçurumdur
Gözleri kor tanesi gözleri hançer
Gözleri cesarettir
Krizantem çiçegidir emegi gülüm
Elleri cesur vede hünerli
Mor dağların ardında
Üç koca destan üç koca dünya
Üç denklem
Üç şifre üç atom çekirdeği ve
Bir çakmak bir kıvılcım birde dinamit
Gün kar yanığı yüze vuranda
Mor dağların türküsü gelir
Onlar güneşin bağrında ateş
Yer yüzünde bir taze çiçektiler
Namluda namusun fişengi
İsyanda yürek kara düşte
Bembeyaz gerçektiler
Ben yılların sevdası
Nazlım
Sabır kıyısında
Kin köpüğü
Al almada
Başaklarda
Gül dudaklarda hasret
Söyle türkünü sen
Erinme nazlı bacım
Ağlamadan
Karalara bağlamadan
Kına gecelerinin sevincinde
Lurke'de Goven'de
Temirağa'da.
Ahmet Kaya - Dost
Benim sevdalarım yeni filizlenir
Doymasada toprak can, can içinde
Şu kara günlerim yeni beyazlanır
Doymasada yürek can, can içinde
Gül yüzlü gül destim
Pirim ben sana küstüm
İnan değil sana kastım
Cahille sohbeti kestim
Dost, dost
Filizlerim kokar gül deste gibi
Bülbül figan eder sanki yasta gibi.
Benim deli gönlüm yine hasta gibi
Artar eksilmiyor can can içinde
Gül yüzlü gül destim
Pirim ben sana küstüm
İnan değil sana kastım
Cahille sohbeti kestim
Dost, dost
Doymasada toprak can, can içinde
Şu kara günlerim yeni beyazlanır
Doymasada yürek can, can içinde
Gül yüzlü gül destim
Pirim ben sana küstüm
İnan değil sana kastım
Cahille sohbeti kestim
Dost, dost
Filizlerim kokar gül deste gibi
Bülbül figan eder sanki yasta gibi.
Benim deli gönlüm yine hasta gibi
Artar eksilmiyor can can içinde
Gül yüzlü gül destim
Pirim ben sana küstüm
İnan değil sana kastım
Cahille sohbeti kestim
Dost, dost
Ahmet Kaya - Doruklara Sevdalandım
Filiz filiz harelendim dağlara uymak için
Kan gölünde kurulandım hayatı duymak için
Kavgalara kuyulandım sabaha varmak için
Kavgalara kuyulandım sabaha varmak için.
"Kekik kokusu duydum
Kekik kokusu koynunda huysuz gecenin
Uyandım birdenbire
Haydi dedim yüreğim gidelim bu şehirden
Bu şehir koparmak istiyor beni özlemlerimden
Yorgunum;
Çünkü yorgunluğumun yaşamak gibi bir anlamı var
Yine de yaşamaktan duyduğum mutluluğun tadına
Düşmanlarım ulaşamazlar..."
Katarlar gelir geçer bir geceden bir geceye
Yüreğim yare yare iz bırakır bin acıya
Gün olur şafaklanır karanlıklar bin parçaya
Gün olur şafaklanır karanlıklar bin parçaya.
Denizlerde dalgalandım taşları oymak için
Doruklara sevdalandım ışığa doymak için
Irmaklarda durulandım dağları duymak için
Irmaklarda durulandım dağları duymak için.
Bir kuş çiz yavrum yüzüme gözyaşınla
Bir kuş tel tel kirpiklerim kanat olsun
Bir kuş çırpınan kalbi dudağımda
Bir kuş yavrum sıcaklığın beni bulsun.
Bahar gelmiş balam benim
Bahar gelmiş dayanmış
Dalda yaprak bebeciğim
Suda köpük uyanmış
Kuzulara özenmiş kızım benim
Körpe sesler dinlenmiş
Ay ışığında yanmış yavrucuğum
Onun için beyazmış.
Şarkılar gelir geçer bir heceden bir heceye
Yüreğim yare yare yankılanır bin acıya
Gün olur ufalanır karanlıklar bin parçaya
Gün olur ufalanır karanlıklar bin parçaya.
Kan gölünde kurulandım hayatı duymak için
Kavgalara kuyulandım sabaha varmak için
Kavgalara kuyulandım sabaha varmak için.
"Kekik kokusu duydum
Kekik kokusu koynunda huysuz gecenin
Uyandım birdenbire
Haydi dedim yüreğim gidelim bu şehirden
Bu şehir koparmak istiyor beni özlemlerimden
Yorgunum;
Çünkü yorgunluğumun yaşamak gibi bir anlamı var
Yine de yaşamaktan duyduğum mutluluğun tadına
Düşmanlarım ulaşamazlar..."
Katarlar gelir geçer bir geceden bir geceye
Yüreğim yare yare iz bırakır bin acıya
Gün olur şafaklanır karanlıklar bin parçaya
Gün olur şafaklanır karanlıklar bin parçaya.
Denizlerde dalgalandım taşları oymak için
Doruklara sevdalandım ışığa doymak için
Irmaklarda durulandım dağları duymak için
Irmaklarda durulandım dağları duymak için.
Bir kuş çiz yavrum yüzüme gözyaşınla
Bir kuş tel tel kirpiklerim kanat olsun
Bir kuş çırpınan kalbi dudağımda
Bir kuş yavrum sıcaklığın beni bulsun.
Bahar gelmiş balam benim
Bahar gelmiş dayanmış
Dalda yaprak bebeciğim
Suda köpük uyanmış
Kuzulara özenmiş kızım benim
Körpe sesler dinlenmiş
Ay ışığında yanmış yavrucuğum
Onun için beyazmış.
Şarkılar gelir geçer bir heceden bir heceye
Yüreğim yare yare yankılanır bin acıya
Gün olur ufalanır karanlıklar bin parçaya
Gün olur ufalanır karanlıklar bin parçaya.
Ahmet Kaya - Dokunma Yanarsın
Çocukluğum çıraklıkta geçti, kir pas içinde
Gençliğim korsan yürüyüşlerde, mitinglerde
Hapse erken düştüm.. copla erken tanıştım
Küçük voltalardan bıktım, usandım
Şimdi uçsuz bucaksız ovalarda
Adımlarımı saymadan, geriye dönüp bakmadan
Usanmadan, bıkmadan
Deli taylar gibi koşmak istiyorum!
Ve görüyorsunki aşkı beceremiyorum
Beni kendi halime bırak yavrucuğum
Ben yolumu nasıl olsa bulurum...
Upuzun çayırlarda yalınayak koşmak istiyorum
Saçlarım rüzgara konuk..yüzüm dağlara dönük
Göğsümün çeperini ölümle sınayan esaret
Ve yüreğimi yararcasına zorlayan cesaret
Kıyasıya vuruşsun istiyorum!
Koşmak.. koşmak istiyorum sevgilim
Dönemezsem affet...
Firari gecelerin uzmanı olmuşum
Bütün istasyonlarda afişim durur
Beni bir çocuk bile bulur!
Dokunma bana çıldırırsın
Dokunma bana sende ellerin tutuşur!
Koşmak istiyorum
Eksozların, molozların, yağmaların kıyısından
Onca insafsızlıkların, onca haksızlıkların
Manzarasızlıkların, parasızlıkların
Allahsızlıkların kıyısından
Kimseye ve hiçbirşeye değmeden
Ciğerlerimi yok edercesine koşmak istiyorum!
Koşmak istiyorum
Şiirimin ve yumruğumun namusuyla
Kavgaya karışmadan, tutuklanmadan ve küfür etmeden
Kafamı kırarcasına koşmak istiyorum!
Avucunu son bir defa, ağlamadan tutmak istiyorum
Gözlerim yüzüne küskün, sazım sevgine suskun.
Saati ayrılığa krmuşum olmaz teslimiyet
ziyan aklımı senle bozmuşum, içerim felaket!
Kurşunlara geleyim istiyorum
Ölmek..ölmek istiyorum sevgilim
Sağ kalırsam affet
Firari acıların uzmanı olmuşum
Bütün telsizlerde adım okunur
Beni bir korkak bile vurur!
Dokunma bana fişlenirsin
Dokunma bana, sende yanarsın...
Gençliğim korsan yürüyüşlerde, mitinglerde
Hapse erken düştüm.. copla erken tanıştım
Küçük voltalardan bıktım, usandım
Şimdi uçsuz bucaksız ovalarda
Adımlarımı saymadan, geriye dönüp bakmadan
Usanmadan, bıkmadan
Deli taylar gibi koşmak istiyorum!
Ve görüyorsunki aşkı beceremiyorum
Beni kendi halime bırak yavrucuğum
Ben yolumu nasıl olsa bulurum...
Upuzun çayırlarda yalınayak koşmak istiyorum
Saçlarım rüzgara konuk..yüzüm dağlara dönük
Göğsümün çeperini ölümle sınayan esaret
Ve yüreğimi yararcasına zorlayan cesaret
Kıyasıya vuruşsun istiyorum!
Koşmak.. koşmak istiyorum sevgilim
Dönemezsem affet...
Firari gecelerin uzmanı olmuşum
Bütün istasyonlarda afişim durur
Beni bir çocuk bile bulur!
Dokunma bana çıldırırsın
Dokunma bana sende ellerin tutuşur!
Koşmak istiyorum
Eksozların, molozların, yağmaların kıyısından
Onca insafsızlıkların, onca haksızlıkların
Manzarasızlıkların, parasızlıkların
Allahsızlıkların kıyısından
Kimseye ve hiçbirşeye değmeden
Ciğerlerimi yok edercesine koşmak istiyorum!
Koşmak istiyorum
Şiirimin ve yumruğumun namusuyla
Kavgaya karışmadan, tutuklanmadan ve küfür etmeden
Kafamı kırarcasına koşmak istiyorum!
Avucunu son bir defa, ağlamadan tutmak istiyorum
Gözlerim yüzüne küskün, sazım sevgine suskun.
Saati ayrılığa krmuşum olmaz teslimiyet
ziyan aklımı senle bozmuşum, içerim felaket!
Kurşunlara geleyim istiyorum
Ölmek..ölmek istiyorum sevgilim
Sağ kalırsam affet
Firari acıların uzmanı olmuşum
Bütün telsizlerde adım okunur
Beni bir korkak bile vurur!
Dokunma bana fişlenirsin
Dokunma bana, sende yanarsın...
Ahmet Kaya - Doğum Günü
İnsanların yüzlerini
Göremiyorum
Boğazım düğüm düğüm
Çözemiyorum
İstesen de yanına gelemiyorum
Tutsam şu karanlığı
Tutsam da yırtsam
Ah elim tutuşmasa elini tutsam
Susmasan konuşsan
Sesini duysam
Tutsam güzel yüzünü
Bağrıma bassam
Doğum günüm bugünüm.
Doğum günüm gülüm
Doğum günüm diyorsun
Doğum günün kutlu olsun
Mutlu ol senelerce
Sana boncuktan kuş yaptım
Konacak pencerene
Karakollar beni alır
Sorgular gecelerce
Hiç bekleme belki gelmem
Gelemem senelerce
Göremiyorum
Boğazım düğüm düğüm
Çözemiyorum
İstesen de yanına gelemiyorum
Tutsam şu karanlığı
Tutsam da yırtsam
Ah elim tutuşmasa elini tutsam
Susmasan konuşsan
Sesini duysam
Tutsam güzel yüzünü
Bağrıma bassam
Doğum günüm bugünüm.
Doğum günüm gülüm
Doğum günüm diyorsun
Doğum günün kutlu olsun
Mutlu ol senelerce
Sana boncuktan kuş yaptım
Konacak pencerene
Karakollar beni alır
Sorgular gecelerce
Hiç bekleme belki gelmem
Gelemem senelerce
Ahmet Kaya - Diyarbakır Türküsü
Diyarbakır etrafında tanklar var
Kuşatmışlar dört bir yandan kenti ordular
Kalkacak neredeyse ayağa surlar, surlar
İstemezler gün görmeden ölesem aman.
Namlular göğsümüze dayandı, dayandı
Gece bastı gene zulum dadandı vay vay
Yağlı ilmik boynumuza dolandı, dolandı
İsterler ki gün görmeden ölesem aman.
Kuşatmışlar dört bir yandan kenti ordular
Kalkacak neredeyse ayağa surlar, surlar
İstemezler gün görmeden ölesem aman.
Namlular göğsümüze dayandı, dayandı
Gece bastı gene zulum dadandı vay vay
Yağlı ilmik boynumuza dolandı, dolandı
İsterler ki gün görmeden ölesem aman.
Ahmet Kaya - Diyarbakır Hasreti
Sevince ölesiye sevilir, kalınırdı
Gidince kırılmış bir dal gibi gidilirdi
Sonra şehirler uyur,kalbim örselenirdi
Ne diyarbakır anladı beni, ne de sen
Oysa ne çok sevdim ikinizi de bilsen
Gidince upuzun,kırılmış dallar gibi
Üşürdü ömrümüz,saçakta kuşlar gibi
Kederden geberten hasret ezberlenirdi
Ne anılar anladı beni yar ne de sen
Oysa ne çok sevdim ikinizi de bilsen
Geliyorum köpekler gibi acı çekerek
Geliyorum hasretinin gözlerinde öperek...
Gidince kırılmış bir dal gibi gidilirdi
Sonra şehirler uyur,kalbim örselenirdi
Ne diyarbakır anladı beni, ne de sen
Oysa ne çok sevdim ikinizi de bilsen
Gidince upuzun,kırılmış dallar gibi
Üşürdü ömrümüz,saçakta kuşlar gibi
Kederden geberten hasret ezberlenirdi
Ne anılar anladı beni yar ne de sen
Oysa ne çok sevdim ikinizi de bilsen
Geliyorum köpekler gibi acı çekerek
Geliyorum hasretinin gözlerinde öperek...
Ahmet Kaya - Dersim Dört Dağ İçinde
Dersim dört dağ içinde
Dersim dört dağ içinde
Gülü bardağın içinde
Dersimi hak saklasın
Bir yarim var içimde
Gülü bardağın içinde
Dersimi hak saklasın
Bir yarim var içimde
Noldu agama noldu
Noldu ağeme noldu
Gül benzin sarar soldu
Ağam burdan gidelim
Bu yerler viran oldu
Ağam burdan gidelim
Bu yerler viran oldu
Perteyin altı kelek
Dersimin altı kelek
Perte gel gidek gelek
Elim elinde olsun
Kapı kapı dilenek
Elim elinde olsun
Kapı kapı dilenek
Noldu agama noldu
Noldu ağama noldu
Güldü sararıp soldu
Ağam burdan gidelim
Bu yerler viran oldu
Ağam burdan gidelim
Bu yerler viran oldu.
Dersim dört dağ içinde
Gülü bardağın içinde
Dersimi hak saklasın
Bir yarim var içimde
Gülü bardağın içinde
Dersimi hak saklasın
Bir yarim var içimde
Noldu agama noldu
Noldu ağeme noldu
Gül benzin sarar soldu
Ağam burdan gidelim
Bu yerler viran oldu
Ağam burdan gidelim
Bu yerler viran oldu
Perteyin altı kelek
Dersimin altı kelek
Perte gel gidek gelek
Elim elinde olsun
Kapı kapı dilenek
Elim elinde olsun
Kapı kapı dilenek
Noldu agama noldu
Noldu ağama noldu
Güldü sararıp soldu
Ağam burdan gidelim
Bu yerler viran oldu
Ağam burdan gidelim
Bu yerler viran oldu.
Ahmet Kaya - Derin Bir Ah Çektim
Derin bir ah çektin içim yandi
Kiyamaz gözüm gözlerine
Rüyalarimdan gelip geçersin
Varamaz elim ellerine
Tren yolunda raylar uzar
Uzarda nereye gider
Ay'a gider, suya gider ,yola gider, yar gider
Benimde basima gelenler adami kanser eder
Benimde basima gelenler insani kanser eder
Derin ah çektin içim yandi
Dayanmaz gönlüm hasretine
Arzularýmdan gelip geçersin
Yaslanmaz basim dizlerine
Gurbet olunca yollar uzar
Uzarda nere gider
Daga gider, tasa gider, aska gider, yar gider
Benimde basima gelenler adami kanser eder
Benimde basima gelenler insani kanser eder
Derin bir ah çektin içim yandi
Yetismez ömrüm gençligine
Son nefesimden gelip geçersin
Yagmaz gözüm ellerine
Daragacinda ipler uzar
Uzarda nere gider
Cana gider, kana gider, sona gider, yar gider
Benimde basima gelenler adami kanser eder
Benimde basima gelenler insani kanser eder.
Kiyamaz gözüm gözlerine
Rüyalarimdan gelip geçersin
Varamaz elim ellerine
Tren yolunda raylar uzar
Uzarda nereye gider
Ay'a gider, suya gider ,yola gider, yar gider
Benimde basima gelenler adami kanser eder
Benimde basima gelenler insani kanser eder
Derin ah çektin içim yandi
Dayanmaz gönlüm hasretine
Arzularýmdan gelip geçersin
Yaslanmaz basim dizlerine
Gurbet olunca yollar uzar
Uzarda nere gider
Daga gider, tasa gider, aska gider, yar gider
Benimde basima gelenler adami kanser eder
Benimde basima gelenler insani kanser eder
Derin bir ah çektin içim yandi
Yetismez ömrüm gençligine
Son nefesimden gelip geçersin
Yagmaz gözüm ellerine
Daragacinda ipler uzar
Uzarda nere gider
Cana gider, kana gider, sona gider, yar gider
Benimde basima gelenler adami kanser eder
Benimde basima gelenler insani kanser eder.
Ahmet Kaya - Denizin Ardı Özgürlük
Ne demeli şimdi
Bir çiğdemin toprağı yırtışını seyredişim
Göğe mi dokunmalı, ucuna mi körpe filizin
Öyleyse karanlık sokaklarda koştuğumu düşün
Ay gene bir kadın gibi sarkıyorken denize
Dirseklerimle böğrüme gömdüğüm titremeyi düşün
Oradan göğsümü kaplayışını soğuk bir terin
İlk sözcüğü anlamla birleştiren çocuğu düşün
Onun kavradıkça derinleşen şarkısını
Vay perçemle günün huysuzluğu dolaşan kısrak
Vay acemi öpüşlerden gövdeme boşalan acımtırak haz
Telaş, kıvranış parıltılı gözlerdeki atılganlık
Ya görevin ne senin görevin.
Oynaşmak değil mi içimdeki savaşmak duygusuyla
Ve benim nevresimim kararmışsa kirden, rutubetten
Sarhoşsam gülümseyişlerden ağlayışlardan
Ve kaynak sularıyla üstüme yağan aydınlık hulyaları
Senden gelen ısıyla koruyorsam
Ne demeli simdi
Ey serçelerin sabahlarla doluştuğu cıvıltı
Ey bir romanın olur olmaz yerinde dikkatti çeken hayal
Kalbimi çevreleyen sevda gözeneyi
Acıyış, şefkat, umursayış, hırçınlık seli
Beni düşün öyleyse
Beni hayretin ve karanlığın eşiğinde
Beni fitillerde başlayan bir fısıltı
Anında ilk satırı yazarken bir bildirinin
Kulaktan kulağa dolaşan haberlerin bağrında
Beni dar camlarda değil
Bir bulutun seyrinde düşün
Burada ortasında sıçraya sıçraya kabaran alevlerim
Bir çiğdemin toprağı yırtışını seyredişim
Göğe mi dokunmalı, ucuna mi körpe filizin
Öyleyse karanlık sokaklarda koştuğumu düşün
Ay gene bir kadın gibi sarkıyorken denize
Dirseklerimle böğrüme gömdüğüm titremeyi düşün
Oradan göğsümü kaplayışını soğuk bir terin
İlk sözcüğü anlamla birleştiren çocuğu düşün
Onun kavradıkça derinleşen şarkısını
Vay perçemle günün huysuzluğu dolaşan kısrak
Vay acemi öpüşlerden gövdeme boşalan acımtırak haz
Telaş, kıvranış parıltılı gözlerdeki atılganlık
Ya görevin ne senin görevin.
Oynaşmak değil mi içimdeki savaşmak duygusuyla
Ve benim nevresimim kararmışsa kirden, rutubetten
Sarhoşsam gülümseyişlerden ağlayışlardan
Ve kaynak sularıyla üstüme yağan aydınlık hulyaları
Senden gelen ısıyla koruyorsam
Ne demeli simdi
Ey serçelerin sabahlarla doluştuğu cıvıltı
Ey bir romanın olur olmaz yerinde dikkatti çeken hayal
Kalbimi çevreleyen sevda gözeneyi
Acıyış, şefkat, umursayış, hırçınlık seli
Beni düşün öyleyse
Beni hayretin ve karanlığın eşiğinde
Beni fitillerde başlayan bir fısıltı
Anında ilk satırı yazarken bir bildirinin
Kulaktan kulağa dolaşan haberlerin bağrında
Beni dar camlarda değil
Bir bulutun seyrinde düşün
Burada ortasında sıçraya sıçraya kabaran alevlerim
Ahmet Kaya - Demedim Mi Haydar
Biz dağlarda keklik idik
Şimdi bu çöplükte karga olduk
Bizimde boyumuzu aştı bu şehir
Yerlere serildik madara olduk
Demedim mi Haydar demedim mi sana
Bu İstanbul yutar adamı
Demedim mi Haydar demedim mi söyle
Bu şerefsiz geceler satar adamı
Biz umutlar yolcusuyduk
Rakı sofrasında bir meze olduk
Bizimde harcımız değildi sevmek
Yosmalar içinde kepaze olduk.
Şimdi bu çöplükte karga olduk
Bizimde boyumuzu aştı bu şehir
Yerlere serildik madara olduk
Demedim mi Haydar demedim mi sana
Bu İstanbul yutar adamı
Demedim mi Haydar demedim mi söyle
Bu şerefsiz geceler satar adamı
Biz umutlar yolcusuyduk
Rakı sofrasında bir meze olduk
Bizimde harcımız değildi sevmek
Yosmalar içinde kepaze olduk.
Ahmet Kaya - Dardayım
Dardayım yalanım yok
Baskın yedim gün gece...
Örselendi aşklarım üstelik
Bir uzak diyardayım...
Günaydın anneciğim, günaydın babacığım
Yine sabah oluyor
Evde sabah olmaz deme
Orda günler geçmez deme
İçime sancı doğuyor...
"Yüreğimi bir kalkan bilip, sokaklara çıktım
Kahvelerde oturdum çocuklarla konuştum
Sıkıldım dertlendim dostlarımla buluştum
Bugün de ölmedim anne.
Baskın yedim gün gece...
Örselendi aşklarım üstelik
Bir uzak diyardayım...
Günaydın anneciğim, günaydın babacığım
Yine sabah oluyor
Evde sabah olmaz deme
Orda günler geçmez deme
İçime sancı doğuyor...
"Yüreğimi bir kalkan bilip, sokaklara çıktım
Kahvelerde oturdum çocuklarla konuştum
Sıkıldım dertlendim dostlarımla buluştum
Bugün de ölmedim anne.
Ahmet Kaya - Dağlarda Ölmek İsterim
Ömrümde nice sızı var
Kışların önü yazı var
Kalbim kuşatmalarda dar
Dağlarda ölmek isterim
Verilir hiç tutulmaz söz
Her yanımda bin namert göz
Gardaşlarım olmuş bir köz
Dağlarda ölmek isterim
Oy dağlar, oy dağlar
Uzaklarda yarim mi var
Oy dağlar, oy oy dağlar
Evde bekleyen yarim mi var
Ben ateşten hınçtan doğdum
Zamansız solan gül oldum
Üç-beş kuruşa kul oldum
Dağlarda ölmek isterim
Kaç bahar ağladım kaldım
Derin hasretlerde yandım
Kentler zalimdi dayandım
Dağlarda ölmek isterim
Oy dağlar, oy dağlar
Evde bekleyen yarim mi var
Oy dağlar, oy oy dağlar
Uzaklarda yarim mi var.
Kışların önü yazı var
Kalbim kuşatmalarda dar
Dağlarda ölmek isterim
Verilir hiç tutulmaz söz
Her yanımda bin namert göz
Gardaşlarım olmuş bir köz
Dağlarda ölmek isterim
Oy dağlar, oy dağlar
Uzaklarda yarim mi var
Oy dağlar, oy oy dağlar
Evde bekleyen yarim mi var
Ben ateşten hınçtan doğdum
Zamansız solan gül oldum
Üç-beş kuruşa kul oldum
Dağlarda ölmek isterim
Kaç bahar ağladım kaldım
Derin hasretlerde yandım
Kentler zalimdi dayandım
Dağlarda ölmek isterim
Oy dağlar, oy dağlar
Evde bekleyen yarim mi var
Oy dağlar, oy oy dağlar
Uzaklarda yarim mi var.
Ahmet Kaya - Çilli Kedi
Bu yoksulluk beni delledi
Aldı aklım yaktı külledi
Bunu yapan iki kişi
Biri erkek biri dişi
Halden bilmez iki kişi
Vay
Çilli kedi, çilli kedi vay
Ciğerimi yedin kedi vay
Bunu yapan iki kişi
Biri erkek biri dişi
Halden bilmez iki kişi
Vay bee...
Aldı aklım yaktı külledi
Bunu yapan iki kişi
Biri erkek biri dişi
Halden bilmez iki kişi
Vay
Çilli kedi, çilli kedi vay
Ciğerimi yedin kedi vay
Bunu yapan iki kişi
Biri erkek biri dişi
Halden bilmez iki kişi
Vay bee...
Ahmet Kaya - Çiğdem Çiçek (Aylar Oldu)
Aylar oldu yıllar oldu
Ben yüzünü görmedim.
Yüzüne hasret kaldım kız
Yüzüne yüzüm sürmedim
Gülen aya sordum seni
Küstü yüzünü sakladı
Yıldızlara sordum seni
Yüzüme bile bakmadı
Yıldızlara sordum seni
Yıldızlar kan ağladı
Aksam olur ay gecede
Çiğdem çiçek şenlenir
Vallah&Billah düşünmesem seni
Derdime dert eklenir
Bıçak sapladım sineme
Eskidi yaralarım
Sabah olsun gelmeye eğer
Kendimi yaralarım.
Ben yüzünü görmedim.
Yüzüne hasret kaldım kız
Yüzüne yüzüm sürmedim
Gülen aya sordum seni
Küstü yüzünü sakladı
Yıldızlara sordum seni
Yüzüme bile bakmadı
Yıldızlara sordum seni
Yıldızlar kan ağladı
Aksam olur ay gecede
Çiğdem çiçek şenlenir
Vallah&Billah düşünmesem seni
Derdime dert eklenir
Bıçak sapladım sineme
Eskidi yaralarım
Sabah olsun gelmeye eğer
Kendimi yaralarım.
Ahmet Kaya - Çek Mustafa
Genç kadınları kültürümüzle etkiledikten sonra
Rahibelere saldırdıktan sonra
Leylakları yaktıktan bulutları gödükten sonra
Elimize ne geçti?
Elimize ne geçti?
Akademide bi koltuk ve birde çek defteri
Akademide bi koltuk ve birde çek defteri
Çek mustafa çek
Çek çek rakı çek
Senin ömrün hep böyle çekmeklemi(ahkam kesmeklemi)geçecek?
Müzeleri havalara uçurduktan sonra
Ün peşinde koşup o kadınla yattığımızı düşledikten sonra
Gazetelere geçsin diye adımız yalvar yakar olduktan sonra
Elimize ne geçti?
Elimize ne geçti?
Akademide bi koltuk ve birde çek defteri
Akademide bi koltuk ve birde çek defteri
Çek mustafa çek
Çek çek rakı çek
Senin ömrün hep böyle çekmeklemi(ahkam kesmeklemi)geçecek?
Çek mustafa çek
Çek çek rakı çek
Çek birde benim için akedemik rakı çek
Çek çek çek çek
Senin ömrün hep böyle çek kesmeklemi geçicek?
Rahibelere saldırdıktan sonra
Leylakları yaktıktan bulutları gödükten sonra
Elimize ne geçti?
Elimize ne geçti?
Akademide bi koltuk ve birde çek defteri
Akademide bi koltuk ve birde çek defteri
Çek mustafa çek
Çek çek rakı çek
Senin ömrün hep böyle çekmeklemi(ahkam kesmeklemi)geçecek?
Müzeleri havalara uçurduktan sonra
Ün peşinde koşup o kadınla yattığımızı düşledikten sonra
Gazetelere geçsin diye adımız yalvar yakar olduktan sonra
Elimize ne geçti?
Elimize ne geçti?
Akademide bi koltuk ve birde çek defteri
Akademide bi koltuk ve birde çek defteri
Çek mustafa çek
Çek çek rakı çek
Senin ömrün hep böyle çekmeklemi(ahkam kesmeklemi)geçecek?
Çek mustafa çek
Çek çek rakı çek
Çek birde benim için akedemik rakı çek
Çek çek çek çek
Senin ömrün hep böyle çek kesmeklemi geçicek?
Ahmet Kaya - Cinayet Saati
Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu
Deli cafer, ismail, tayfur ve şaşı
Maktul'ün onbeş yıllık arkadaşı
Üç kamarot öteki aşçıbaşı
Dört bıçak vurdular dört kişi.
Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
Ben gördüm kulaklarım gördü
Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü
Hiç biriniz orda yoktunuz.
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Onüç damla gözyaşını saydım
Sövüp saydım
Şafak nabız gibi atıyordu
Sarhoştum kasımpaşa'daydım
Hiç biriniz orda yoktunuz.
Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
Polis katilleri arıyordu
Deli cafer, ısmail, tayfur ve şaşı
Üzerime yüklediler bu işi
Sarhoştum kasımpaşa'daydım,
Vapuru onlar vurdu ben vurmadım
Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
Ben vursam kendimi vuracaktım.
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu
Deli cafer, ismail, tayfur ve şaşı
Maktul'ün onbeş yıllık arkadaşı
Üç kamarot öteki aşçıbaşı
Dört bıçak vurdular dört kişi.
Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
Ben gördüm kulaklarım gördü
Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü
Hiç biriniz orda yoktunuz.
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Onüç damla gözyaşını saydım
Sövüp saydım
Şafak nabız gibi atıyordu
Sarhoştum kasımpaşa'daydım
Hiç biriniz orda yoktunuz.
Haliç'te bir vapuru vurdular dört kişi
Polis katilleri arıyordu
Deli cafer, ısmail, tayfur ve şaşı
Üzerime yüklediler bu işi
Sarhoştum kasımpaşa'daydım,
Vapuru onlar vurdu ben vurmadım
Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
Ben vursam kendimi vuracaktım.
Ahmet Kaya - Cinayet Gibi
Haliç te bir vapuru vurdular dört kişi
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu
Deli Cafer, İsmail, Tayfur ve Şaşı
Maktulün onbeş yıllık arkadaşı
Üç kamarot öteki ahçıbaşı
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
Ben gördüm kulaklarım gördü
Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü.
Hiç biriniz orada yoktunuz
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Onüç damla gözyaşı saydım
Alllahına kitabına sövüp saydım
Şafak nabız gibi atıyordu
Sarhoşdum kasımpaşa'daydım
Hiç biriniz orada yoktunuz
Haliç te bir vapuru vurdular dört kişi
Polis katilleri arıyordu
Deli Cafer, İsmail, Tayfur ve Şaşı
Üzerime yüklediler bu işi
Sarhoşdum kasımpaşa'daydım
Vapuru onlar vurdu ben vurmadım
Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
Ben vursam kendimi vuracaktım
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
Yemyeşil bir ay gökte dağılıyordu
Deli Cafer, İsmail, Tayfur ve Şaşı
Maktulün onbeş yıllık arkadaşı
Üç kamarot öteki ahçıbaşı
Dört bıçak çekip vurdular dört kişi
Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
Ben gördüm kulaklarım gördü
Vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü.
Hiç biriniz orada yoktunuz
Demirlemişti eli kolu bağlıydı ağlıyordu
Onüç damla gözyaşı saydım
Alllahına kitabına sövüp saydım
Şafak nabız gibi atıyordu
Sarhoşdum kasımpaşa'daydım
Hiç biriniz orada yoktunuz
Haliç te bir vapuru vurdular dört kişi
Polis katilleri arıyordu
Deli Cafer, İsmail, Tayfur ve Şaşı
Üzerime yüklediler bu işi
Sarhoşdum kasımpaşa'daydım
Vapuru onlar vurdu ben vurmadım
Cinayeti kör bir kayıkçı gördü
Ben vursam kendimi vuracaktım
Ahmet Kaya - Can Yoldaşım
Yağmur yağar sel olurum
Toprak döner toz olurum hey
Seni sevdim gam çekmeden
Gün ortasında ölürüm hey
Canım benim can yoldaşım
Gül tenimde kara benim hey
Gül tenimde belam benim hey
Gün doğarken meyhanede
Bardağım da rakım benim hey hey
Çorbam da tuzum közde biberim
Belim de silahım benim hey
Canım benim can yoldaşım
Gül tenimde kara benim hey
Gül tenimde belam benim hey.
Toprak döner toz olurum hey
Seni sevdim gam çekmeden
Gün ortasında ölürüm hey
Canım benim can yoldaşım
Gül tenimde kara benim hey
Gül tenimde belam benim hey
Gün doğarken meyhanede
Bardağım da rakım benim hey hey
Çorbam da tuzum közde biberim
Belim de silahım benim hey
Canım benim can yoldaşım
Gül tenimde kara benim hey
Gül tenimde belam benim hey.
Ahmet Kaya - Büyüdün Bebeğim
Aklın Ermez Mapusluğa
Bahçede Sarı Işığa
On Üç Tane Yaş Döküldü
Ranzadaki Yastığına
Büyüdün Sende
Hasret Sende Sevgi Bende
Akşamlar Döner Geceye
Geceler Gebe Gündüze
Karanlığa Bakıp Durma
Beni Orada Arama
Ben Güneşin İçindeyim
Beni Sabahlarda Ara
Geleceğim Bir Gün Bende
Sevgi Büyüt Ellerinde
Akşamlar Döner Geceye
Geceler Gebe Gündüze.
Bahçede Sarı Işığa
On Üç Tane Yaş Döküldü
Ranzadaki Yastığına
Büyüdün Sende
Hasret Sende Sevgi Bende
Akşamlar Döner Geceye
Geceler Gebe Gündüze
Karanlığa Bakıp Durma
Beni Orada Arama
Ben Güneşin İçindeyim
Beni Sabahlarda Ara
Geleceğim Bir Gün Bende
Sevgi Büyüt Ellerinde
Akşamlar Döner Geceye
Geceler Gebe Gündüze.
Ahmet Kaya - Bu Yalnızlık Benim
Sana birgün bu mektubum ulaşır
Açarsın ha eline kan bulaşır
Çürür bir yerlerde çırılçıplak cesedim
Sedyele taşınır kan çiçekleri
Adımların adımların adımların birbirine dolaşır
Nazlı ırmak boylarından, ılık rüzgarlarla geldim
Çiçek istediler verdim, şarkı dediler söyledim
Ömrümün yarısı kavgayla geçti
Ben böyle, ben böyle, ben böyle yanlızlık görmedim
Beni birgün bu şarkıyla anarsın
İçinden kopar bir tel ağlarsın
Gecikmiş bir vefa kalıntısıyla
Polis kaydından sildirip adımı.
Pencerenin, pencerenin, pencerenin buğusuna yazarsın
Darmadağın bir evden sabah ezanıyla çıktım
Denizler üstüme gelmeyin
Kuşlar ne olur didişmeyin
Şarkımı esmer bir hasrete sundum
Bu yanlızlık, bu yanlızlık, bu yanlızlık benim ilişmeyin
Açarsın ha eline kan bulaşır
Çürür bir yerlerde çırılçıplak cesedim
Sedyele taşınır kan çiçekleri
Adımların adımların adımların birbirine dolaşır
Nazlı ırmak boylarından, ılık rüzgarlarla geldim
Çiçek istediler verdim, şarkı dediler söyledim
Ömrümün yarısı kavgayla geçti
Ben böyle, ben böyle, ben böyle yanlızlık görmedim
Beni birgün bu şarkıyla anarsın
İçinden kopar bir tel ağlarsın
Gecikmiş bir vefa kalıntısıyla
Polis kaydından sildirip adımı.
Pencerenin, pencerenin, pencerenin buğusuna yazarsın
Darmadağın bir evden sabah ezanıyla çıktım
Denizler üstüme gelmeyin
Kuşlar ne olur didişmeyin
Şarkımı esmer bir hasrete sundum
Bu yanlızlık, bu yanlızlık, bu yanlızlık benim ilişmeyin
Ahmet Kaya - Bu Şiirin Kuralsız Son Sözü
Gayrı dur durak yok kardeşler
Yanında sevgilinin aziz ölüsü
Ötede bir köylü militan
Uzakta işçi dostlar kurşunlanıyor
Ve dünyanın öbür ucunda
Bir avuç doların kahpe çarkında
Kahraman halklar doğranmaktadır
Toprağın ekmeğin hesabıdır bu
Zulmün zorbalığın hesabıdır bu
Sevdanın hasretin hesabıdır bu
Gayrı dur durak yok kardeşler
Çınlasın doruklarda kavga borusu.
Yanında sevgilinin aziz ölüsü
Ötede bir köylü militan
Uzakta işçi dostlar kurşunlanıyor
Ve dünyanın öbür ucunda
Bir avuç doların kahpe çarkında
Kahraman halklar doğranmaktadır
Toprağın ekmeğin hesabıdır bu
Zulmün zorbalığın hesabıdır bu
Sevdanın hasretin hesabıdır bu
Gayrı dur durak yok kardeşler
Çınlasın doruklarda kavga borusu.
Ahmet Kaya - Bu Gece Beni Düşün
Bu gece beni düşün
Gözlerin bulutlansın
Sırtlan karanlık altında koyupta gittiğini
Düşün ki ciğerin yansın
Ben her gece sendeyim
Bir gecede sen düşün
Dün gibi hatırımda
Saçlarını okşarken o gamzeli gülüşün
Sen beni unutamazsın
Ellere satamazsın
Kaçmak o kadar kolay mı
Kendini aldatamazsın
Bu gece beni düşün yar
Seni bekleyen biri var
Bu gece beni düşün yar
Seni bekleyen biri var
Bu gece beni düşün
Yeminlerin utansın
Pişmanlığın namlusu
Bu gece ansızın yüreğine dayansın
Bu gece beni düşün
Duvarların ardında
Hala resmin duruyor ve pulsuz mektupların
Yastığımın altında
Sen beni unutamazsın,
Ellere satamazsın.
Kaçmak o kadar kolay mı ?
Kendini aldatamazsın...
Bu gece beni düşün yar
Seni bekleyen biri var
Bu gece de beni düşün yar
Sana tapan biri var
Bu gece beni düşün yar
Seni özleyen biri var
Bu gece beni düşün yar
Sana yanan biri var..
Gözlerin bulutlansın
Sırtlan karanlık altında koyupta gittiğini
Düşün ki ciğerin yansın
Ben her gece sendeyim
Bir gecede sen düşün
Dün gibi hatırımda
Saçlarını okşarken o gamzeli gülüşün
Sen beni unutamazsın
Ellere satamazsın
Kaçmak o kadar kolay mı
Kendini aldatamazsın
Bu gece beni düşün yar
Seni bekleyen biri var
Bu gece beni düşün yar
Seni bekleyen biri var
Bu gece beni düşün
Yeminlerin utansın
Pişmanlığın namlusu
Bu gece ansızın yüreğine dayansın
Bu gece beni düşün
Duvarların ardında
Hala resmin duruyor ve pulsuz mektupların
Yastığımın altında
Sen beni unutamazsın,
Ellere satamazsın.
Kaçmak o kadar kolay mı ?
Kendini aldatamazsın...
Bu gece beni düşün yar
Seni bekleyen biri var
Bu gece de beni düşün yar
Sana tapan biri var
Bu gece beni düşün yar
Seni özleyen biri var
Bu gece beni düşün yar
Sana yanan biri var..
Ahmet Kaya - Bu Dert Beni Verem Eder
Eğri büğrü bakar oldum
Şaşkın oldum, sakar oldum
İkide bir yüreğimi dağa taşa diker oldum
Şunca yıldır karanlıkta göz kırpmaktan bıkar oldum
Benim annem şeker annem gençlik elden gitti gider
Gece gündüz dolaşırım tenhalarda menhalarda
Benim annem güzel annem beni beni beni koyver
Sağ yanımda bir sızı var sol yanımda dağlar duman
Altı patlar, altı patlak bu dert beni bu dert beni verem
Eder.
Dama çıktım damdan düştüm
Kılıç kestim rakı içtim
Şahin oldum, keloğlanın külahını kaptım kaçtım
Yare ağlar, güler uçtum
Yarı yolda yorgun düştüm
Benim annem kadın annem bu nasıl iş bana de hele
Gece gündüz düşünürüm tenhalarda menhalarda
Aman annem güzel annem beni beni beni koyver
Sağ yanımda bir sızı var sol yanımda yandım allah
Altı patlar altı patlak bu dert beni bu dert beni adam eder
Şaşkın oldum, sakar oldum
İkide bir yüreğimi dağa taşa diker oldum
Şunca yıldır karanlıkta göz kırpmaktan bıkar oldum
Benim annem şeker annem gençlik elden gitti gider
Gece gündüz dolaşırım tenhalarda menhalarda
Benim annem güzel annem beni beni beni koyver
Sağ yanımda bir sızı var sol yanımda dağlar duman
Altı patlar, altı patlak bu dert beni bu dert beni verem
Eder.
Dama çıktım damdan düştüm
Kılıç kestim rakı içtim
Şahin oldum, keloğlanın külahını kaptım kaçtım
Yare ağlar, güler uçtum
Yarı yolda yorgun düştüm
Benim annem kadın annem bu nasıl iş bana de hele
Gece gündüz düşünürüm tenhalarda menhalarda
Aman annem güzel annem beni beni beni koyver
Sağ yanımda bir sızı var sol yanımda yandım allah
Altı patlar altı patlak bu dert beni bu dert beni adam eder
Ahmet Kaya - Bu Da Benim Sana
Şimdi saat sensizin ertesi
Yıldız dolmuş gökyüzü ayaydın
Avutulmuş çocuklar çoktan sustu
Bir ben kaldım bir ben kaldım
Tenhasında gecenin avutulmamış ben
Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettin ki bu yaşlar
Utangaç boynunun kolyesi olsun
Buda benim sana buda benim sana ayrılırken hediyem olsun
Soytarılık etmeden güldürebilmek seni
Ekmek çalmadan
Doyurabilmek ve haksızlık etmeden doğan güneşe bütün
Aydınlıları içine süzebilmek gibi mülteci isteklerim oldu
Arasıra biliyorsun
Şimdi iyi niyetlerimi bir bir
Yargılayıp asıyorum
Bu son olsun bu son olsun
Yıldız dolmuş gökyüzü ayaydın
Avutulmuş çocuklar çoktan sustu
Bir ben kaldım bir ben kaldım
Tenhasında gecenin avutulmamış ben
Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettin ki bu yaşlar
Utangaç boynunun kolyesi olsun
Buda benim sana buda benim sana ayrılırken hediyem olsun
Soytarılık etmeden güldürebilmek seni
Ekmek çalmadan
Doyurabilmek ve haksızlık etmeden doğan güneşe bütün
Aydınlıları içine süzebilmek gibi mülteci isteklerim oldu
Arasıra biliyorsun
Şimdi iyi niyetlerimi bir bir
Yargılayıp asıyorum
Bu son olsun bu son olsun
Ahmet Kaya - Bizim Hikayemiz
Bir güneşti gördüğüm dağlar ardında
Uzanıp gittiğim yollar ateşti sanki
Tuttuğum ellerde dostluk saklı bağrımda
Yürüyüp gittiğim yollar ateşti sanki.
Bir volkandı içimizde coşan nehirler
Coştukça umutlar hep taşardı sanki
Ne oldu bizim güneşe neden doğmuyor
Uzun uzak gecelerde sabah olmuyor.
İşte bizim hikayemiz hep böyle gider
Umutlar hep gecelerde yol olur gider
İşte bizim hikayemiz burada biter
Aydınlıklar karanlıkta yol olur gider.
Uzanıp gittiğim yollar ateşti sanki
Tuttuğum ellerde dostluk saklı bağrımda
Yürüyüp gittiğim yollar ateşti sanki.
Bir volkandı içimizde coşan nehirler
Coştukça umutlar hep taşardı sanki
Ne oldu bizim güneşe neden doğmuyor
Uzun uzak gecelerde sabah olmuyor.
İşte bizim hikayemiz hep böyle gider
Umutlar hep gecelerde yol olur gider
İşte bizim hikayemiz burada biter
Aydınlıklar karanlıkta yol olur gider.
Ahmet Kaya - Bize Ne Oldu
Gece düştüm sokaklara
Her yerde seni aradım
Birden karşıma çıktın
Seni gördüm ağladım
Yine nekadar iyiydin
Yine nekadar sıcak
Oysa neler anlatıyordum içimden
Artık, diye bilmem imkansız
Söyle söyle yar bize ne oldu
Yine gönlüm derbeder oldu
İstedim gözünü öpeyim
Gözlerin düşmanım oldu
Alışamadım yalnızlığına
Karanlığa çok uzağım
Ne olur södürme ışıkları
Karanlığa alışacağım
Gitme bu gece, gitme, gitme
Ne olur kal benimle
Ağlatmasın şarkılarım ağlatmasın
Belki bu son gece.
Her yerde seni aradım
Birden karşıma çıktın
Seni gördüm ağladım
Yine nekadar iyiydin
Yine nekadar sıcak
Oysa neler anlatıyordum içimden
Artık, diye bilmem imkansız
Söyle söyle yar bize ne oldu
Yine gönlüm derbeder oldu
İstedim gözünü öpeyim
Gözlerin düşmanım oldu
Alışamadım yalnızlığına
Karanlığa çok uzağım
Ne olur södürme ışıkları
Karanlığa alışacağım
Gitme bu gece, gitme, gitme
Ne olur kal benimle
Ağlatmasın şarkılarım ağlatmasın
Belki bu son gece.
Ahmet Kaya - Bize Kalan
Bize kalan insanlığa bırakmak
İstediğimiz değildi
Binlerce fidan ektik halkın çölüne
Su vermediler eğildi
Bizim eskiden öfkelerimiz vardı
Kızaran yanakları öpmelere utandık
Sonra suç olmak girdi araya
Bizim eskiden umutlarımız vardı
Yıkılan duvarların gövdesine yaşlandık
Sonra yanılmak girdi araya
Bize kir bize pas bize tortusu kaldı
Dostlar tükenip düştüler
Yok olma korkusu kaldı
Bizim eskiden gülüşlerimiz vardı
Kırılan yüreklere öylesine dağıttık
Sonra ağlamak girdi araya
Bizim eskiden öfkelerimiz vardı
Tutuşan dağların seherine yar olduk
Sonra vurulmak girdi araya
Bize kan bize ter bize gözyaşı kaldı
Yıllar çiğneyip geçtiler
Yaşama telaşı kaldı.
İstediğimiz değildi
Binlerce fidan ektik halkın çölüne
Su vermediler eğildi
Bizim eskiden öfkelerimiz vardı
Kızaran yanakları öpmelere utandık
Sonra suç olmak girdi araya
Bizim eskiden umutlarımız vardı
Yıkılan duvarların gövdesine yaşlandık
Sonra yanılmak girdi araya
Bize kir bize pas bize tortusu kaldı
Dostlar tükenip düştüler
Yok olma korkusu kaldı
Bizim eskiden gülüşlerimiz vardı
Kırılan yüreklere öylesine dağıttık
Sonra ağlamak girdi araya
Bizim eskiden öfkelerimiz vardı
Tutuşan dağların seherine yar olduk
Sonra vurulmak girdi araya
Bize kan bize ter bize gözyaşı kaldı
Yıllar çiğneyip geçtiler
Yaşama telaşı kaldı.
Ahmet Kaya - Biz Üç Kişiydik
Biz üç kişiydik; Bedirhan, Nazlıcan ve ben.
Üç ağız, üç yürek, üç yeminli fişek...
Adımız bela diye yazılmıştı dağlara taşlara
Boynumuzda ağır vebal, koynumuzda çapraz tüfek.
El tetikte kulak kirişte ve sırtımız toprağa emanet
Baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi
Yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık
Deniz çok uzaktaydı ve dokunuyordu yalnızlık.
Gece uçurum boylarında, uzak çakal sesleri
Yüzümüze, ekmeğimize, türkümüze çarpar geçerdi
Göğsüne kekik sürerdi Nazlıcan, tüterdi buram buram
Gizlice ona bakardık, yüreğimiz göçerdi.
Belki bir çoban kavalında yitirdik Nazlıcan' ı,
Ateşböcekleriyle bir oldu kırpışarak tükendi.
Bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza,
Kurşun gibi, mayın gibi tutuşarak tükendi...
Oy Nazlıcan vahşi bayırların maralı
Nazlıcan saçları fırtınayla taralı
Sen de böyle gider miydin yıldızlar ülkesine
Oy Nazlıcan... oy can evinden yaralı.
Nazlıcan serin yayla çiçeği
Nazlıcan deli dolu heyecan
Göğsümde bir sevda kelebeği
Nazlıcan ah Nazlıcan...
Artık yenilmiş ordular kadar eziktik, sahipsizdik
Geçip gittik, parka ve yürek paramparça
Gerisi ölüm duygusu, gerisi sağır sessizlik,
Geçip gittik, Nazlıcan boşluğu aramızda.
Bedirhan'ı bir gedikte sırtından vurdular
Yarıp çıkmışken nice büyük ablukaları
Omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca
Titredi ve iki yana düştü kolları.
Ölüm bir ısırgan otu gibi sarmıştı her yanını
Devrilmiş bir ağaçtı ay ışığında gövdesi
Uzanıp bir damla yaş ile dokundum kirpiklerine
Göğsümü çatlatırken nabzımın tükenmiş sesi.
Sanki bir şakaydı bu, birazdan uyanacaktı,
Birazdan ateşi karıştırıp bir cigara saracaktı
Oysa ölüm sadık kalmıştı randevusuna ah
O da Nazlıcan gibi bir daha olmayacaktı.
Ey Bedirhan; katran gecelerin heyulası,
Ey Bedirhan; kancık pusuların belası
Sen de böyle bitecek adam mıydın, konuşsana...
Ey Bedirhan ey mezarı kartal yuvası.
Bedirhan mor dağların kaçağı
Bedirhan mavi gözleri şahan
Zulamda suskun gece bıçağı
Bedirhan ah Bedirhan.
Biz üç kişiydik
Üç intihar çiçeği
Bedirhan, Nazlıcan ve ben
Suphi...
Üç ağız, üç yürek, üç yeminli fişek...
Adımız bela diye yazılmıştı dağlara taşlara
Boynumuzda ağır vebal, koynumuzda çapraz tüfek.
El tetikte kulak kirişte ve sırtımız toprağa emanet
Baldıran acısıyla ovarak üşüyen ellerimizi
Yıldız yorgan altında birbirimize sarılırdık
Deniz çok uzaktaydı ve dokunuyordu yalnızlık.
Gece uçurum boylarında, uzak çakal sesleri
Yüzümüze, ekmeğimize, türkümüze çarpar geçerdi
Göğsüne kekik sürerdi Nazlıcan, tüterdi buram buram
Gizlice ona bakardık, yüreğimiz göçerdi.
Belki bir çoban kavalında yitirdik Nazlıcan' ı,
Ateşböcekleriyle bir oldu kırpışarak tükendi.
Bir narin kelebek ölüsü bırakıp tam ortamıza,
Kurşun gibi, mayın gibi tutuşarak tükendi...
Oy Nazlıcan vahşi bayırların maralı
Nazlıcan saçları fırtınayla taralı
Sen de böyle gider miydin yıldızlar ülkesine
Oy Nazlıcan... oy can evinden yaralı.
Nazlıcan serin yayla çiçeği
Nazlıcan deli dolu heyecan
Göğsümde bir sevda kelebeği
Nazlıcan ah Nazlıcan...
Artık yenilmiş ordular kadar eziktik, sahipsizdik
Geçip gittik, parka ve yürek paramparça
Gerisi ölüm duygusu, gerisi sağır sessizlik,
Geçip gittik, Nazlıcan boşluğu aramızda.
Bedirhan'ı bir gedikte sırtından vurdular
Yarıp çıkmışken nice büyük ablukaları
Omuzdan kayan bir tüfek gibi usulca
Titredi ve iki yana düştü kolları.
Ölüm bir ısırgan otu gibi sarmıştı her yanını
Devrilmiş bir ağaçtı ay ışığında gövdesi
Uzanıp bir damla yaş ile dokundum kirpiklerine
Göğsümü çatlatırken nabzımın tükenmiş sesi.
Sanki bir şakaydı bu, birazdan uyanacaktı,
Birazdan ateşi karıştırıp bir cigara saracaktı
Oysa ölüm sadık kalmıştı randevusuna ah
O da Nazlıcan gibi bir daha olmayacaktı.
Ey Bedirhan; katran gecelerin heyulası,
Ey Bedirhan; kancık pusuların belası
Sen de böyle bitecek adam mıydın, konuşsana...
Ey Bedirhan ey mezarı kartal yuvası.
Bedirhan mor dağların kaçağı
Bedirhan mavi gözleri şahan
Zulamda suskun gece bıçağı
Bedirhan ah Bedirhan.
Biz üç kişiydik
Üç intihar çiçeği
Bedirhan, Nazlıcan ve ben
Suphi...
Ahmet Kaya - Birazdan Kudurur Deniz
Birazdan kudurur deniz
Birazdan dalgaların sırtından
Üst üste fışkıran rüzgarlar
Bir intikam gibi saldırınca üstüne.
Yüzüne şarkılar çarpar, yüzüne şiirler çarpar, ağlarsın
Sen artık, sen artık buralarda duramazsın.
"Artık sazın bağrı mı olur
Kimsenin bilmediği bir ağrı mı
Gider kendine gömülürsün
Yoksa bu şehir bu sokaklar
Seni alır kullanır seni alır kullanır
Santim santim çürürsün."
Bazen bir uçurum kalır
Bazen de martıların ardından
Velvele koparan bir leş kalır
Bir intihar gibi puşt olunca sevdalar.
Sırtını duvara yaslar, sırtını ağaca yaslar susarsın
Sen artık hiçbir sözü, hiçbir sözü kaldıramazsın.
Şimdi bir yeni sevda mı olur
Kimsenin kapını çalmadığı bir inziva mı
Tutar sıfırdan başlarsın
Yoksa bu ilişkiler bu zaaflar
Seni yiyip bitirir, seni yiyip bitirir
Dirhem dirhem azalırsın.
Birazdan dalgaların sırtından
Üst üste fışkıran rüzgarlar
Bir intikam gibi saldırınca üstüne.
Yüzüne şarkılar çarpar, yüzüne şiirler çarpar, ağlarsın
Sen artık, sen artık buralarda duramazsın.
"Artık sazın bağrı mı olur
Kimsenin bilmediği bir ağrı mı
Gider kendine gömülürsün
Yoksa bu şehir bu sokaklar
Seni alır kullanır seni alır kullanır
Santim santim çürürsün."
Bazen bir uçurum kalır
Bazen de martıların ardından
Velvele koparan bir leş kalır
Bir intihar gibi puşt olunca sevdalar.
Sırtını duvara yaslar, sırtını ağaca yaslar susarsın
Sen artık hiçbir sözü, hiçbir sözü kaldıramazsın.
Şimdi bir yeni sevda mı olur
Kimsenin kapını çalmadığı bir inziva mı
Tutar sıfırdan başlarsın
Yoksa bu ilişkiler bu zaaflar
Seni yiyip bitirir, seni yiyip bitirir
Dirhem dirhem azalırsın.
Ahmet Kaya - Biraz Da Sen Ağla
Akşamlar böyle biter
Hep böyle dertli biter
Evli evine gider
Kuşlar yuvaya döner
Bir de sen gitme
Bir de sen gitme içimden
Yaralıyam ben
Giden bu yolculardan
En çok ben şanssızım
Ne kadar çok yaşadıysam
O kadar çok yanlızım
Biraz da sen agla
Ölürken bile hasretimden sana
Bir tek sen anla.
Hep böyle dertli biter
Evli evine gider
Kuşlar yuvaya döner
Bir de sen gitme
Bir de sen gitme içimden
Yaralıyam ben
Giden bu yolculardan
En çok ben şanssızım
Ne kadar çok yaşadıysam
O kadar çok yanlızım
Biraz da sen agla
Ölürken bile hasretimden sana
Bir tek sen anla.
Ahmet Kaya - Bir Veda Havası
Vakit tamam seni terk ediyorum
Bütün alışkanlıklardan öteye
Yorumsuz bir hayatı seçiyorum
Doymadım inan kanmadım sevgiye.
Korkulu geceleri sayar gibi
Birdenbire bir yıldız kayar gibi
Ellerim kurtulacak ellerinden
Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi.
Aşksa bitti gül ise hiç dermedik
Bul kendine kuytularda hadi dal
Seninle bir bütün olabilirdik.
Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
Hoşçakal canımın içi, hoşçakal.
Vakit tamam seni terk ediyorum
Bu incecik bir veda havasıdır
Parmak uçlarına değen sıcaklığı
İncinen bir hayatın yarasıdır.
Kalacak tüm izlerin hayatımda
Gözümden bir damla yaş aktığında
Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
Kan tarlası gelincik şafağında.
Ölümse korktun savaşsa hep kaçtın
Vur kendini korkularda hadi al
Sen bir suydun sen bir ilaçtın
Hoşçakal canımın içi, hoşçakal
Hoşçakal iki gözüm, hoşçakal
Sen bir suydun sen bir ilaçtin
Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
Hoşçakal iki gözüm, hoşça kal...
Bütün alışkanlıklardan öteye
Yorumsuz bir hayatı seçiyorum
Doymadım inan kanmadım sevgiye.
Korkulu geceleri sayar gibi
Birdenbire bir yıldız kayar gibi
Ellerim kurtulacak ellerinden
Bir kuru dal ağaçtan kopar gibi.
Aşksa bitti gül ise hiç dermedik
Bul kendine kuytularda hadi dal
Seninle bir bütün olabilirdik.
Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
Hoşçakal canımın içi, hoşçakal.
Vakit tamam seni terk ediyorum
Bu incecik bir veda havasıdır
Parmak uçlarına değen sıcaklığı
İncinen bir hayatın yarasıdır.
Kalacak tüm izlerin hayatımda
Gözümden bir damla yaş aktığında
Bir yer bulabilsem seni hatırlatmayan
Kan tarlası gelincik şafağında.
Ölümse korktun savaşsa hep kaçtın
Vur kendini korkularda hadi al
Sen bir suydun sen bir ilaçtın
Hoşçakal canımın içi, hoşçakal
Hoşçakal iki gözüm, hoşçakal
Sen bir suydun sen bir ilaçtin
Hoşçakal gözümün nuru, hoşçakal
Hoşçakal iki gözüm, hoşça kal...
Ahmet Kaya - Bir Minik Kız Çocuğu
Ona hergün ratlardım kuyruğun bir ucunda
Bir minibüs parası sımsıkı avucunda
Uykusuna doymamış kırpışan gözleriyle
Anlarsa baktığımı başı inerdi öne
Bildiğim kadarıyla ölmüş anne-babası
Okulundan koparıp işe koymuş ablası
Ne rüyalar görürdü kim bilir yol boyunca
Hep gülümserdi yüzü ansızın uyanınca
Bir minik kız çocuğu saçları darmadağın
Yollarda yalın ayak üşürüşür üşür elleri
Meraklandım bir kaç gün durakta görmeyince
Tanıyanlar söyledi inanmadım ilk önce
Dalmış bir gün rüyaya mavi önlük içinde
Fabrika değil sanki bir okul bahçesinde
İşte o an dişliler kapmış iki elini
Böyle ödemiş yavrum rüyanın bedelini
Tebessüm donup kalmış ağzının kenarında
Soluvermiş minik kız henüz ilk baharında
Bir minik kız çocuğu bir minik kuş yüreği
Ölümün kucağında üşür üşür üşür elleri.
Bir minibüs parası sımsıkı avucunda
Uykusuna doymamış kırpışan gözleriyle
Anlarsa baktığımı başı inerdi öne
Bildiğim kadarıyla ölmüş anne-babası
Okulundan koparıp işe koymuş ablası
Ne rüyalar görürdü kim bilir yol boyunca
Hep gülümserdi yüzü ansızın uyanınca
Bir minik kız çocuğu saçları darmadağın
Yollarda yalın ayak üşürüşür üşür elleri
Meraklandım bir kaç gün durakta görmeyince
Tanıyanlar söyledi inanmadım ilk önce
Dalmış bir gün rüyaya mavi önlük içinde
Fabrika değil sanki bir okul bahçesinde
İşte o an dişliler kapmış iki elini
Böyle ödemiş yavrum rüyanın bedelini
Tebessüm donup kalmış ağzının kenarında
Soluvermiş minik kız henüz ilk baharında
Bir minik kız çocuğu bir minik kuş yüreği
Ölümün kucağında üşür üşür üşür elleri.
Ahmet Kaya - Bir De Sen Gitme
Akşamlar böyle biter
Hep böyle dertli biter
Evli evine gider
Kuşlar yuvaya döner
Bir de sen gitme
Bir de sen gitme
Bir de sen gitme
İçimden
Yaralıyım ben
Giden bu yolculardan
En çok ben şanssızım
Ne kadar çok yaşadıysam
O kadar çok yalnızım
Biraz da sen ağla
Biraz da sen ağla
Ölürken bile hasretim sana
Bir tek sen anla.
Hep böyle dertli biter
Evli evine gider
Kuşlar yuvaya döner
Bir de sen gitme
Bir de sen gitme
Bir de sen gitme
İçimden
Yaralıyım ben
Giden bu yolculardan
En çok ben şanssızım
Ne kadar çok yaşadıysam
O kadar çok yalnızım
Biraz da sen ağla
Biraz da sen ağla
Ölürken bile hasretim sana
Bir tek sen anla.
Ahmet Kaya - Bir Anka Kuşu
Yüzlerce soğuk namlu üzerime çevrildi
Yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi
Anne beni söğüdün gölgesinde vurdular
Öpmeye kıyamadığın oğlun yere serildi
Üşüştü birer birer çakallar üzerime
Üşüştü her bir yandan göğsüme ciğerime
Anne beni leş gibi yiyip talan ettiler
Teşhis edilmek için savurdular dövdüler
Şiir
Yeryüzündeki acıların hepsini, hepsini tattım heder oldum
Ekmeğime tütün kattım, beni milyon kere yaktılar üstüste
Bir anka kuşu gibi anne, bir anka kuşu gibi
Kendimi külümden yarattım
Geceler tanır beni, konarım göçerim ben
Geceler tanır beni, kan damlar içerimden
Anne sen beni unut, karanlıkğın bağrında
Kırmızılar ekerim, siyahlar biçerim ben
Suç üstü yakalandım, bölüşürken kalbimi
Suç üstü kelepçeyle, yardılar bileğimi
Anne ben diyar diyar, umudun savaşçısı
Bir tutam sevgi için, dağladım gözlerimi
Şiir
Prometustum çiviyle çakılırken taşlara
Ciğerimi kartallara yedirdim, sparta küstüm köleliğin
Çığlığında, aslanlara yem oldum tükendim, kör kuyuların
Dibinde yusuftum, kerbela çölünde hüseyin, zindanlarda
Cem sultan sehpada pir sultan, kaçıncı ölmem kaçıncı
Dirilmem bu tanrılardan ateş çaldım yüzyıllarca tutuştum
Üstüste yandım bir anka kuşu gibi anne
Bir anka kuşu gibi, kendimi külümden yarattım.
Yüzlerce demir tetik aynı anda gerildi
Anne beni söğüdün gölgesinde vurdular
Öpmeye kıyamadığın oğlun yere serildi
Üşüştü birer birer çakallar üzerime
Üşüştü her bir yandan göğsüme ciğerime
Anne beni leş gibi yiyip talan ettiler
Teşhis edilmek için savurdular dövdüler
Şiir
Yeryüzündeki acıların hepsini, hepsini tattım heder oldum
Ekmeğime tütün kattım, beni milyon kere yaktılar üstüste
Bir anka kuşu gibi anne, bir anka kuşu gibi
Kendimi külümden yarattım
Geceler tanır beni, konarım göçerim ben
Geceler tanır beni, kan damlar içerimden
Anne sen beni unut, karanlıkğın bağrında
Kırmızılar ekerim, siyahlar biçerim ben
Suç üstü yakalandım, bölüşürken kalbimi
Suç üstü kelepçeyle, yardılar bileğimi
Anne ben diyar diyar, umudun savaşçısı
Bir tutam sevgi için, dağladım gözlerimi
Şiir
Prometustum çiviyle çakılırken taşlara
Ciğerimi kartallara yedirdim, sparta küstüm köleliğin
Çığlığında, aslanlara yem oldum tükendim, kör kuyuların
Dibinde yusuftum, kerbela çölünde hüseyin, zindanlarda
Cem sultan sehpada pir sultan, kaçıncı ölmem kaçıncı
Dirilmem bu tanrılardan ateş çaldım yüzyıllarca tutuştum
Üstüste yandım bir anka kuşu gibi anne
Bir anka kuşu gibi, kendimi külümden yarattım.
Ahmet Kaya - Bir Acayip Adam
Suphi Suphi bir acayip adam
Suphi Suphi benim canım ciğerim
Kimse bilmez nereli olduğunu
Suphi Suphi bir acayip adam
Suphi Suphi susar akşam oldumu
Bir cebinde daskapital
Bir cebinde daskapital
Bir cebinde kenevir tohumu
Suphi Suphi bir acayip adam
Suphi Suphi benim canım ciğerim
Fırtınadan arta kalmış bir teknede tevekkül içinde
Görkemli sakalı ve iğreti parkasıyla gizlediği macerasıyla
Bir acayip adam yaşardı
Akşamları susardı ben konuşsam kızardı bir eski zamandı
Hazirandı
Çocuktum evden kaçmıştım gelip ona sığınmıştım
Küçücük bir koydu sığdı burayı keşfeden belki oydu
Uzaktan kasabanın ışıkları yanardı içim anneyle dolardı
ağlardım
Suphi şöyle bir gözatardı Gizli bir cigara sarardı ağlardı
Sonra barışırdık ben flüt çalardım cigara sönerdi ağlardık
Nerden geldiğini bilmezdim kimsesizdi belki kimliksizdi
Onun macerası onu ilgilendirirdi kimseye ilişmezdi
Birşeylere küfrederdi hep tedirgin bir balık gibi uyurdu
Bazen kaybolurdu arardım yağmurun altında dururdu
Bir kalın kitabı vardı cebinde dururdu hergün okurdu
Ben bişey anlamazdım kapağını seyreder duymazdım
Sakallı bir resimdi kimdi ne kadar mütebessimdi
Sordum birgün Suphi'ye söylediklerini niye anlamıyorum diye
"Bildiklerini dedi yüzleştir hayatla ve sınamaktan korkma
doğruyla yanlışı o zaman ayırabilirsin ve onu
anlayabilirsin"
Sonra gülerdi günlerim yüzlerce ayrıntıyı merak etmekle
geçerdi
Sonra yine akşam olurdu Suphi susardı ben konuşsam kızardı
Tekneye martılar konardı yüreğim Suphiye yanardı ağlardım
Suphi denize tükürürdü gökyüzünü tarardı ağlardı
Sonra barışırdık ben flüt çalardım ağlardık
Bir sürgün kasabasıydı bir eski zamandı Hazirandı
Çocuktum evden kaçmıştım gelip ona sığınmıştım
Birgün aksilik oldu annem beni buldu Suphi kaçıp kayboldu
Kasaba çalkalandı olay oldu ben sustum kanım dondu
Polisler onu bulduğunda tekti Felaketti herkes meydanda
birikti
Karakoldan içeri girerken sanki mağrur bir tüfekti
Ansızın bana dönüp baktı Anladın mı dedi anladım dedim
anladım
Ve o günden sonra hiçbir zaman hiçbir yerde hiç ağlamadım.
Suphi Suphi benim canım ciğerim
Kimse bilmez nereli olduğunu
Suphi Suphi bir acayip adam
Suphi Suphi susar akşam oldumu
Bir cebinde daskapital
Bir cebinde daskapital
Bir cebinde kenevir tohumu
Suphi Suphi bir acayip adam
Suphi Suphi benim canım ciğerim
Fırtınadan arta kalmış bir teknede tevekkül içinde
Görkemli sakalı ve iğreti parkasıyla gizlediği macerasıyla
Bir acayip adam yaşardı
Akşamları susardı ben konuşsam kızardı bir eski zamandı
Hazirandı
Çocuktum evden kaçmıştım gelip ona sığınmıştım
Küçücük bir koydu sığdı burayı keşfeden belki oydu
Uzaktan kasabanın ışıkları yanardı içim anneyle dolardı
ağlardım
Suphi şöyle bir gözatardı Gizli bir cigara sarardı ağlardı
Sonra barışırdık ben flüt çalardım cigara sönerdi ağlardık
Nerden geldiğini bilmezdim kimsesizdi belki kimliksizdi
Onun macerası onu ilgilendirirdi kimseye ilişmezdi
Birşeylere küfrederdi hep tedirgin bir balık gibi uyurdu
Bazen kaybolurdu arardım yağmurun altında dururdu
Bir kalın kitabı vardı cebinde dururdu hergün okurdu
Ben bişey anlamazdım kapağını seyreder duymazdım
Sakallı bir resimdi kimdi ne kadar mütebessimdi
Sordum birgün Suphi'ye söylediklerini niye anlamıyorum diye
"Bildiklerini dedi yüzleştir hayatla ve sınamaktan korkma
doğruyla yanlışı o zaman ayırabilirsin ve onu
anlayabilirsin"
Sonra gülerdi günlerim yüzlerce ayrıntıyı merak etmekle
geçerdi
Sonra yine akşam olurdu Suphi susardı ben konuşsam kızardı
Tekneye martılar konardı yüreğim Suphiye yanardı ağlardım
Suphi denize tükürürdü gökyüzünü tarardı ağlardı
Sonra barışırdık ben flüt çalardım ağlardık
Bir sürgün kasabasıydı bir eski zamandı Hazirandı
Çocuktum evden kaçmıştım gelip ona sığınmıştım
Birgün aksilik oldu annem beni buldu Suphi kaçıp kayboldu
Kasaba çalkalandı olay oldu ben sustum kanım dondu
Polisler onu bulduğunda tekti Felaketti herkes meydanda
birikti
Karakoldan içeri girerken sanki mağrur bir tüfekti
Ansızın bana dönüp baktı Anladın mı dedi anladım dedim
anladım
Ve o günden sonra hiçbir zaman hiçbir yerde hiç ağlamadım.
Ahmet Kaya - Bırak Beni
Bırak beni gayrı uçam
Uçamda yollara göçem
Ben uçmasam bil ki içem
Uçsuz yollara yollara.
Kuş ehline durak olmaz
Durur ise yüzüm gülmez
Ben uçmasam bahar gelmez
Gonca güllere güllere.
Bir gün gelir ben giderim
Yedi iklim, yurdum yerim
Bellenmeyen türkülerim
Düşer dillere dillere.
Uçamda yollara göçem
Ben uçmasam bil ki içem
Uçsuz yollara yollara.
Kuş ehline durak olmaz
Durur ise yüzüm gülmez
Ben uçmasam bahar gelmez
Gonca güllere güllere.
Bir gün gelir ben giderim
Yedi iklim, yurdum yerim
Bellenmeyen türkülerim
Düşer dillere dillere.
Ahmet Kaya - Beni Vur
Bir ince pusudayım,
Yolumun üstü engerek
Bir yolun sonundayım
Sessizce tükenerek
Ben senin sokağına ulaşamam dardayım,
O masum gözlerine bakamam firardayım
Oysa ben bu gece yüreğim elimde
Sana bir sırrımı söylecektim
Şu mermi içimi delmeseydi eğer
Seni allıp götürecektim
Beni vur
Beni onlara verme
Külüm al uzak yollara savur.
Dağılsın dağlara dağılsın vur
Öykümüz ama sen ağlama dur
Yolumun üstü engerek
Bir yolun sonundayım
Sessizce tükenerek
Ben senin sokağına ulaşamam dardayım,
O masum gözlerine bakamam firardayım
Oysa ben bu gece yüreğim elimde
Sana bir sırrımı söylecektim
Şu mermi içimi delmeseydi eğer
Seni allıp götürecektim
Beni vur
Beni onlara verme
Külüm al uzak yollara savur.
Dağılsın dağlara dağılsın vur
Öykümüz ama sen ağlama dur
Ahmet Kaya - Beni Tarihle Yargıla
Titrek bir mum alevinin havaya bıraktığı bulanık bir is
Ve göz gözü görmez bir sis değildik biz
Beni bilimle anla iki gözüm , felsefeyle anla
Ve tarihle yargıla
Bal değildir ölüm bana , idam gül değildir bana
Geceler çok karanlık , gel düşümdeki sevgilim
Ay ışığı yedir bana
Ahh...ben hasrete tutsağım , hasretler tutsak bana
Bıyığımdan gül sarkmaz , bıyık bırakmak yasak bana
Mahpus bana, sus bana , yağlık ilmek boynuma
Sevgili yerine , koynuma idamlar alır, idamlar alır yatarım
Ve sonra sabırla beklerim , bulutları çekersiniz üstümden
Suçsuzluğumun yargılayıcılarını yargılarsınız
Ve o güzel geleceği getirirsiniz bana
Ölüm tanımaz işte o zaman sevgim
Tırnaklarımı geçirip toprağın sırtına, doğrulurum
Gözlerimde güneş koşar
Ve çiçekler ekersiniz, çiçekler ekersiniz toprağıma
Duygu bana, öykü bana , roman gibi her an bana
Hücremde yalnızım gel , gel düşümdeki sevgilim
Soyunup hazırlan bana
Biraz sonra asmaya götürecekler beni
Biraz sonra dalımdan koparıp öldürecekler beni
Hoşçakalın sevdiklerim
Dört mevsim , yedi kıta , mavi gök , bütün doğa hoşçakalın
Hoşçakalın sevdalılar
Çocuklar , üniversiteliler , genç kızlar
Sonsuz uzay , gezegenler ve yıldızlar , hoşçakalın
Hoşçakalın senfoniler, oyun havaları
Sevda türküleri ve şiirler
Bildirilerimizin ve seslerimizin yankılandığı şehirler
Dağlarında yürüdüğümüz toprak
Yalın ayak eylem adımlarıyla geçtiğimiz nehirler hoşçakalın
Hoşçakalın ağız tatları , sıcak çorbam , çayım , sigaram
Havalandırma sıram , banyo sıram, kelepçe sıram
Parkamı , kazağımı , eldivenlerimi , ayakkabılarımı
Ve kalemimi , ve saatimi
Ve kavgamı bıraktığım sevgili dostlar
Hoşçakalın , hoşçakalın
Dostum bana , sevdam bana , soluğunu geçir bana
Uyku tutmuyor gözüm , anılar sıraya girdi
Gel anne süt içir bana
Hoşçakalın anılarımı bıraktığım insanlar
Mutluluğu için dövüştüğüm insanlar
Yedi bölge, dört deniz , yedi iklim , altmış yedi şehir
Okullar , mahalleler , köprüler , tren yolları
Deniz kıyıları , balıkçı motorları , takalar
Asfalt yolları boyu dizilmiş fabrikalar
Ve işçiler ve köylüler.... hoşçakal ülkem
Hoşçakal anne , hoşçakal baba , kardeşim
Hoşçakal sevgilim , hoşçakal dünya
Hoşçakalın dünyanın bütün halkları
Sınırlı olmayan mekâna
Sınırlı olmayan zamana gidiyorum ben
En sevda halimle , en yaşayan halimle , gidiyorum dostlarım
Hoşçakalın , hoşçakalın...
Beni yaşamımla sorgula iki gözüm
Beni yüreğimle , beni özümle
Bilimle anla beni , felsefeyle anla beni
Tarihle anla beni , ve öyle yargıla.
Ve göz gözü görmez bir sis değildik biz
Beni bilimle anla iki gözüm , felsefeyle anla
Ve tarihle yargıla
Bal değildir ölüm bana , idam gül değildir bana
Geceler çok karanlık , gel düşümdeki sevgilim
Ay ışığı yedir bana
Ahh...ben hasrete tutsağım , hasretler tutsak bana
Bıyığımdan gül sarkmaz , bıyık bırakmak yasak bana
Mahpus bana, sus bana , yağlık ilmek boynuma
Sevgili yerine , koynuma idamlar alır, idamlar alır yatarım
Ve sonra sabırla beklerim , bulutları çekersiniz üstümden
Suçsuzluğumun yargılayıcılarını yargılarsınız
Ve o güzel geleceği getirirsiniz bana
Ölüm tanımaz işte o zaman sevgim
Tırnaklarımı geçirip toprağın sırtına, doğrulurum
Gözlerimde güneş koşar
Ve çiçekler ekersiniz, çiçekler ekersiniz toprağıma
Duygu bana, öykü bana , roman gibi her an bana
Hücremde yalnızım gel , gel düşümdeki sevgilim
Soyunup hazırlan bana
Biraz sonra asmaya götürecekler beni
Biraz sonra dalımdan koparıp öldürecekler beni
Hoşçakalın sevdiklerim
Dört mevsim , yedi kıta , mavi gök , bütün doğa hoşçakalın
Hoşçakalın sevdalılar
Çocuklar , üniversiteliler , genç kızlar
Sonsuz uzay , gezegenler ve yıldızlar , hoşçakalın
Hoşçakalın senfoniler, oyun havaları
Sevda türküleri ve şiirler
Bildirilerimizin ve seslerimizin yankılandığı şehirler
Dağlarında yürüdüğümüz toprak
Yalın ayak eylem adımlarıyla geçtiğimiz nehirler hoşçakalın
Hoşçakalın ağız tatları , sıcak çorbam , çayım , sigaram
Havalandırma sıram , banyo sıram, kelepçe sıram
Parkamı , kazağımı , eldivenlerimi , ayakkabılarımı
Ve kalemimi , ve saatimi
Ve kavgamı bıraktığım sevgili dostlar
Hoşçakalın , hoşçakalın
Dostum bana , sevdam bana , soluğunu geçir bana
Uyku tutmuyor gözüm , anılar sıraya girdi
Gel anne süt içir bana
Hoşçakalın anılarımı bıraktığım insanlar
Mutluluğu için dövüştüğüm insanlar
Yedi bölge, dört deniz , yedi iklim , altmış yedi şehir
Okullar , mahalleler , köprüler , tren yolları
Deniz kıyıları , balıkçı motorları , takalar
Asfalt yolları boyu dizilmiş fabrikalar
Ve işçiler ve köylüler.... hoşçakal ülkem
Hoşçakal anne , hoşçakal baba , kardeşim
Hoşçakal sevgilim , hoşçakal dünya
Hoşçakalın dünyanın bütün halkları
Sınırlı olmayan mekâna
Sınırlı olmayan zamana gidiyorum ben
En sevda halimle , en yaşayan halimle , gidiyorum dostlarım
Hoşçakalın , hoşçakalın...
Beni yaşamımla sorgula iki gözüm
Beni yüreğimle , beni özümle
Bilimle anla beni , felsefeyle anla beni
Tarihle anla beni , ve öyle yargıla.
Ahmet Kaya - Beni Bul Anne
Dün gece gördüm düşümde
Seni özledim anne
Elin yine ellerimde
Gözlerin ağlamaklı
Gözyaşlarını sildim anne
Camlar düştü yerlere
Elim elim kan içinde
Yanıma gel yanıma anne
İki yanımda iki polis
Ellerim kelepçede
Beni bul beni bul anne
Dün gece gördüm düşümde
Seni özledim anne
Gözlerinden akan bendim
Düştüm göğsüne
Söyle canın yandımı anne
Camlar düştü yerlere
Elim elim kan içinde
Yanıma gel yanıma anne.
Seni özledim anne
Elin yine ellerimde
Gözlerin ağlamaklı
Gözyaşlarını sildim anne
Camlar düştü yerlere
Elim elim kan içinde
Yanıma gel yanıma anne
İki yanımda iki polis
Ellerim kelepçede
Beni bul beni bul anne
Dün gece gördüm düşümde
Seni özledim anne
Gözlerinden akan bendim
Düştüm göğsüne
Söyle canın yandımı anne
Camlar düştü yerlere
Elim elim kan içinde
Yanıma gel yanıma anne.
Ahmet Kaya - Benden Selam Söyleyin
Yağmurdan çıkar gelirdim
Başımı öne eğerdim
İşsizdim biliyordun
Çaresizdim biliyordun
Yine de çok seviyordun
Ya sonra?
Benden selam söyleyin,
O nazlı sevgiliye
Tutsakmış da ne olmuş
Demiş birisine
Benden selam söyleyin
O nazlı gözlerime
Unutamadım unutamadım
Acı tatlı günlerimiz
Oldu elbette (bizim de)
Anlatırdım gülerdin
Gözlerimden öperdin
Bu günler geçecek derdin
Ya sonra?
Benden selam söyleyin,
O nazlı sevgiliye
Hapismiş de ne olmuş
Demiş birisine
Benden selam söyleyin
O nazlı gözlerime
Unutamadım unutamadım.
Başımı öne eğerdim
İşsizdim biliyordun
Çaresizdim biliyordun
Yine de çok seviyordun
Ya sonra?
Benden selam söyleyin,
O nazlı sevgiliye
Tutsakmış da ne olmuş
Demiş birisine
Benden selam söyleyin
O nazlı gözlerime
Unutamadım unutamadım
Acı tatlı günlerimiz
Oldu elbette (bizim de)
Anlatırdım gülerdin
Gözlerimden öperdin
Bu günler geçecek derdin
Ya sonra?
Benden selam söyleyin,
O nazlı sevgiliye
Hapismiş de ne olmuş
Demiş birisine
Benden selam söyleyin
O nazlı gözlerime
Unutamadım unutamadım.
Ahmet Kaya - Ben Beni
Seyyah oldum pazar pazar dolaştım
Bir tüccara satamadım ben beni
Koyun oldum kuzum ile meleştim
Bir sürüye katamadım ben beni
Ben beni, kendimi, canımı özümü
Dostlar beni bir kazana koydular
40 yıl yandım daha çiğdir dediler
Ölceğimi gram gram yediler
Bir kantarada tartamadım ben beni
Ben beni, kendimi, canımı özümü
Deli gönlüm aktı gitti engine
Çok boyandım cok çiçekler rengine
Bir mahsuni demiş oldum kendime
Olmaz olsun atamadım ben beni
Ben beni, kendimi, canımı özümü.
Bir tüccara satamadım ben beni
Koyun oldum kuzum ile meleştim
Bir sürüye katamadım ben beni
Ben beni, kendimi, canımı özümü
Dostlar beni bir kazana koydular
40 yıl yandım daha çiğdir dediler
Ölceğimi gram gram yediler
Bir kantarada tartamadım ben beni
Ben beni, kendimi, canımı özümü
Deli gönlüm aktı gitti engine
Çok boyandım cok çiçekler rengine
Bir mahsuni demiş oldum kendime
Olmaz olsun atamadım ben beni
Ben beni, kendimi, canımı özümü.
Ahmet Kaya - Ben Anadoluyum
Kaç bin yıldır yağmur akar gözlerimden
Yinede ıslanmadı bir tek gün bile kirpiklerim
Kapına geldim beni bağışla
Kapına geldim
Nergislerini ateşe verdiler biliyorum
Hasretim acım sancım
Oy gene yandım gene yandım
Temmuz ekinlerine yüzüm süreyim
Yemin edeyimki sana
Köyünü ben ateşe vermedim
Kıyamadım sana
Artık sıkıldım arlandım usandım
İçim dışım kayıp doluyum
Ben anadoluyum
Gözlerindenmi öpeyim ille
Ağzım ağlıyor
Beni unutma.
Yinede ıslanmadı bir tek gün bile kirpiklerim
Kapına geldim beni bağışla
Kapına geldim
Nergislerini ateşe verdiler biliyorum
Hasretim acım sancım
Oy gene yandım gene yandım
Temmuz ekinlerine yüzüm süreyim
Yemin edeyimki sana
Köyünü ben ateşe vermedim
Kıyamadım sana
Artık sıkıldım arlandım usandım
İçim dışım kayıp doluyum
Ben anadoluyum
Gözlerindenmi öpeyim ille
Ağzım ağlıyor
Beni unutma.
Ahmet Kaya - Başkaldırıyorum
Cevap veriyorum
Eli böğründe analardan
Mahpuslardan ve acılardan
Çokça bahsediyorum
Çünkü başını kuma
Saklayanlardan tiksindim
Başkaldırıyorum.
Yine söylüyorum
Kırmızı rujlu sokakların
Aşağılık pazarlıkların
Adı anılmayacak benle
Bir çiçeğim halk ormanında fışkırdım
Başkaldırıyorum.
Ben bir bıçak ucuyum
Kavga vermiş halkına
Başkaldırıyorum işte&hey
Varın benim farkıma.
Yine söylüyorum;
Gözü bağlanmış korkulardan
Eli böğründe analardan
Mahpuslardan ve acılardan
Çokça bahsediyorum
Çünkü başını kuma
Saklayanlardan tiksindim
Başkaldırıyorum.
Yine söylüyorum
Kırmızı rujlu sokakların
Aşağılık pazarlıkların
Adı anılmayacak benle
Bir çiçeğim halk ormanında fışkırdım
Başkaldırıyorum.
Ben bir bıçak ucuyum
Kavga vermiş halkına
Başkaldırıyorum işte&hey
Varın benim farkıma.
Yine söylüyorum;
Gözü bağlanmış korkulardan
Ahmet Kaya - Başım Belada
Bugün düsünemiyeceğin kadar başım belada
Köşe başları tutulmuş üstelik yağmur yağmada
İler-tutar yani yok (2)
Fişlenmişim adım-eşkalim bilinmekte
Üstelik göğsümde yani tam şuramda
Kirli sakalıyla bir eşkiya gezinmekte
Başım belada
Adamın biri vurulmuş sokakta
Cebinde adresim bulunmuş
Başım belada
Tabancamı unutmuşum helada
Nerden baksan tutarsızlık (2)
Nerden baksan ahmakça
başım belada
üzerime kan sıçramış doğarken
uykularım yarıda kalmış
başım belada
senelerce kuralsız yaşamışım
nere gitsem çaresi yok (2)
nere gitsem çaresi yok yanmışım
Sevdim inanamayacağın kadar seni esmer kız
Kirpiklerimde çırpınan şu tuzlu gözyaşımda
İhanetin adı yok(2)
Neylersin ki çember daralmakta
Şimdilik hoşçakal yaban çiçeğim
Yasal mermisiyle bir komiser yaklaşmakta
Başım belada
adamın biri vurulmuş sokakta
cebinde adresim bulunmuş
başım belada
tabancamı unutmuşum helada
nerden baksan tutarsızlık (2)
nerden baksan ahmakça
başım belada
üzerime kan sıçramış doğarken
uykularım yarıda kalmış
başım belada
senelerce kuralsız yaşamışım
nere gitsem çaresi yok (2)
nere gitsem çaresi yok yanmışım
başım belada.
Köşe başları tutulmuş üstelik yağmur yağmada
İler-tutar yani yok (2)
Fişlenmişim adım-eşkalim bilinmekte
Üstelik göğsümde yani tam şuramda
Kirli sakalıyla bir eşkiya gezinmekte
Başım belada
Adamın biri vurulmuş sokakta
Cebinde adresim bulunmuş
Başım belada
Tabancamı unutmuşum helada
Nerden baksan tutarsızlık (2)
Nerden baksan ahmakça
başım belada
üzerime kan sıçramış doğarken
uykularım yarıda kalmış
başım belada
senelerce kuralsız yaşamışım
nere gitsem çaresi yok (2)
nere gitsem çaresi yok yanmışım
Sevdim inanamayacağın kadar seni esmer kız
Kirpiklerimde çırpınan şu tuzlu gözyaşımda
İhanetin adı yok(2)
Neylersin ki çember daralmakta
Şimdilik hoşçakal yaban çiçeğim
Yasal mermisiyle bir komiser yaklaşmakta
Başım belada
adamın biri vurulmuş sokakta
cebinde adresim bulunmuş
başım belada
tabancamı unutmuşum helada
nerden baksan tutarsızlık (2)
nerden baksan ahmakça
başım belada
üzerime kan sıçramış doğarken
uykularım yarıda kalmış
başım belada
senelerce kuralsız yaşamışım
nere gitsem çaresi yok (2)
nere gitsem çaresi yok yanmışım
başım belada.
Ahmet Kaya - Bahtiyar
Geçiyor önümden
Sirenler içinde
Ak eller ustunde
Çiçekler içinde
Dudaginda yarım
Birsevdanın hüznü
Aslan gibi gögsü türküler içinde
Rastlardım avluda
Hep volta atarken
Cigara içerken yahut coplanırken
Kimseyle konuşmaz
Dal gibi titrerdi
Çocukça sevdiği çiçeği sularken
Diyarbakırlıymış adı bahtiyar
Suçu saz çalmakmış
Öğrendiğim kadar
Geçiyor önümden gül yüzlü bahtiyar
Yaralıyım yerde kalan sazı kadar
Benide saldılar o kaldı içerde
Çok sonra duydum ki
Yozgatta sürgünde
Ne yapsa ne etse üstüne gitmişler
Mavi gökyüzünü ona dar etmişler
Gazete çıktı üç satır yazıyla
Uzamış sakalı çatlamış sazıyla
Birileri ona ölmedin diyordu
Ölüm ilanında hüzünle gülüyordu...
Sirenler içinde
Ak eller ustunde
Çiçekler içinde
Dudaginda yarım
Birsevdanın hüznü
Aslan gibi gögsü türküler içinde
Rastlardım avluda
Hep volta atarken
Cigara içerken yahut coplanırken
Kimseyle konuşmaz
Dal gibi titrerdi
Çocukça sevdiği çiçeği sularken
Diyarbakırlıymış adı bahtiyar
Suçu saz çalmakmış
Öğrendiğim kadar
Geçiyor önümden gül yüzlü bahtiyar
Yaralıyım yerde kalan sazı kadar
Benide saldılar o kaldı içerde
Çok sonra duydum ki
Yozgatta sürgünde
Ne yapsa ne etse üstüne gitmişler
Mavi gökyüzünü ona dar etmişler
Gazete çıktı üç satır yazıyla
Uzamış sakalı çatlamış sazıyla
Birileri ona ölmedin diyordu
Ölüm ilanında hüzünle gülüyordu...
Ahmet Kaya - Bacalar & Kara Toprak (Mamoş)
bizim evin bacaları aman aman kader
yanmaz oldu sobaları aman aman kader
yarim gitti gelmez oldu aman aman kader
bu da bana bin dert oldu aman aman kader.
bahçelerde yeşil yaprak
mamoş giyer kara kaban
gel ikimiz sarılalım
en sonumuz kara toprak
eyvah eyvah mamoş eyvah
doktor getir yarama bak.
ben kapıyı araladım
ben bahtımı karaladım
eyvah eyvah eyvah eyvah
ben mamoşu yaraladım
uyan mamoş uyan uyan.
pencereden bir taş geldi
ben zannettim mamoş geldi
uyan mamoş uyan uyan
başımıza neler geldi
eyvah eyvah mamoş eyvah
doktor&tabip getir yarama bak.
yanmaz oldu sobaları aman aman kader
yarim gitti gelmez oldu aman aman kader
bu da bana bin dert oldu aman aman kader.
bahçelerde yeşil yaprak
mamoş giyer kara kaban
gel ikimiz sarılalım
en sonumuz kara toprak
eyvah eyvah mamoş eyvah
doktor getir yarama bak.
ben kapıyı araladım
ben bahtımı karaladım
eyvah eyvah eyvah eyvah
ben mamoşu yaraladım
uyan mamoş uyan uyan.
pencereden bir taş geldi
ben zannettim mamoş geldi
uyan mamoş uyan uyan
başımıza neler geldi
eyvah eyvah mamoş eyvah
doktor&tabip getir yarama bak.
Ahmet Kaya - Ayrılık Hediyesi
Şimdi saat sensizliğin ertesi
Yıldız doğmuş gökyüzü ay-aydın
Avutulmuş çocuklar çoktan sustu
Bir ben kaldım tenhasında gecenin
Avutulmamış bir ben...
Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
Ki bu yaşlar
Utangaç boynunun kolyesi olsun
Bu da benden sana
Ayrılığın hediyesi olsun...
Soytarılık etmeden güldürebilmek seni
Ekmek çalmadan doyurabilmek
Ve haksızlık etmeden doğan güneşe
Bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
Mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun...
Şimdi iyi niyetlerimi
Bir bir yargılayıp asıyorum
Bu son olsun be.. bu son olsun!
Buda benim sana
Ayrılırken muazeretim olsun!
Şimdi saat yokluğunun belası
Sensiz gelen sabaha günaydın!.
İşi-gücü olanlar çoktan gitti
Bir ben kaldım voltasında sensizliğin
Hiç uyumamış bir ben...
Şimdi dişlerimi sıkıp
Dudaklarıma kanamayı öğrettim
Ki bu kızıl damlalar
Körpe yanağında bir veda busesi olsun
Bu da benden sana
Heba edilmiş bir aşkın
Son nefesi olsun..
Kafamı duvara vurmadan
Tanıyabilmek seni
Beyninin içindekileri anlayabilmek
Ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
Bütün saatleri öylece dondurabilmek için
Çıldırasıya paraladım kendimi
Lanet olsun!
Artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
Olsun be! ne olacaksa olsun!
Bu da benim sana,
Ayrılırken şikayetim olsun!
Yıldız doğmuş gökyüzü ay-aydın
Avutulmuş çocuklar çoktan sustu
Bir ben kaldım tenhasında gecenin
Avutulmamış bir ben...
Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
Ki bu yaşlar
Utangaç boynunun kolyesi olsun
Bu da benden sana
Ayrılığın hediyesi olsun...
Soytarılık etmeden güldürebilmek seni
Ekmek çalmadan doyurabilmek
Ve haksızlık etmeden doğan güneşe
Bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
Mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun...
Şimdi iyi niyetlerimi
Bir bir yargılayıp asıyorum
Bu son olsun be.. bu son olsun!
Buda benim sana
Ayrılırken muazeretim olsun!
Şimdi saat yokluğunun belası
Sensiz gelen sabaha günaydın!.
İşi-gücü olanlar çoktan gitti
Bir ben kaldım voltasında sensizliğin
Hiç uyumamış bir ben...
Şimdi dişlerimi sıkıp
Dudaklarıma kanamayı öğrettim
Ki bu kızıl damlalar
Körpe yanağında bir veda busesi olsun
Bu da benden sana
Heba edilmiş bir aşkın
Son nefesi olsun..
Kafamı duvara vurmadan
Tanıyabilmek seni
Beyninin içindekileri anlayabilmek
Ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
Bütün saatleri öylece dondurabilmek için
Çıldırasıya paraladım kendimi
Lanet olsun!
Artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
Olsun be! ne olacaksa olsun!
Bu da benim sana,
Ayrılırken şikayetim olsun!
Ahmet Kaya - Ayrılığın Hediyesi
avutulmuş çocuklar çoktan sustu.
bir ben kaldım tenhasında gecenin,
avutulmamış bir ben...
Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
ki bu yaşlar
utangaç boynunun kolyesi olsun.
bu da benim sana
ayrılırken hediyem olsun.
soytarılık etmeden güldürebilmek seni
ekmek çalmadan doyurabilmek
ve haksızlık etmeden doğan güneşe
bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun..
şimdi iyi niyetlerimi
bir bir yargılayıp asıyorum
bu son olsun be..bu son olsun!
bu da benim sana
ayrılırken hediyem olsun!
şimdi saat yokluğunun belası
sensiz gelen sabaha günaydın!
işi-gücü olanlar çoktan gitti
bir ben kaldım voltasında sensizliğin
hiç uyumamış bir ben...
şimdi dişlerimi sıkıp
dudaklarıma kanamayı öğrettim
ki bu kızıl damlalar
körpe yanağında bir veda busesi olsun
bu da benden sana
heba edilmiş bir aşkın
son nefesi olsun...
kafamı duvara vurmadan
tanıyabilmek seni
beyninin içindekileri anlayabilmek
ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
bütün saatleri öylece durdurabilmek için
çıldırasıya paraladım kendimi
lanet olsun!
artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
olsun be! ne olacaksa olsun!
bu da benim sana
ayrılırken şikayetim olsun
gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun
her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun isterim
sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla
bu benden son dua
bu benden ayrılık hediyesi olsun.
bir ben kaldım tenhasında gecenin,
avutulmamış bir ben...
Şimdi gözlerime ağlamayı öğrettim
ki bu yaşlar
utangaç boynunun kolyesi olsun.
bu da benim sana
ayrılırken hediyem olsun.
soytarılık etmeden güldürebilmek seni
ekmek çalmadan doyurabilmek
ve haksızlık etmeden doğan güneşe
bütün aydınlıkları içine süzebilmek gibi
mülteci isteklerim oldu ara sıra, biliyorsun..
şimdi iyi niyetlerimi
bir bir yargılayıp asıyorum
bu son olsun be..bu son olsun!
bu da benim sana
ayrılırken hediyem olsun!
şimdi saat yokluğunun belası
sensiz gelen sabaha günaydın!
işi-gücü olanlar çoktan gitti
bir ben kaldım voltasında sensizliğin
hiç uyumamış bir ben...
şimdi dişlerimi sıkıp
dudaklarıma kanamayı öğrettim
ki bu kızıl damlalar
körpe yanağında bir veda busesi olsun
bu da benden sana
heba edilmiş bir aşkın
son nefesi olsun...
kafamı duvara vurmadan
tanıyabilmek seni
beyninin içindekileri anlayabilmek
ve yitirmeden, yüzündeki anlık tebessümü
bütün saatleri öylece durdurabilmek için
çıldırasıya paraladım kendimi
lanet olsun!
artık sigarayı üç pakete çıkardım günde
olsun be! ne olacaksa olsun!
bu da benim sana
ayrılırken şikayetim olsun
gözyaşım utangaç boynunun inciden kolyesi olsun
her damla vefasız teninde bir veda busesi olsun isterim
sende ben gibi yan ömrüne hep ağla hep ağla
bu benden son dua
bu benden ayrılık hediyesi olsun.
Ahmet Kaya - Aynı Daldaydık
Saat 21'i vuranda
Burada kan panalar çalardı
Burada.
Burada hasret ve dert,
Sen nerdeydin?
Bugün
Bugün görüş günümüz
Herkes geldi, sen nerdeydin?
Aynı daldaydık
Aynı daldaydık
Aynı daldan düştük ayrıldık
Aramızda yüzyıllık zaman
Yol yüzyıllık
Tam yüzyıl
Tam yüzyıl oldu yüzünü görmeyeli
Gözlerin içimde durmayalı.
Dokunmayalı sıcaklığına karnının
Tam yüzyıldır bekler beni bu şehirde bir kadın
Aynı daldaydık
Aynı daldaydık
Aynı daldan düştük ayrıldık
Aramızda yüzyıllık zaman
Yol yüzyıllık...
Burada kan panalar çalardı
Burada.
Burada hasret ve dert,
Sen nerdeydin?
Bugün
Bugün görüş günümüz
Herkes geldi, sen nerdeydin?
Aynı daldaydık
Aynı daldaydık
Aynı daldan düştük ayrıldık
Aramızda yüzyıllık zaman
Yol yüzyıllık
Tam yüzyıl
Tam yüzyıl oldu yüzünü görmeyeli
Gözlerin içimde durmayalı.
Dokunmayalı sıcaklığına karnının
Tam yüzyıldır bekler beni bu şehirde bir kadın
Aynı daldaydık
Aynı daldaydık
Aynı daldan düştük ayrıldık
Aramızda yüzyıllık zaman
Yol yüzyıllık...
Ahmet Kaya - Ay Karanlik
Maviye,
Maviye çalar gözlerin,
Yangın mavisine
Rüzgârda âsi.
Körsem,
Senden gayrısına yoksam,
Bozuksam,
Can benim, düş benim,
Ellere nesi?
Hadi gel,
Ay karanlık...
İtten aç,
Yılandan çıplak,
Vurgun ve belâ
Gelip durmuşsam kapına
Var mı ki doymazlığım?
İlle de ille
Sevmelerim,
Sevmelerim gibisi.
Oturmuş yazıcılar
Fermanım yazar
N'olur gel,
Ay karanlık...
Dört yanım puşt zulası,
Dost yüzlü,
Dost gülücüklü
Cıgaramdan yanar,
Alnım öperler,
Suskun, hayın, çıyansı,
Dört yanım puşt zulası,
Dönerim dönerim çıkmaz.
En leylim gecede ölesim tutmuş,
Etme gel,
Ay karanlık...
Maviye çalar gözlerin,
Yangın mavisine
Rüzgârda âsi.
Körsem,
Senden gayrısına yoksam,
Bozuksam,
Can benim, düş benim,
Ellere nesi?
Hadi gel,
Ay karanlık...
İtten aç,
Yılandan çıplak,
Vurgun ve belâ
Gelip durmuşsam kapına
Var mı ki doymazlığım?
İlle de ille
Sevmelerim,
Sevmelerim gibisi.
Oturmuş yazıcılar
Fermanım yazar
N'olur gel,
Ay karanlık...
Dört yanım puşt zulası,
Dost yüzlü,
Dost gülücüklü
Cıgaramdan yanar,
Alnım öperler,
Suskun, hayın, çıyansı,
Dört yanım puşt zulası,
Dönerim dönerim çıkmaz.
En leylim gecede ölesim tutmuş,
Etme gel,
Ay karanlık...
Ahmet Kaya - Ay Gidiyor
Canım ey canım ey
Canım eylen ey
Evimi başıma yıkıp giden hey
Kapkara büyürken
Geceler derinden
Canımı içimden
Alıp giden hey
Ay gidiyor
Güllerim kanıyor
Gün yüzünü dönüyor
Ay gidiyor
Günlerim yanıyor
Gül yüzün dönmüyor
Canım ey canım ey
Yanan ömrüm ey
İçime ateşi
Koyup giden hey
Sessizce büyürken
Avluda cehennem
Güneşi koluna
Takıp gelsen hey
Canım eylen ey
Evimi başıma yıkıp giden hey
Kapkara büyürken
Geceler derinden
Canımı içimden
Alıp giden hey
Ay gidiyor
Güllerim kanıyor
Gün yüzünü dönüyor
Ay gidiyor
Günlerim yanıyor
Gül yüzün dönmüyor
Canım ey canım ey
Yanan ömrüm ey
İçime ateşi
Koyup giden hey
Sessizce büyürken
Avluda cehennem
Güneşi koluna
Takıp gelsen hey
Ahmet Kaya - Arpa Orağa Geldi
Arpa orağa geldi.
Zülüf tavafa geldi.
Kalkın selama durun.
O yar odama geldi.
Değirmen kentli olur.
Yar seven dertli olur.
Seversen bir güzel sev.
Güzel mürvetli olur.
Arpalar dize kadar.
Yarim gel bize kadar.
Sana bir çorap aldım.
Topuktan dize kadar.
Zülüf tavafa geldi.
Kalkın selama durun.
O yar odama geldi.
Değirmen kentli olur.
Yar seven dertli olur.
Seversen bir güzel sev.
Güzel mürvetli olur.
Arpalar dize kadar.
Yarim gel bize kadar.
Sana bir çorap aldım.
Topuktan dize kadar.
Ahmet Kaya - Arka Mahalle
Ağladım gözyaşlarım döndü denize
Ben derdimi kimseye söyleyemedim
Kurşunlara gelirken arka mahallede
Düştüm de yerlere bir of demedim.
Başıma neler geldi sana diyemedim
Ben derdimi kimseye söyleyemedim
Kurşunlara gelirken arka mahallede
Düştüm de yerlere bir of demedim.
Başıma neler geldi sana diyemedim
Ahmet Kaya - An Gelir
Paldır küldür yıkılır bulutlar
Gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
O eski, o eski heyecan ölür
An gelir biter muhabbet
Şarkılar susar heves kalmaz
Şataraban ölür.
Şarabın gazabından kork
Çünkü fena kırmızıdır
Kan tutar & tutan ölür
Sokaklar kuşatılmış
Karakollar taranır
Yağmurda bir militan ölür.
An gelir;
Ömrünün hırsızıdır
Her ölen pişman ölür
Hep yanlış anlaşılmıştır
Hayalleri yasaklanmış
An gelir şimşek yalar
Masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
Direkler çatırdar yalnızlıktan
Sehpada pir sultan ölür
Son umut kırılmıştır
Kaf dağı' nın ardındaki
Ne selam artık ne sabah
Kimseler bilmez nerdeler
Namlı masal sevdalıları
Evvel zaman içinde
Kalbur saman ölür
Kubbelerde uğuldar baki
Çeşmelerden akar sinan
An gelir
-la ilahe illallah-
Kanuni süleyman ölür
Görünmez bir mezarlıktır zaman
Şairler dolaşır saf saf
Tenhalarında şiir söyleyerek
Kim duysa & korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
Saatli bir bombadır patlar
An gelir;
Attila ilhan ölür.
Gökyüzünde anlaşılmaz bir heybet
O eski, o eski heyecan ölür
An gelir biter muhabbet
Şarkılar susar heves kalmaz
Şataraban ölür.
Şarabın gazabından kork
Çünkü fena kırmızıdır
Kan tutar & tutan ölür
Sokaklar kuşatılmış
Karakollar taranır
Yağmurda bir militan ölür.
An gelir;
Ömrünün hırsızıdır
Her ölen pişman ölür
Hep yanlış anlaşılmıştır
Hayalleri yasaklanmış
An gelir şimşek yalar
Masmavi dehşetiyle siyaset meydanını
Direkler çatırdar yalnızlıktan
Sehpada pir sultan ölür
Son umut kırılmıştır
Kaf dağı' nın ardındaki
Ne selam artık ne sabah
Kimseler bilmez nerdeler
Namlı masal sevdalıları
Evvel zaman içinde
Kalbur saman ölür
Kubbelerde uğuldar baki
Çeşmelerden akar sinan
An gelir
-la ilahe illallah-
Kanuni süleyman ölür
Görünmez bir mezarlıktır zaman
Şairler dolaşır saf saf
Tenhalarında şiir söyleyerek
Kim duysa & korkudan ölür
-tahrip gücü yüksek-
Saatli bir bombadır patlar
An gelir;
Attila ilhan ölür.
Ahmet Kaya - Amenna (Yaşayanlar Bir Gün Ölür)
Yaşayanlar bir gün ölür
Bir gün ölür elbette
Ağaçlarla balıklarla
Kuşlarla ben amenna
Ağlayanlar bir gün güler
Bir gün güler elbette
Uyanmakla anlamakla
Bilmekle ben amenna
Kısa çöp uzun çöpten
Hakkını alacak elbette
Direnmekle güvenmekle
Barışla ben amenna
Bir gün ölür elbette
Ağaçlarla balıklarla
Kuşlarla ben amenna
Ağlayanlar bir gün güler
Bir gün güler elbette
Uyanmakla anlamakla
Bilmekle ben amenna
Kısa çöp uzun çöpten
Hakkını alacak elbette
Direnmekle güvenmekle
Barışla ben amenna
Ahmet Kaya - Amanın Minnoş
Dağda keklik avlarım
Tabancamı yağlarım
Ben bir öksüz oğluyam
Gençliğime yanarım
Amanım minnoş, minnoş
Yaktın beni minnoş.
Yine oldu akşamlar
Eğleniyor gagoşlar
Vay benim deli gönlüm
Nerelerde akşamlar
Amanım minnoş, minnoş
Yaktın beni minnos
Zalım ağlattı beni
Derde bağlattı beni
En yoksul&kötü günlerimde
Bıraktı gitti beni
Amanım minnoş, minnoş
Yaktın beni minnoş.
Tabancamı yağlarım
Ben bir öksüz oğluyam
Gençliğime yanarım
Amanım minnoş, minnoş
Yaktın beni minnoş.
Yine oldu akşamlar
Eğleniyor gagoşlar
Vay benim deli gönlüm
Nerelerde akşamlar
Amanım minnoş, minnoş
Yaktın beni minnos
Zalım ağlattı beni
Derde bağlattı beni
En yoksul&kötü günlerimde
Bıraktı gitti beni
Amanım minnoş, minnoş
Yaktın beni minnoş.
Ahmet Kaya - Alnında Dağ Ateşi
Alnını dağ ateşiyle ışıtan dostum
Yüzünü kan ile yıkayan dostum
Senin uyurken dudağında gülümseyen bordo gül
Benim yüreğimi harmanlayan isyan olsun
Simdi dingin gövdende büyüyen sessizlik
Ellerimde patlamaya sabırsız mavzer olsun
Basini omuzuma yasla
Gögsümde tasiyayim seni
Gövdem gövdene
Gövden gövdeme can olsun.
Yüzünü kan ile yıkayan dostum
Senin uyurken dudağında gülümseyen bordo gül
Benim yüreğimi harmanlayan isyan olsun
Simdi dingin gövdende büyüyen sessizlik
Ellerimde patlamaya sabırsız mavzer olsun
Basini omuzuma yasla
Gögsümde tasiyayim seni
Gövdem gövdene
Gövden gövdeme can olsun.
Ahmet Kaya - Al Öfkemi
Her sürgünün gözlerine
Bu sebepten ah geceye
Kanatlanmış güvercine
Kırılacağım, kırılacağım
Yeter ki bil sen.
Yorgun alnımda şafaklar
Bir düş kursun arkadaşlar
Bırak iz sürsün şarkılar
Yeter ki bul sen.
Mahpushane duvarlarına
Hüznümü yazacağım
Her gün seni düşünüp
Yok olacağım.
Al öfkemi koy yanına
Günü düşür dağlarıma
Haydi, dokun gözyaşıma
Ağlayacağım, ağlayacağım
Yeter ki gül sen.
Bu sebepten ah geceye
Kanatlanmış güvercine
Kırılacağım, kırılacağım
Yeter ki bil sen.
Yorgun alnımda şafaklar
Bir düş kursun arkadaşlar
Bırak iz sürsün şarkılar
Yeter ki bul sen.
Mahpushane duvarlarına
Hüznümü yazacağım
Her gün seni düşünüp
Yok olacağım.
Al öfkemi koy yanına
Günü düşür dağlarıma
Haydi, dokun gözyaşıma
Ağlayacağım, ağlayacağım
Yeter ki gül sen.
Ahmet Kaya - Aklanacak Dünya
Alnının orta yerinde
Bir azap dövmesi hayat
Ve kader
Acının
Çilenin harmanıdır
Yiğitlik zulmün sofrasında
Dayanmak da
Direnmek de
Yarın bunları böyle yazacak
Yarın bunları böyle yazacak
Aklanacak direnme günleri
Kavga aklanacak
Aklanacak dost da
Düşman da
Gökyüzü kandan
İrinden azade
Gökte
Suda
Toprakta
İlk cemre ile
Aklanacak dünya
Zordur zorbalığı omuzlamak
Yokluğu
Acıyı omuzlamak
Gönül vermek ateş kusan kavgaya
Bir idam fermanı gibi belalı
Uzak bir umut gibi yalnız
Ve mayın gibi döşenmek
Hesabı kitabı görülmüş
Zincirlenmiş dağlara
Sonra dostun nice dost
Düşmanın nice düşman olduğunu görmek
Fırtınayı
Tufanı göğüslemek
Yenilmemek
Yıkılmamak
Zordur
Açlığın gencecik gelinlere pusu
Ve körpe canlara mezar olduğu
Anasını sattığımın dünyasında
Dayanmak
Direnmek
Ve bir bayrak gibi gerilmek
Zulmün
Zorbalığın
Dönekliğin önüne
Zor olan bir şey daha var elbet
Alnının orta yerinde
Hıyanetin mührü
Ve göğsünün gürültüsünde
Korku yatarken
Aydınlık günleri düşlemek
Sevgiyle
İçtenlikle öpmek çocukları
Ve dünyaya
Gururla bakabilmek
Kimseyi suçlamayacaksın elbet
Umut kör kuyulara tutsak
İnanç zindana zincirlenmişse
Kör bir bıçak gibi çaresiz
Boş silahlar gibi yaslıysalar
Yorgunsalar
Bin yılların köleliğinden
Şifresi çözülmeyen bir haber gibi
Gözlerinin içinde duracaksın
Bir azap dövmesi hayat
Ve kader
Acının
Çilenin harmanıdır
Yiğitlik zulmün sofrasında
Dayanmak da
Direnmek de
Yarın bunları böyle yazacak
Yarın bunları böyle yazacak
Aklanacak direnme günleri
Kavga aklanacak
Aklanacak dost da
Düşman da
Gökyüzü kandan
İrinden azade
Gökte
Suda
Toprakta
İlk cemre ile
Aklanacak dünya
Zordur zorbalığı omuzlamak
Yokluğu
Acıyı omuzlamak
Gönül vermek ateş kusan kavgaya
Bir idam fermanı gibi belalı
Uzak bir umut gibi yalnız
Ve mayın gibi döşenmek
Hesabı kitabı görülmüş
Zincirlenmiş dağlara
Sonra dostun nice dost
Düşmanın nice düşman olduğunu görmek
Fırtınayı
Tufanı göğüslemek
Yenilmemek
Yıkılmamak
Zordur
Açlığın gencecik gelinlere pusu
Ve körpe canlara mezar olduğu
Anasını sattığımın dünyasında
Dayanmak
Direnmek
Ve bir bayrak gibi gerilmek
Zulmün
Zorbalığın
Dönekliğin önüne
Zor olan bir şey daha var elbet
Alnının orta yerinde
Hıyanetin mührü
Ve göğsünün gürültüsünde
Korku yatarken
Aydınlık günleri düşlemek
Sevgiyle
İçtenlikle öpmek çocukları
Ve dünyaya
Gururla bakabilmek
Kimseyi suçlamayacaksın elbet
Umut kör kuyulara tutsak
İnanç zindana zincirlenmişse
Kör bir bıçak gibi çaresiz
Boş silahlar gibi yaslıysalar
Yorgunsalar
Bin yılların köleliğinden
Şifresi çözülmeyen bir haber gibi
Gözlerinin içinde duracaksın
Ahmet Kaya - Ah Ulan Rıza
Neden hala gelmedi?
Saati mi şaşırdı bu hıyar?
Gerçi hiç saati olmadı ama..
En azından birine sorar.
Cebimde bir lira desen yok!
Madara olduk meyhaneye
Ahh eşek kafam benim.
Nasıl da güvendik bu hergeleye?
Gelse balığa çıkacaktık
Ne çekersek kızartıp rakıyla yutacaktık.
Kafamız tam olunca şarkılar döktürüp,
Enterasan hayellere dalacaktık.
Bu sandalı geçen hafta çalıntıdan düşürdük
Arkadaşlar ısrar etti,
Biz de iyi olur, bize uyar diye düşündük.
Saat sekizde gelecekti.
Bana beş milyon borç verecekti..
Yoksa O nemrut karısıkaçtı da,
Onun peşinden mi gitti?
Eğer öyleyse yandık!
Gudubet gene yaptı yapacağını!
Geçen sene merdivenden itip
Kırmıştı Rıza�nın bacağını
Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak,
Ya da horlarken Rıza�yı boğacak.
Bak şimdi acıdım, aşkolsun adama...
Ben olsam vallahi başedemem!
Hele beş tane velet var ki boy boy,
Allah�tan düşmanıma dilemem
Aslında iyi çocuktur Rıza , efendi huyludur.
Herkesin suyuna gider.
Yoksa, kalıba vursan hani,
Tek başına on tane adam eder.
Bir keresinde hiç unutmam,
Üç beş zibidi haraca dadandı.
Rıza sandalyeyi kaptığı gibi
Herifleri hastaneye kadar kovaladı!
Aynı mahallede büyüdük,
Aynı kızları sevdik,
Aynı kafadaydık.
Orta ikiden bıraktık, matematik ağır geliyordu.
Biz başka havadaydık.
Aynı gömleği giyer, aynı sigaraya takılır,
Aynı takımı tutardık.
Fener�in maçına iddiaya girer,
Millete az mı yemek ısmarlattık.
Bir tek askerde ayrı düştük.
Bana Bornova düştü, ona Gelibolu.
Döner dönmez evlendirdiler,
En büyük salaklığı da bu oldu.
Ben se hiç düşünmedim, zaten param yoktu.
Hep tek tabanca gedim...
Benim beğendiğimi anam istemedi,
Onun gösterdiğini ben sevmedim.
Neyse bunlar derin mevzu..
Anlaşıldı bu herif gelmeyecek
Ufaktan yol alayım.
Anam evde yanlız, şimdi meraktan ölecek.
Gittim, vurdum kafayı yattım.
Rüyamda gördüm gülümseyerek geldiğini...
Ne bilirdim yolda kamyon çarpıp,
Hastaneye kavuşmadan can verdiğini?!
Vay be Rıza..........
Sonunda sen de düştün Azrail�in peşine!
Dün boşuna günahını almışım.
Ne olur kızma bu kardeşine...
Öğlen kahvede söylediler. Rıza ölmüş! dediler.
Ne kolay söylediler.
Sanki dev bir taş ocağını,
Kökünden dinamitleyip, üstüme devirdiler!
Ahh dostum... O kocaman gövdene
O beyaz kefeni nasıl kıyıp giydirdiler?
O zalim tabutun tahtalarını,
Senin üzerine nasıl böyle çivilediler?
Yani sen şimdi gittin!...
Yani bir daha olmayacak mısın?
Yani bir daha borç vermeyecek,
Rakı ısmarlamayacak mısın?
Peki, beni kim kızdıracak?
Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak?
Peki, beni bu köhne dünyada
Senin anladığın kadar kim anlayacak?
Ulan Rıza.....
Ne hayallerimiz vardı oysa...
Ne acayip şeyler yapacaktık.
Totoyu bulunca dükkan açıp,
Adını Dostlar Meyhanesi koyacaktık.
Talih yüzümüze gülecekti be...
Karıyı boşayıp,
Sıfır bir Mercedes alacaktık.
Hafta sonu iki yavruyu kapıp
Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık.
Ah ulan Rıza.......
Bu mahallenin nesini beğanmedin de,
Öte yana taşındın?
Arasıra gıcıklaşırdın ama inan...
Benim en kral arkadaşımdın.
Ulan Rıza....ben şimdi bu koca deryada tek başıma ne halt
ederim?
Senden ayrılacağımı sanma...
Birkaç güne kalmaz ben de gelirim.
Saati mi şaşırdı bu hıyar?
Gerçi hiç saati olmadı ama..
En azından birine sorar.
Cebimde bir lira desen yok!
Madara olduk meyhaneye
Ahh eşek kafam benim.
Nasıl da güvendik bu hergeleye?
Gelse balığa çıkacaktık
Ne çekersek kızartıp rakıyla yutacaktık.
Kafamız tam olunca şarkılar döktürüp,
Enterasan hayellere dalacaktık.
Bu sandalı geçen hafta çalıntıdan düşürdük
Arkadaşlar ısrar etti,
Biz de iyi olur, bize uyar diye düşündük.
Saat sekizde gelecekti.
Bana beş milyon borç verecekti..
Yoksa O nemrut karısıkaçtı da,
Onun peşinden mi gitti?
Eğer öyleyse yandık!
Gudubet gene yaptı yapacağını!
Geçen sene merdivenden itip
Kırmıştı Rıza�nın bacağını
Korkuyorum, bir gün ya kendini asacak,
Ya da horlarken Rıza�yı boğacak.
Bak şimdi acıdım, aşkolsun adama...
Ben olsam vallahi başedemem!
Hele beş tane velet var ki boy boy,
Allah�tan düşmanıma dilemem
Aslında iyi çocuktur Rıza , efendi huyludur.
Herkesin suyuna gider.
Yoksa, kalıba vursan hani,
Tek başına on tane adam eder.
Bir keresinde hiç unutmam,
Üç beş zibidi haraca dadandı.
Rıza sandalyeyi kaptığı gibi
Herifleri hastaneye kadar kovaladı!
Aynı mahallede büyüdük,
Aynı kızları sevdik,
Aynı kafadaydık.
Orta ikiden bıraktık, matematik ağır geliyordu.
Biz başka havadaydık.
Aynı gömleği giyer, aynı sigaraya takılır,
Aynı takımı tutardık.
Fener�in maçına iddiaya girer,
Millete az mı yemek ısmarlattık.
Bir tek askerde ayrı düştük.
Bana Bornova düştü, ona Gelibolu.
Döner dönmez evlendirdiler,
En büyük salaklığı da bu oldu.
Ben se hiç düşünmedim, zaten param yoktu.
Hep tek tabanca gedim...
Benim beğendiğimi anam istemedi,
Onun gösterdiğini ben sevmedim.
Neyse bunlar derin mevzu..
Anlaşıldı bu herif gelmeyecek
Ufaktan yol alayım.
Anam evde yanlız, şimdi meraktan ölecek.
Gittim, vurdum kafayı yattım.
Rüyamda gördüm gülümseyerek geldiğini...
Ne bilirdim yolda kamyon çarpıp,
Hastaneye kavuşmadan can verdiğini?!
Vay be Rıza..........
Sonunda sen de düştün Azrail�in peşine!
Dün boşuna günahını almışım.
Ne olur kızma bu kardeşine...
Öğlen kahvede söylediler. Rıza ölmüş! dediler.
Ne kolay söylediler.
Sanki dev bir taş ocağını,
Kökünden dinamitleyip, üstüme devirdiler!
Ahh dostum... O kocaman gövdene
O beyaz kefeni nasıl kıyıp giydirdiler?
O zalim tabutun tahtalarını,
Senin üzerine nasıl böyle çivilediler?
Yani sen şimdi gittin!...
Yani bir daha olmayacak mısın?
Yani bir daha borç vermeyecek,
Rakı ısmarlamayacak mısın?
Peki, beni kim kızdıracak?
Kim zar tutacak, kim ağzını şapırdatacak?
Peki, beni bu köhne dünyada
Senin anladığın kadar kim anlayacak?
Ulan Rıza.....
Ne hayallerimiz vardı oysa...
Ne acayip şeyler yapacaktık.
Totoyu bulunca dükkan açıp,
Adını Dostlar Meyhanesi koyacaktık.
Talih yüzümüze gülecekti be...
Karıyı boşayıp,
Sıfır bir Mercedes alacaktık.
Hafta sonu iki yavruyu kapıp
Boğaz yolunda o biçim fiyaka atacaktık.
Ah ulan Rıza.......
Bu mahallenin nesini beğanmedin de,
Öte yana taşındın?
Arasıra gıcıklaşırdın ama inan...
Benim en kral arkadaşımdın.
Ulan Rıza....ben şimdi bu koca deryada tek başıma ne halt
ederim?
Senden ayrılacağımı sanma...
Birkaç güne kalmaz ben de gelirim.
Ahmet Kaya - Ah
Yüzünün yarısı göz kadife yansımalı,
Bulutlu siyah ah bulutları eflatun.
O boy aynasından çıktı fransızın malı
Vişne asidi vardı tadında rujunun
Ah sinema yıldızı filan olmalı
Ağızlığı kristal son derece uzun
Bir kibrit çakıldı mı ah yağmurluklu kız
Alevinden anlamlı dumanlar üfürüyor
Ah çocuk yüzünde gül goncası ağız
Saçlarından incecik su tozu dökülüyor
Sığınak gibi derin ağaçlar gibi yalnız
Karartma başlamış ışıklar örtülüyor
Ellerinde ruh gibi ah portakal kokusu
Kırkmaları morsalkım göz kapakları saydam
Çok vapurun battığı bir liman orospusu
Bir hırsla öptüm ki ah ölürüm unutamam
Ay ışığında deniz akordeon solosu
Pırıl pırıl yaşadım üç dakika tastamam
Görkemli çadırında italyan lunaparkın
Sanki zeytin düşürür yerlere gözlerini
Ah tahtına kurulmuş bol sakallı bir kadın
Sutyenler tutmuyor çılğın göğüslerini
Kaşları ip incesi kumral kirpikleri kalın
Kim görse şaşırır sakalının süslerini
Tavana asılmış sosyalist saçlarından
Ah sabah sabah omuzları kan içinde
İşkence sonrası genç bir kadın militan
Yığınlar uğulduyor hummalı gençliğinde
Adı bile çıkmamış dudaklarından
Doğru yaşadığının sımsıkı bilincinde
Bulutlu siyah ah bulutları eflatun.
O boy aynasından çıktı fransızın malı
Vişne asidi vardı tadında rujunun
Ah sinema yıldızı filan olmalı
Ağızlığı kristal son derece uzun
Bir kibrit çakıldı mı ah yağmurluklu kız
Alevinden anlamlı dumanlar üfürüyor
Ah çocuk yüzünde gül goncası ağız
Saçlarından incecik su tozu dökülüyor
Sığınak gibi derin ağaçlar gibi yalnız
Karartma başlamış ışıklar örtülüyor
Ellerinde ruh gibi ah portakal kokusu
Kırkmaları morsalkım göz kapakları saydam
Çok vapurun battığı bir liman orospusu
Bir hırsla öptüm ki ah ölürüm unutamam
Ay ışığında deniz akordeon solosu
Pırıl pırıl yaşadım üç dakika tastamam
Görkemli çadırında italyan lunaparkın
Sanki zeytin düşürür yerlere gözlerini
Ah tahtına kurulmuş bol sakallı bir kadın
Sutyenler tutmuyor çılğın göğüslerini
Kaşları ip incesi kumral kirpikleri kalın
Kim görse şaşırır sakalının süslerini
Tavana asılmış sosyalist saçlarından
Ah sabah sabah omuzları kan içinde
İşkence sonrası genç bir kadın militan
Yığınlar uğulduyor hummalı gençliğinde
Adı bile çıkmamış dudaklarından
Doğru yaşadığının sımsıkı bilincinde
Ahmet Kaya - Ağlama Bebeğim
Ağlama bebek, ağlama sende,
Umut sende yarın sende.
Yağmur gibi gözlerinden akan yaş niye,
Bu suskunluk, bu durgunluk, sıkıntın niye.
Çok uzakta öyle bir yer var
O yerlerde mutluluklar
Paylaşılmaya hazır
Bir hayat var.
Ağlama bebeğim ağlama sende
Acı sende hasret sende.
Dalıp dalıp derinlere düşünmen niye,
Bu küskünlük, bu dargınlık, kızgınlık niye.
Umut sende yarın sende.
Yağmur gibi gözlerinden akan yaş niye,
Bu suskunluk, bu durgunluk, sıkıntın niye.
Çok uzakta öyle bir yer var
O yerlerde mutluluklar
Paylaşılmaya hazır
Bir hayat var.
Ağlama bebeğim ağlama sende
Acı sende hasret sende.
Dalıp dalıp derinlere düşünmen niye,
Bu küskünlük, bu dargınlık, kızgınlık niye.
Ahmet Kaya - Ağladıkça
Dağlarda öfkeli başım,
Serhatta hep akşam oluyor.
Nasipsiz kıştan mı ?
Yağmurdan mı yoksa aşktan mı ?
Ağladıkça ağladıkça, dağlarımız yeşerecek
Görecek göreceksin, ağladıkça ağladıkça
Geceyi tutacağız, görecek göreceksin
Ağladıkça ağladıkça güneşi tutacağız
Görecek göreceksin
İlk yazda bitti telaşım
Alnımda hep kavga duruyor
Vakitsiz hırstan mı ?
Bahardan mı yoksa aşktan mı ?
Ağladıkça ağladıkça, bozkırlar yeşerecek
Görecek göreceksin, ağladıkça ağladıkça
Güneşi tutacağız, görecek göreceksin
Serhatta hep akşam oluyor.
Nasipsiz kıştan mı ?
Yağmurdan mı yoksa aşktan mı ?
Ağladıkça ağladıkça, dağlarımız yeşerecek
Görecek göreceksin, ağladıkça ağladıkça
Geceyi tutacağız, görecek göreceksin
Ağladıkça ağladıkça güneşi tutacağız
Görecek göreceksin
İlk yazda bitti telaşım
Alnımda hep kavga duruyor
Vakitsiz hırstan mı ?
Bahardan mı yoksa aşktan mı ?
Ağladıkça ağladıkça, bozkırlar yeşerecek
Görecek göreceksin, ağladıkça ağladıkça
Güneşi tutacağız, görecek göreceksin
Ahmet Kaya - Adı Yılmaz
Dalyan gibi bir çocuktu,
Benim gözümde küçüktü.
Küstüde dağlara çıktı,
İner mi inmez mi bilmem.
Şimdi dağların tozudur
Belki isyanın sazıdır
Hala kalbimde sızıdır
Diner mi dinmez mi bilmem
Adı Yılmaz kendi yılmaz
Makamı yok dem tutulmaz
Dağlara soru sorulmaz
Döner mi dönmez mi bilmem
Mavi gözleri boncuktur
Ölüm korkusu şuncuktur
Azrail atı kancıktır
Biner mi binmez mi bilmem
Parkasına kar yağmıştır
Bir kenarda ağlamıştır
Belki elleri yanmıştır
Söner mi sönmez mi bilmem
Adı Yılmaz kendi yılmaz
Makamı yok dem tutulmaz
Dağlardan hesap sorulmaz
Döner mi dönmez mi bilmem
Benim gözümde küçüktü.
Küstüde dağlara çıktı,
İner mi inmez mi bilmem.
Şimdi dağların tozudur
Belki isyanın sazıdır
Hala kalbimde sızıdır
Diner mi dinmez mi bilmem
Adı Yılmaz kendi yılmaz
Makamı yok dem tutulmaz
Dağlara soru sorulmaz
Döner mi dönmez mi bilmem
Mavi gözleri boncuktur
Ölüm korkusu şuncuktur
Azrail atı kancıktır
Biner mi binmez mi bilmem
Parkasına kar yağmıştır
Bir kenarda ağlamıştır
Belki elleri yanmıştır
Söner mi sönmez mi bilmem
Adı Yılmaz kendi yılmaz
Makamı yok dem tutulmaz
Dağlardan hesap sorulmaz
Döner mi dönmez mi bilmem
Ahmet Kaya - Adı Bahtiyar
Geçiyor önümden, sirenler içinde
Ah eller üstünde, çiçekler içinde (x2)
Dudağımda yarım bir sevdanın hüznü
Aslan gibi göğsü türküler içinde (x2)
Rastlardım avluda hep volta atarken
Cigara içerken yahut coblanırken (x2)
Kimseyle konuşmaz dal gibi titrerdi
Çocukça sevdiği çiçeği sularken (x2)
Diyarbakırlıymış adı Bahtiyar
Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar (x2)
Geçiyor önümden gül yüzlü Bahtiyar
Yara aldığı yerde kalan sazı kadar (x2)
Beni tez saldılar o kaldı içeride
Çok sonra duydum ki Yozgat'ta sürgünde (x2)
Ne yapsa ne etse üstüne gitmişler
Mavi gök yüzünü ona dar etmişler (x2)
Gazetede çıktı üç satır yazıyla
Uzamış sakalı çatlamış sazıyla (x2)
Birileri ona ölmedin diyor da
Ölüm ilanında hüzünle gülüyordu(x2)
Diyarbakırlıymış adı Bahtiyar
Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar (x2)
Geçiyor önümden gül yüzlü Bahtiyar
Yara aldığı yerde kalan sazı kadar (x4)
Ah eller üstünde, çiçekler içinde (x2)
Dudağımda yarım bir sevdanın hüznü
Aslan gibi göğsü türküler içinde (x2)
Rastlardım avluda hep volta atarken
Cigara içerken yahut coblanırken (x2)
Kimseyle konuşmaz dal gibi titrerdi
Çocukça sevdiği çiçeği sularken (x2)
Diyarbakırlıymış adı Bahtiyar
Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar (x2)
Geçiyor önümden gül yüzlü Bahtiyar
Yara aldığı yerde kalan sazı kadar (x2)
Beni tez saldılar o kaldı içeride
Çok sonra duydum ki Yozgat'ta sürgünde (x2)
Ne yapsa ne etse üstüne gitmişler
Mavi gök yüzünü ona dar etmişler (x2)
Gazetede çıktı üç satır yazıyla
Uzamış sakalı çatlamış sazıyla (x2)
Birileri ona ölmedin diyor da
Ölüm ilanında hüzünle gülüyordu(x2)
Diyarbakırlıymış adı Bahtiyar
Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar (x2)
Geçiyor önümden gül yüzlü Bahtiyar
Yara aldığı yerde kalan sazı kadar (x4)
Ahmet Kaya - Ada Sahilleri
Ada sahillerinde bekliyorum.
Her zaman yollarını gözlüyorum.
Seni senden güzelim istiyorum.
Beni şad et Şadiye başın için. (x2)
Her zaman sen yalancı ben kani.
Her zaman orta yerde bir mani.
Her zaman sen uzakta ben müştak.
Her tellakide bir hayalin berrak. (x2)
Nerede o mis gibi leylaklar.
Sararıp solmak üzere yapraklar.
Bana mesken olunca topraklar.
Beni yad et güzelim başın için. (x2)
Her zaman yollarını gözlüyorum.
Seni senden güzelim istiyorum.
Beni şad et Şadiye başın için. (x2)
Her zaman sen yalancı ben kani.
Her zaman orta yerde bir mani.
Her zaman sen uzakta ben müştak.
Her tellakide bir hayalin berrak. (x2)
Nerede o mis gibi leylaklar.
Sararıp solmak üzere yapraklar.
Bana mesken olunca topraklar.
Beni yad et güzelim başın için. (x2)
Ahmet Kaya - Acılara Tutunmak
Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimiz de.
O yuvasız çalıkuşu
Bense kafeste kanarya.
O dolaşmış daldan dala
Savurmuş yüreğini
Ben bölmüşüm yüreğimi
Başkaldıran dizelere
Aramakmış oysa sevmek
Özlemekmiş oysa sevmek
Bulup bulup yitirmekmiş
Düşsel bir oyuncağı.
Yalanmış hepsi yalan
Yalanmış hepsi yalan
Sevmek diye bir şey varmış
Sevmek diye bir şey yokmuş.
Acı çektim günlerce
Acı çektim susarak
Şu kısacık konuklukta
Deprem kargaşasında.
Yaşadım birkaç bin yıl
Acılara tutunarak
Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimiz de.
Acılardan arta kalan
İşte bu bakışlarmış
Buğu diye gözlerimde
Gün batımı bulutlarmış.
Özgürüz ikimiz de.
O yuvasız çalıkuşu
Bense kafeste kanarya.
O dolaşmış daldan dala
Savurmuş yüreğini
Ben bölmüşüm yüreğimi
Başkaldıran dizelere
Aramakmış oysa sevmek
Özlemekmiş oysa sevmek
Bulup bulup yitirmekmiş
Düşsel bir oyuncağı.
Yalanmış hepsi yalan
Yalanmış hepsi yalan
Sevmek diye bir şey varmış
Sevmek diye bir şey yokmuş.
Acı çektim günlerce
Acı çektim susarak
Şu kısacık konuklukta
Deprem kargaşasında.
Yaşadım birkaç bin yıl
Acılara tutunarak
Acı çekmek özgürlükse
Özgürüz ikimiz de.
Acılardan arta kalan
İşte bu bakışlarmış
Buğu diye gözlerimde
Gün batımı bulutlarmış.
Ahmet Kaya - Acı Ninni
Uyusun ha iyi büyüsün,
Camlar buğulanmasın.
Sen uyu uyusun,
Bulutlar uyanmasın.
Işıklar uyanmasın.
Camlar buğulanmasın.
Sen uyu, uyanmasın
İstanbul uyusun
Karagümrük uyusun
Fatih uyusun
Atatürk bulvarında
Rüyalar büyüsün.
Sen uyu, uyusun
İstanbul uyanmasın
Gemiler uyanmasın
Camlar buğulanmasın
Cibali uyanmasın
Kalbim buğulanmasın
Gemiler uyanmasın
Camlar buğulanmasın.
Camlar buğulanmasın.
Sen uyu uyusun,
Bulutlar uyanmasın.
Işıklar uyanmasın.
Camlar buğulanmasın.
Sen uyu, uyanmasın
İstanbul uyusun
Karagümrük uyusun
Fatih uyusun
Atatürk bulvarında
Rüyalar büyüsün.
Sen uyu, uyusun
İstanbul uyanmasın
Gemiler uyanmasın
Camlar buğulanmasın
Cibali uyanmasın
Kalbim buğulanmasın
Gemiler uyanmasın
Camlar buğulanmasın.
Ahmet Kaya - (Potbori) Fabrika Kızı, Cama Çıkma, Fabrika Önü
Bir mavi otobüs gelirdi
Seni alır giderdi
O mavi otobüs var ya
Seni alır giderdi
Kaldırımlar kaldırımlar varya
Seni alır giderdi
O mavi otobüs varya
Seni alır giderdi
Fabrikada tütün sarar sanki kendi içer gibi
Oturmuşta hayal kurar bütün insanlar gibi
Cama cama
Cama çıkma sevdiğim
O fabrikanın onu varya
O kalabalık insanlar varya
Seni alır giderdi
Saat 6''yı 10 geçe varya
O mavi otobüs varya
O insanlar varya
Seni alır giderdi
Fabrikada tütün sarar
Sanki kendi içer gibi
Oturmuşta hayal kurar
Bütün insanlar gibi
Seni alır giderdi
O mavi otobüs var ya
Seni alır giderdi
Kaldırımlar kaldırımlar varya
Seni alır giderdi
O mavi otobüs varya
Seni alır giderdi
Fabrikada tütün sarar sanki kendi içer gibi
Oturmuşta hayal kurar bütün insanlar gibi
Cama cama
Cama çıkma sevdiğim
O fabrikanın onu varya
O kalabalık insanlar varya
Seni alır giderdi
Saat 6''yı 10 geçe varya
O mavi otobüs varya
O insanlar varya
Seni alır giderdi
Fabrikada tütün sarar
Sanki kendi içer gibi
Oturmuşta hayal kurar
Bütün insanlar gibi
Kaydol:
Yorumlar (Atom)